27 Kasım 1919 Perşembe

Maraş kalesinde Fransız bayrağı dalgalanıyor! Fransızların Maraş Valisi Andrea, kaledeki Türk bayrağını indirtti. Bunun üzerine Maraş’ta birkaç nüsha çoğaltılan bir bildiri camilere bırakıldı.

"Ey Necip Osmanlı Milleti! Vaktine hazır ol. Bin üç yüz seneden beri Hz. Allah'ı ve Peygamber-i zişanını hizmetinle razı ettiğin bir din ölüyor. Yani ecdadının başı pahasına fethettiği bir kalenin burcundaki alsancağın, bugün Fransızlar tarafından indirilip yerine kendi bayrağı konuldu. Şimdi acaba bunu yerine koyacak, sende birkaç yüz İslam gayreti hiç mi yok? Karışıklık arzu etmeyelim yalnız pürvakar ve azametli olarak alsancağımızı geri yerine koyalım, tekrar kemal-i muhabbetle yerlerimize dönelim. Korkma seni buradaki birkaç Fransız kuvveti kıramaz, sen mütevekkil en Allah 'a mevcudiyetini gösterecek olursan, değil birkaç Fransız kuvveti, hatta bütün Fransız milleti kıramaz buna emin ol"

Halk, Türk bayrağının dalgalanmadığı yerde cuma namazı kılınamayacağına karar vererek, kale duvarlarına tırmandı; Türk bayrağını yerine astı ve namazı onun gölgesinde tamamladı. Halk, hükumet konağına giderek Fransız valisinin bina­dan çıkarılmasını istedi, aksi halde bu işi halkın yapacağı bildirildi. Guvarnör binayı terk etmek zorunda kaldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 253)


İzmir’e Doğru: Bir ikisi müstesna, İstan­bul ve İzmir zenginlerine! Zavallı Türk hiç düşünemezdi ki kalpleriniz Türk olan her şeye ve her varlığa karşı kayıtsızmış. Bu memleketin kanını damla damla emen beyefendiler, ne doymak bilmeyen bir servet hırsınız varmış!

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 249)


(Balıkesir’de, Mustafa Necati ve Vasıf Çınar yönetiminde İzmire Doğru Gazetesi’nin ilk sayısı 16 Kasım 1919’da yayımlandı. Yunan zulümleri konusunda halkı direnişe çağıran gazetenin İzmir ve çevresine sokulması Yunanlılar tara­fından yasaklanacak, buna rağmen işgal bölgesinde de gizlice dağıtılıp okuna­caktır. İzmir’e Doğru 74 sayı yayımlanabilecek, son sayısı Balıkesir’in işgalin­den üç gün önce 27 Haziran 1920’de çıkacaktır)


Millî örgütlerin bazı idareci ve kumandanları kabul etmemesi üzerine Harbiye Bakanı Cemal Paşa, Mustafa Kemal’e 24 Kasım’da “Devletin iç işleri ve siyaseti hiç ortak kabul etmez” diye yazdı. Bu konuda tatminkâr cevap istedi.


Nutuk’tan/


Efendiler, Dahiliye Nâzırı Damat Ferit Paşa, durup düşünmeden sürekli olarak millî birliği bozacak tedbirler almaktan geri kalmıyordu. Diğer Nezaretleri de aynı prensip doğrultusunda harekete teşvik ettiği görülüyordu. Harbiye Nâzırı Cemal Paşa’nın, buna benzer birtakım işlerden sözeden 24 Kasım 1919 tarihli bîr şifresinin ilk cümlesi şuydu:


«Devletin iç işleri ve siyasî politikası kesinlikle ortaklık kabul etmez».

Bu telgrafa 27 Kasım 1919 tarihinde verdiğimiz ayrıntılı cevapta, biz de şöyle dedik:


«Devletin iç işleri ve siyasî politikasının kesinlikle ortaklık kabul etmediği bir gerçek olmakla birlikte, benzeri görülmemiş olan bugünkü durum karşısında, vatan ve milletin geleceğini güvence altına alacak olan millî teşkilâtı, bilerek veya bilmeyerek zayıflatacak ve millî birliği bozacak hiçbir muameleye milletin razı olamayacağı da pek meşru ve tabiîdir.»


Bu telgrafın son cümlesi şöyleydi:


«Hey’etimiz, imzasını taşıyan taahhütlerine tamamıyla bağlıdır. Şu kadar ki, taahhütler karşılıklı olmak gerekir. Oysa, hükûmet, Salih Paşa’nın imzasını taşıyan taahhütlerin(*) ve notların daha hiçbirini yerine getirmemiş ve eğer varsa, engelleyici sebepler bile bildirilmemiştir. »


(*22 Ekim 1919’da yapılan Amasya Görüşmeleri hakkında bilgiyi aynı tarihli gönderiden inceleyebilirsiniz.)


18 Kasım’da göreve başlayan Kastamonu Valisi Cemal Bey, yayımladığı bir genelgeye Temsil Kurulu’nun emrini ekleyerek, daire başkanlanndan millî mücadele konusundaki görüşlerini sordu. Gelen cevaplarda, yalnız iki daire başkanının aleyhte görüş bildirdiği görülecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 249)


İngilizlerin Bağdat Sivil Komiseri, Dışişleri Bakanlığı’nın 22 Kasım tarihli yazı­sına cevap vererek Binbaşı Noel’in adı geçen yazıda özetlenen görüşlerinin hiç­birine katılmadığını bildirdi. Sivil Komiser, Türk otoritesinin Kürdistan’da de­vam ettiğini, İzmir ve Adana gibi yerlerdeki etkinliklerin bu otoriteyi güçlen­dirdiğini, Kültlerin, kendi başlarına bırakılırlarsa İngiliz yanlısı olacakları görüşüne katılmadığını, etnolojik sınırların iyi sınırlar olmadığını, Mezopotam­ya kuzeyinde özerk devletler oluşturulması gerektiğini anlattı. (İngiliz Belgelerinde Kürdistan 109)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 249)


Demirci Mehmet Efe Çetesi, Yörük Ali Efe ile üstünlük yarışından ötürü Muğ­la’yı bastı. Muğla ileri gelenleri, iki çete grubu arasında çatışmayı önlediler. İs­tilacılara karşı çarpışan bu iki kuvvetin birbirine düşmesi, Muğla halkını üzdü.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 249)


Mustafa Necati


Mustafa Necati, 1894 yılında İzmir’de doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini İzmir'de, yükseköğrenimini İstanbul’daki "Hukuk Mektebi"nde tamamlar.


Milli mücadele günlerinde ise, silahlı birliklerde görev almakla kalmaz, Balıkesir'de "İzmir'e Doğru" adında bir gazete yayımlamaya başlar. Bu gazetede Ulusal Kurtuluş hareketinin anlam ve önemini açıklayan başyazılar yazar. Birinci mecliste Manisa ve İzmir milletvekili olarak görürüz. 1923’te İmar ve İskân Vekilliği, 1924’te Adliye Vekilliği yapar. Daha sonra ise 1924’te Muallimler Birliği başkanlığında ve 1925’ten itibaren Milli Eğitim Bakanlığı görevinde bulunur.


Onun bu görevde de çok etkin ve başarılı olduğunu görürüz.


Başkan olur olmaz düzenlediği kongre eğitim tarihimizin önemli olaylarından biri sayılır.


Mustafa Kemal'in öğretmenlere "Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister" diye seslendiği kongre budur.


Ömrünü devrimlerin geniş kitlelerce benimsenmesine ve eğitimimizin çağdaşlaşmasına adayan Mustafa Necati, 1 Ocak 1929’da henüz 35 yaşında iken vefat eder.

Onun ölümü büyük bir yasa yol açar. İsmet İnönü de başbakan olarak mezarı başında bir konuşma yapar:


"Cumhuriyet evlâtlarının vazifeleri, bu vatanın, ilmin ve kültürün yüksek mazhariyetlerine ermiş vatandaşlar yuvası olması için çalışmalarıdır. Bu yolda hiçbir müşkül tanımıyoruz. Bilhassa milleti cehaletten kurtarmak kararında ısrarımız ve sarplığımız sarsılmaz bir haldedir. İnkılapçıların ölürken, yeni yetenlerden bir tek dileği vardır; o da bileklerinde sallanan vazife bayrağını kavrayıp daha yüksekte dalgalandırmasıdır. Necati, aziz Necati dileğin yerine getirilecektir.’’


Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya’sından;


Mustafa Necati’nin hastalığından bir akşam önce Çankaya’da beraberdik. O kadar sevinen Necati Maarif Vekili olarak millet mekteplerinin ilk talebesi olacaktı. Heyecan içinde kalktı. Pek sevdiği zeybeğini oynadı. Körbarsak ameliyatı olması için hekimlerin nasihatlerini dinlemeyen zavallı genç, bu sıçrayışlarla bir zehir kesesini delerek içine akıttığını bilmiyordu. Ertesi gün ateşler içinde yattı ve öldü. Atatürk’ün ilk defa hıçkırıklarla ağladığını bu ölüm akşamı görmüştüm. ‘Ne evlattı o…’ diye hayıflanıyordu.


(Kaynak: Mustafa Necati – Hayatı ve Hizmetleri / Türk Eğitim Derneği 2.Anma Toplantısı 25 Kasım 1994 / https://www.ted.org.tr/wp-content/uploads/2019/04/ted_mustafa_necati_anma_toplantisi_ocr.pdf)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG