27 Ekim 1921

Yunan Başbakanı Gunaris, dun geldiği Londra'da İngiliz Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'yla göruştıi. Anadolu'da işgalleri alunda bulunan bölgede 3 milyon nüfuslu 1 00.000 kın2lik alanda sivil teşkilat yapmak istediklerini söyledi. İngilizler de Briand gibi Gunaris'ten Türkiye ile savaşı sona erdirmek için Müttefiklerin arabuluculuğunu kabul etmesini istediler. Curzon, "Kendinizi Müttefiklerin ellerine bırakın. İzmir konusunda yeni şartları kabul edin. Sevr Anlaşması temellerijızerinde yeni bir anlaşmaya ihtiyaç var" dedi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Meclis'in gizli oturumunda, ordunun yiyecek ve giyecek durumu tarbşıldı. Milli Savunma Bakanı Refet Paşa, istenilen ölçülerde olmasa da askerin doyurulduğunu söyledi. Mıiteahhitlerin çıkardıkları zorlukları anlattı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Peyamı Sabah: Bekir Sami Bey'in Moming Post'a demeci: Anadolu'da tek Yunan askeri kalama


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Az ilerde göreceğimiz gibi, anlaşma, İngiltere’de tepki uyandırmıştı. Anlaşmaya Fransa’da karşı çıkanlar bu tepkiyi beklenmedik şekilde yo­rumladılar ve İngiltere’ye karşı “oh olsun!” der gibi bir tutum takındılar; bu şekilde Fransa’nın hiç değilse İngiltere’nin dümen suyundan çıkarak, “yanlış” ama “bağımsız” bir politika izlediğini düşünüyorlardı. Yukarıda değindiğimiz gibi, bu düşünce,Türk-Fransız yakınlaşmasına karşı çıkanlar için bir süre teselli nedeni bile olmuştu. Nitekim, Emile Bure diyordu ki: “Londra’da ileri sürüldüğüne göre Fransız-Türk anlaşması Mezopotam­ya’da Ingiltere’nin güvenliğini tehlikeye sokuyormuş. Olabilir! Fakat, yine aynı Mezopotamya’da İngilizlerin koruduğu, düşmanımız Faysal’ın varlığı Suriye’de bizim güvenliğimizi garanti ediyor mu sanılıyor? Hayır! Biz Ankara’da sinsice harekette bulunmuş olsak bile, İngiltere’nin yalanmaya hakkı yoktur: Biz, sadece onun bize yaptığına cevap verdik!”1 L Ouest-Ec- laifde Rene Pinon, İngiltere’nin tepkisini haksız bulan ve bu konuyu sık sık işleyen yazarların başında gelir: “Yakınmaya, mırıldanmaya hakkı ol­mayan bir millet, bir hükümet ve bir adam varsa bu millet İngilizlerdir, bu hükümet İngiltere hükümetidir, bu adam Marki Curzon’dur. Çünkü, bizim Orta Doğuda rastladığımız içinden çıkılmaz güçlükler onların eseri­dir, ve bizi, askerlerimizin kanını akıtmamak için Kemalist Türklerle an­laşmaya zorlayan onlardır.”

Anlaşmanın önemli sayılabilecek eleştiricilerinden biri de Raymond Poincare’dir. Le Temps, Revue des Deux Mondes, La Depeche (de Toulouse) gi­bi gazete ve dergilerde çıkan yazılarında Poincare “temelde” Briand’a hak veriyor, ancak şekil yönünden anlaşmayı eleştiriyordu. Ona göre, “Fransız diplomasisinin beceriksiz yöntemlerinin İngiltere ile Fransa arasında orta­ya çıkardığı bu can sıkıcı sürtüşmenin hâlâ askıda duran Alman meselesi­nin çözümünde Paris’in durumunu zayıflatmasından” korkulurdu.


(Kaynak: Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu 1919-1922 / Yahya Akyüz / Syf 217)


Hâriciye Vekili Yusuf Kemal Bey tarafından 27 Ekim akşamı Tu ozzi şerefine bir ziyafet verilmiştir. Bu ziyafete, İcra Vekilleri Reisi Fevzi Paşa ile Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi muavini Miralay Sa­lih Bey de katılmışlardır.


Fransızlarla yapılan anlaşmaya benzer bir anlaşmayı imzalamak için Ankara'ya gelen Tuozzi'nin299 amacı, Ankara Hükümetinden ikti­sadi ayrıcalıklar elde etmek ve Üçlü Antlaşma'nın İtalya'ya sağladı­ğı bölgedeki çıkarlarını Ankara Hükümeti’ne tasdik ettirmekti. TBMM yönetimiyle ilişki kurmak suretiyle ılımlı bir siyaset uygula­yarak askıdaki tüm problemlerin çözümlenmesini hedefleyen Tuozzi, gerçekte ise Fransızlara karşı bir İtalyan dengesi sağlamayı umuyor­du. Buna mukabil Ankara Hükümeti, Tuozzi ile Misak-ı Millî esas­larına dayanan bir anlaşma yapmak için ısrar etti. Tuozzi, bu konuyu görüşme yetkisine sahip olmadığını ancak Ankara yönetimince yapı­lacak önerileri kendi hükümetine iletebileceğini söyledi. Üçlü Antlaş­ma ile İtalya'ya ayrılan nüfuz bölgesinde ayrıcalıklar verilmesi için ıs­rar eden Tuozzi, bu isteği kabul edilmediği takdirde İtalya ile Türkiye arasında görüşülecek bir konu kalmayacağı uyarısında bulundu. İngi­liz istihbaratına bakılacak olursa, Kemalistler, İtalyanlara bazı ayrıca­lıklar vermekten yanaydılar ama bu ayrıcalıkların, tanımadıkları özel nüfuz bölgelerinde uygulamalarını kabullenemiyorlardı. Tuozzi'nin inatçı tutumu Ankara Hükümeti’nin tepkisine yol açtı. Yusuf Kemal Bey 21 Kasım’da Câmi Bey'e gönderdiği telgrafta, “Tuozzi'nin inatçı tutumundan ötürü” yakındı ve “İtalya Dışişleri Bakanlığı'nın, Türki­ye de tespit edilmiş nüfuz bölgeleri üzerinde direnmeyeceğini kendisi­nin daha önce Ankara'ya bildirmiş olduğunu” hatırlattı. Hâriciye Ve­kili, Bu gelişmelerde İngiliz parmağı olup olmadığı” konusunda kendisini aydınlatmasını" da istedi. Câmi Bey verdiği cevapta, İngilizle rin İtalya'yı etkileyerek Fransa'yı yalnız bırakmaya çalıştıklarını bildirdi ve “Tuozzi'yi Ankara'da tutmak için her türlü çareye başvurul­masını, anlaşılamasa da, vakit kazanarak, İtalya ile İngiltere arasını açmak için çalışılmasını” önerdi.


(Kaynak: İtalyan Arşiv Belgelerinde Anadolu’da Yunan Mezalimi / Mevlüt Çelebi / Syf 304)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG