27 Eylül 1920 Pazartesi

Açıksöz: Köylü ne istiyor? Öyle bir kanun olsun ki, kimseyi kimseden ayırmasın. Köylüye hayat ve refah verecek bir devir açmamız lazım.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Ankara’ya ziyarete gitmek için yola çıkan savaş muhabiri Alaedine Haidar Eylül 1920 sonunda yolda yaşadıklarını anlatıyor:


Otele geldiğimde, Kastamonu Valisi’nin çok sevgili dostum Cemal Bey olduğunu öğrendim. İlk iş Kaymakamlığa gittim ve Kastamonu’ya telefon ettim. Böylece Vali, İstanbul’dan gelen her yolcu için yapılan titiz sorgulamayı ve bu maksatla kurulmuş Komisyon’un iznini beklemeye gerek kalmaksızın, daha iç bölgelere gitmeme imkan tanıyan resmi talimatı verdi.


Tıpkı diğer yerlerdeki gibi İnebolu’da da her şey sakin. Basındaki haberlerin doğru olup olmadığını sorduğumda, sadece yüzüme güldüler.


O halde İstanbul ve yabancı basına yayılmış: ‘Türkler katliam yapıyor. Kemalistler Hristiyanları sürgün ediyor.’ Gibi iftiralara karşı bir isyanın patlak vermesi nasıl engellenebilir.

Anadolu Hrıstiyanlarını da görüyorum. İstanbul’daki bütün nüfusu hükmü altına almış müttefiklerin esaretinden uzakta, kimse karışmadan rahatlıkla işlerini görüyorlar.


İnebolu’da her şey savaştan önceki gibi yolunda. Sadece halkın tamamı silahlanmış. Her şehirli, İzmir, Aydın ve Menemen bölgelerini ateşe veren Yunan ordularına karşı evini ve yurdunu korumaya hazır.


İlk uyarıda taburlar halinde teşekkül etmiş milisler, omuzlarında tüfekleri ve bellerinde palaskaları civarda konumlanıyorlar. İşte böyle nefes alıyorlar. Bir halkın bağımsızlığı için başkaldırışı böyle anlaşılıyor.


‘Silaha sarılmış bu insanları gördüğümde, aklıma ister istemez, atalarımızın Guillaume Tell zamanında verdikleri bağımsızlık mücadeleleri geliyor.’ Demişti bana İnebolu’daki Osmanlı Bankası’nın İsviçreli müdür yardımcısı. ‘Burada bir ideal, tarifsiz bir yaşama azmi var ve bunu ne –halkı uyuyan yada spekülasyondan başka şey bilmeyen- İstanbul, ne de Avrupa anlayabilir.’


Anadolu’da henüz yeni gelmiş bir yabancının fikri böyleydi. O Anadolu ki her şeye rağmen şark kimliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Deniz kıyısındaki küçük kahvelerde pek çok sarıklı Türk, Eylül güneşinin altında nargilelerini tüttürüyor. Hayat, İstanbul’dakiyle kıyaslandığında, neredeyse on defa daha iyi gidiyor. Anadolu’ya gelen bir yolcunun dikkatini derhal çekecek şey ağır cezalara bağlanmış güncel alkollü içki yasağı ve tüm kumar salonlarının kapatılması.


(Kaynak: Ankara’da Mustafa Kemal’in Yanında / Alaeddin Haidar / Syf 28)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG