27 Mart 1920 Cumartesi


Yusuf Kemal, Rıza Nur, Hoca Vehbi, Abdullah Azmi’den meydana gelen me­bus kurulu, İstanbul’un işgaliyle ortaya çıkan durum konusunda Hükümetin görüşlerini Temsil Kurulu’na ulaştırmak amacıyla Haydarpaşa’dan yola çıktı. Mebuslar yarın Geyve’de Mustafa Kemal tarafından göz hapsine aldırılacak, amaçlarının öğüt vermek olmadığı öğrenilince de Ankara’ya gitmelerine izin verilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 453)


Mustafa Kemal, İstanbul’dan Ankara’ya gitmekte olan ve Düzce’de bulunan Celalettin Arif Bey’e bir tel çekerek, Ankara’da toplanacak yeni Meclis konu­sunda kendisini desteklemesini istedi. Mustafa Kemal, İstanbul Meclisi’nin başkanı olan Celalettin Arif Bey’den Temsil Kurulu’nun toplanacak Ola­ğanüstü Meclis ile ilgili genelgesini okumasını ve buna katıldığını kısa bir bildi­riyle açıklamasını istedi. Celatettin Arif Bey, verdiği cevapta, adı geçen genelge­yi okumadığını, bildiriyi okuduktan ve Ankara’ya ulaştıktan sonra Temsil Ku­rulu ile görüşüp bir bildiri yayımlayacağını bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 453)


Üç yüksek komiser, Hükümet’e verdikleri bir notada millî adı verilen hareket taraftarlarının İstanbul’la bağlantıyı kesmeleri üzerine, şehrin aç kalacağını anlatarak bu durumdan, hareketin liderleriyle birlikte onları tenkil ve açıkça tak­bih etmeyen Hükümet’in sorumlu olacağını bildirdiler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 453)


Önceki gün Kilis’ten hareket eden Andrea komutasındaki takviyeli Fransız kuvvetleri, Antep yolunu kapatan Teğmen Şahin kuvvetleriyle çarpıştı. Teğ­men Şahin, Antep’ten gelen ve savunmaya devam edilmesini isteyen kurula “Düşman ancak buradan benim ölüm üzerinden geçebilir” dedi. Ancak, kuv­vetlerinin şiddetli Fransız saldırısı karşısında dağılması üzerine Şahin Bey, ya­rın Ölecek. ★ Yörük Selim komutasındaki bir kaç yüz kişilik Maraş Kuvayı Milliyesi, Haruniye’ye geldi. Yörük Selim komutayı ele aldı. ★ Türk çeteleri tarafından Kozan kuşatıldı. ★ Erivan bölgesinde Büyükvedili milis kuvvetleri Ermenilere saldırdı. Ermeni kuvvetleri Erivan yönüne çekildi. ★ Merdenek (Göle)’de Ermeni işgaliyle birlikte Kafkas Çiftçi Şûrası yönetimi kuruldu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 453)


Kâzım Karabekir, Halil ve Nuri Paşalara bir mektup yazarak hiç bir devletten borç alma imkânı olmadığını bildirdi. Azerbaycan Hükümeti’nden maddî yar­dım sağlanmasını istedi. Karabekir, son haberlerden do­layı bölgesindeki Kürt aşiretlerinin el ele vererek düşmana karşı savaşmaya azimli oldukları konusunda kolorduya başvurduklarını diğer kolordulara bil­dirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 453)


Fransız eski Başbakanı Briand’ın konuşması: Musul, İskenderun’un hinterlantıdır. İskenderun da bu bölgenin doğal bir mahrecidir. Fransa pamuktan mahrumdur. Adana’daki pamuk, bu bakımdan son derece önemlidir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 453)


Yüksek Komiser Robeck’in raporu: Ali Sait Paşa, Velit Ebüzziya, Süleyman Nazif, Celal Nuri ve İslam Ali’yi Malta’ya sürdüm.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 453)


Nutuk’tan/


Efendiler, 16 Martta İstanbul işgal edilir edilmez, hemen aldığım tedbirler arasında, daha birtakımları vardır ki, onları Büyük Millet Meclisi’nin ilk açılışında anlattığım için burada yeniden açıklamadım. Örnek olarak, Eskişehir ve Afyonkarahisar’daki yabancı birliklerin silâhlarının alınması veya oradan uzaklaştırılmaları, Geyve ve Ulukışla yakınlarındaki tahribi ve Anadolu’da bulunan yabancı subayların tutuklanması gibi tedbirlerle ilgili ayrıntıları, Büyük Millet Meclisi’nin ilk tutanaklarında okumuşsunuzdur.


Bu tedbirler arasında en önemlisi; olağanüstü yetkiler taşıyan bir meclisin Ankara’da toplanmasını sağlama konusundaki millî ve vatanî görevimize ait karar ve bu kararın uygulanmasıdır.


Efendiler, bu konudaki kararımızı ve bu kararın nasıl uygulanacağını gösteren bir bildiriyi, 19 Mart 1920’de, yani İstanbul’un işgalinden üç gün sonra yayınladım.


Efendiler, bir hafta içinde, çeşitli yerlerden Ankara’ya gelmekte olan milletvekilleriyle, telgrafla haberleşilerek bizzat temasa geçildi. Kendilerine, üzüntülerinin giderilmesine, maneviyatlarının yükseltilmesine yarayacak bilgiler verildi. İstanbul’da artık dâvâmızı yürütecek kimse kalmamıştı.


Aylarca ve çeşitli yol ve yöntemlerle yaptığımız uyarmalara rağmen, bizim dediğimiz şekilde teşkilât kurmayıp Karakol Cemiyeti’nin kurulmasına çalışanların başları Malta’ya gitmiş, İstanbul’daki üyelerinin hayat ve faaliyetlerinden eser kalmamıştı. Orada yeniden teşkilât kurabilmek için çok zahmetli çalışmalara ve o günkü durumumuza göre imkânlarımızın üstünde para harcamaya mecbur oldum.


Saygıdeğer Efendiler, genel konuşmalarım arasında bir iki yerde, benim İstanbul’daki Meclis-i Meb’usan’a başkan seçilmem konusundan ve bundaki maksattan bahsetmiştim. Bunun gerçekleştirilememiş olması dolayısıyla küçük bir güçlükle karşılaştığımı da arz etmiştim.


Gerçekten de, İstanbul’da Meclis saldırıya uğrayıp dağılınca, milletvekillerini toplamak ve özellikle daha önce de açıkladığım üzere bir meclis kurulmasına teşebbüs edebilmek için bir an kararsızlık geçirdim. Meclis-i Mebusan Başkanı olan Celâlettin Arif Bey’in Ankara’ya gelip gelmeyeceğini şüphesiz bilemiyordum. Gelmesi halinde, onun gelişini beklemeyi ve daveti onun vasıtasıyla yaptırmayı düşündüm.


Ne var ki, durum çok acele hareket etmemizi gerektiriyordu. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmez bir ihtimale bağlanarak vakit kaybetmeyi ihtiyata uygun bulmadım. Fakat vereceğim kararın uygulanmasını sağlamak için de, bir iki gün telgraf başında, bütün komutanların görüşlerini almakla vakit geçirme gereğini duydum. Celâlettin Arif Bey’le 27/28 Mart gecesi Düzce’ye varışında bağlantı kurulmuştu. Kendisine şu telgrafı yazdım:


Sayı: 34 Ankara, 27.3.1920


Düzce’de Meclis-i Meb’usan Başkanı Sayın Celâlettin Arif Beyefendi’ye


İstanbul’un resmen ve fiilî olarak İngilizler tarafından işgaliyle devlet kuvvetlerinin baskı ve esareti altına alınmış, Meclis-i Meb’usan’a saldırılarak milletin istiklâl ve namusuna tecavüz edilmiş olması ve bu yüzden milletvekillerinin memleketin kaderi ile ilgili görevlerini yerine getirmeyi başaramayacaklarını anlayarak milletin bağrına sığınmak mecburiyetinde kalmaları dolayısıyla, devlet ve milletin bütün kuvvetlerini hüküm ve denetimi altında bulunduracak olağanüstü bir meclisin toplanmasına şiddetle ihtiyaç duyulmuş olduğundan, Hey’et-i Temsiliye’nin, Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanmasına karar verdiği ve gereğinin yapılmasının her yere genelge ile bildirildiği yüksek malûmlarıdır.


Bu konudaki 19.3.1920 tarihli bildiri metnini inceledikten sonra, içindekileri bir kere daha belirtmek ve seçimlerin en kısa zamanda yapılarak meclisin bir an önce toplanmasını sağlamak için, bu görüşümüzün sizin tarafınızdan da bir bildiri şeklinde kamuoyuna şimdiden duyurulmasını yararlı buluyoruz. Değerli cevabınızı beklemekteyim, efendim.


Mustafa Kemal


Celâlettin Arif Bey’in verdiği cevap şudur:


Ankara’da Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne

Nutuk’tan/


Söz konusu edilen 19.3.1920 tarihli bildiriyi görmedim. Olağanüstü bir meclisin toplanması her ne kadar yerinde ise de, böyle bir meclisin, elden geldiği kadar kanuna dayanması gereklidir.


Gerçi, bizim Anayasa’mızda böyle olağanüstü bir meclisin toplanabilmesi ile ilgili bir işaret yoksa da, başka anayasalarda bulunan hükümlerden yararlanılabilir. Söz gelişi, Fransız anayasasına göre, meclis kanunsuz olarak dağıtılır veya bir saldırıya uğrarsa, saldırıya uğrayan meclis üyelerinden kurtulabilenler, vilâyet ve sancak idare meclislerinden seçilecek ikişer üye ile birlikte uygun bir yerde toplanırlar. Meclisin yeniden açılması veya saldırının önlenmesi için kararlar alırlar. Bu meclisin kararları mutlaktır, uyulması zarurîdir. Bu kararları dinlemeyenler vatan hainliği ile suçlandırılırlar. Bendeniz de bu yolu düşünmekte idim.


19.3.1920 tarihli bildirinin ne gibi esaslara dayandığı anlaşıldıktan sonra, Ankara’ya varışımda yapacağım görüşmeler sonunda, bir bildiri hazırlamak düşüncesindeyim. Yine görüşürüz. Makine başında yanımda bulunan İsmail Fazıl Paşa ile Saruhan Milletvekili Reşit Bey’le birlikte saygılarımızı sunarak veda ederiz. Arkadaşlarımdan Kırşehir milletvekili Rıza Bey de saygılarını sunuyor ve kendisinin de Bolu’da bulunduğunun Keskin’deki babasına haber verilmesini istirham ediyor, efendim.


Celâlettin Arif


Bu cevap telgrafında yazılanlar dikkatle gözden geçirilirse, Celâlettin Arif Bey ile görüşlerimiz arasında büyük ayrılık olduğu kolaylıkla farkedilir. Ben, olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin Ankara’da toplanmasına karar verirken, bizim Anayasamızda böyle bir meclisin toplanmasıyla ilgili bir işaret bulunmadığını elbette bilirdim.


Fakat kararımı verebilmek için böyle bir işaretin var olup olmadığını düşünmek asla hatırıma gelmedi. Bundan başka, saldırıya uğrayan meclis üyelerinden kurtulabilenlerle vilâyet ve sancakların idare meclislerinden seçilecek ikişer üyeyle birlikte, Meclis-i Mebusan’ın yeniden eski şekil ve niteliğinde toplanmasını sağlamak için çalışmayı asla hatırıma getirmedim.


Aksine, büsbütün başka nitelik ve yetkide, sürekli bir meclis kurmayı ve bu meclisle, tasavvur ettiğim inkılâp safhalarını birlikte geçirmeyi düşündüm. Buna göre biribirleriyle zıtlaştığına şüphe etmediğim düşüncelerimizin, görüştükten sonra da birleşmesine imkân bulunacağına ümidim kalmadı. Bununla birlikte 19 Mart 1920 tarihli bildirimi telgrafla Celâlettin Arif Bey’e verdirdim. Ertesi gün aldığım cevap şuydu:


Düzce, 28.3.1920


Ankara’da Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne


Yüksek Hey’et-i Temsiliye’nizin 19.3.1920 tarihli genel bildirisi incelendi. İçindeki maddeler ana hatlarıyla bendenizin düşündüğü esaslara uygundur. Bu bakımdan, bendenizin Ankara’ya gelişinden sonra, görüşülerek ayrıca bir bildirinin yayınlanması tabiîdir. Yarın ister istemez Bolu’da kalınarak 29 Mart 1920’de Ankara’ya hareket edileceği saygıyla arz olunur.


Meclis-i Meb’usan Başkanı

Celâlettin Arif

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG