27 Mart 1921

İkinci İnönü Savaşları başladı... 5 gün sürecek savaşın bu ilk gününde Türk ve Yunan orduları bütün cephede temasa geldi. Afyon cephesinde şiddetli süngü savaşları oldu. Türk birlikleri geri çekildi ve dağıldı. Afyon Yunanlıların eline geçti. Türk ve Yunan ordularının mevcutları şöyle: Tüfek: 34.174-41.550, ağır makinalı: 235-720, hafif makinalı: 55-3.134, kılıç: 3.500- 3.100, top: 104-220, uçak: 4-24!


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Yunan askerleri ve Vankil çetesi, Adapazarı'nın Taş Kısığı köyünü bastı, Kadriye, Atiye ve Hayriye adlı kızların ırzına geçti, bir erkeği öldürdü, 30 evi yağmaladı, hayvanları götürdü. 2 ı 23 lira gasbetti. Yunanlılar ve yerli Rumlar, Yazlık Refahiye köyünde 30 evi yağmaladı. Aşağı Kirazca köyünde de 37 ev yağmalandı ve yakıldı. Hanlı köyünde 48 hanenin eşyası yağmalandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Zafer bekliyoruz. Tevfik Allah'tandır. Yenigün: Kahraman ordumuz, Anadolu'nun mukaddes gayeli mücadele tarihine altın kalemle yazılacak yeni bir şan ve şeref sahifesi hazırlıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Le Temps: Küçük Asya'da bir Yunan zaferi İngilizlere pek pahalıya mal olabilir.

Bunun Hindistan Müslümanları üzerindeki etkisi kötü olur.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Anadolu yaşama yetenek, güç ve kudretini göstermiş, İstanbul, bir devlet merkezi olmaktan çıkmış, orada bulunanlar milletin asil gücünün temsilcileri olmayıp, düşmanın oyuncağı haline gelmişti. Yeni Türkiye’yi bütün dünyaya karşı temsil yetkisi Anadolu’daydı. Şu halde bütün dünya devletleriyle olacak olan siyasal ilişkilerini düzenleme görevi ve yetkisi de Anadolu’da olmalıydı.


“ Dünya devletleri Anadolu karşısında dört durumda görülmektedir:


1- Düşman devletler: Bunlarla Anadolu’nun ilişkilerini, silahların gücü belirleyecekti. Onlarla siyasal ilişik kurulması yanlıştı.

2- Dünya Savaşı’nda müttefik olduğumuz ve yenilen devletler; Onlarla siyasal ilişki zorunludur. İtilaf Devletleri karşıtı olmaları bile siyasal ilişki kurmak için yeterlidir.

3- Dost devletler: Türk varlığını tanıyan Sovyet Rusya, Afganistan ve Kafkasya hükümetleridir. Anadolu, bunlarla zaten siyasal ilişki halindedir.

4- Tarafsız devletler: İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka, Yeni Baltık devletleri, İsviçre, İspanya, Çekoslovakya gibi eski ve yeni tarafsız devletlerle Anadolu doğrudan doğruya açık siyasal bağ kurmalıydı. Bu devletlerle kurulacak siyasal bağlar, Anadolu’nun tanınması ve bağımsızlığı yolunda fiili belgeler olacaktı.


Peki dünyanın hali nasıl görünmektedir? Karadağ savaşa başlamış, Sırbistan ile savaşıyor. Almanlar yeni bir savaş için hazırlanıyor. Japonya’ya karşı Amerikan donanması gövde gösterisine girişmek üzere bulunuyor. Sovyetler Batı emperyalizmine düşman bir durumdadır. Türkler, Yunanlar’la yeni bir savaşa tutuşmuştur. İngiltere’de 700 bin işçi işsiz dolaşmaktadır. İrlanda bağımsızlık için mücadele veriyor. İtalya’da sosyalistler gittikçe güçleniyor. Fransa, Almanya tehlikesi karşısında ne yapacağını şaşırmış haldedir.


“ Asırlardan beri kişinin kişiye, sınıfın sınıfa baskısı , insanlığı için için anlamı bilinmez, kesin kurallarla açıklanamaz, uzun ve derin bir ızdırap ile üzüyordu. İşte bugün dünya değişiyor ve insanlık;


- Niçin ben öldürüyorum? Niçin beni öldürmek istiyorlar? Diye sorabiliyordu.

Bu sorunun cevabını Doğu;


- “İnsanlık ve eşitlik için” diye verip koca bir inkılabı patlatırken Fransızlar;

- “Bizim Sureye’de ne işimiz var?” Amaç, üç beş mecnunun ihtiraslarını yerine getirmek midir? Diye kendini sorgularken, Yunanlılar

- “Bize Venizelos falan gerekmez” diye bağırmaktaydı. Bunu, sınıfın sınıfa, milletin millete tahakkümünü yaşatan kapitalizmin son nefesi olarak yorumlayabiliriz


Türkiye’nin sağlıkla ilgili en önemli sorunları frengi, verem, sıtma, çiçek, tifo ve çocuk ölümleri idi. Kurulacak dispanserler, ilk müdahaleleri yaparak bir arada çözümü getirebilirdi. Belediyeler yiyeceklerin ve suyun temiz olmasının şartlarını oluşturabilirdi. Yeni Gün kendi üzerine düşeni hemen her gün yapmaktadır. “Kuduz var! İlgili makamlar neyle meşgul acaba?”, “ Parasız kinin dağıtılıyor. Sağlığının için kinin alın” “ Bulaşıcı tifo ve çiçek var hemen aşılanınız” uyarılarına her gün rastlanmaktadır. Bu durum ülkenin içinde bulunduğu sağlık şartlarının aynı zamanda bir göstergesidir. Antalya’da Mart 1920’den Mart 1921’e kadar hastahanelerde tedavi ve muayene edilmiş hasta sayısının 10.847 olduğu, bulaşıcı hastalıklardan 880 kişinin müracaat ettiği ve bunlardan 534’ünün öldüğü dikkate alınırsa işin boyutları daha iyi anlaşılmaktadır.


KURTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLUDA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ


Ordu Mutasarraflığı’na


Tam bağımsızlığımızın teminine yönelik mesut milli gayeye ulaşılması için liva ahalisinin malen ve bedenen her yürlü fedakarlığa hazır bulunduğuna dair kati teminatı ihtiva eden ve Müdafaai Hukuk Cemiyeti Reisi ile müştereken çekilen telgrafnamelerinde gösterilen vatanperverane hissiyat memnuniyet sebebi görülmüş ve milletimizin umumiyetle gösterdiği fedakarlık eserleri sayesinde kati neticenin pek yakın bir gelecekte elde edileceği eltafı ilahiyeden ümit edilmiştir, Efendim.


Türkiya Büyük Millet Meclisi Reisi

Mustafa Kemal


(Kaynak: Atatürk’ün Bütün Eserleri / Cilt 11 / Syf 108)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG