27 Mayıs 1920 Perşembe

Padişah Vahdettin, barış şartlarının hafifletilmesi için İngiliz Kralı V. George'dan yardım istedi. Mektubunda, anlaşmanın bağımsız devlet anlayışı ile uyuşmayan maddelerinin hafifletilmesini, Türkçe konuşulan illerin paylaşılmaktan kurtarılması için İtilaf Devletleri'nin öteki üyeleriyle birlikte müdahalede bulunmasını Kral'dan rica etti. Kral'ın cevabı 5 Haziran'da.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 60)


Padişah, Fevzi Paşa hakkındaki 24 tarihli idam kararını onayladı. Kavaklı Mustafa Fevzi Paşa'nın suçu, Kuvayı Milliye adı altında çıkarılan fitne ve fesat tertipçilerine katılmak, doğrudan doğruya meclislerine girerek bozguncu bir nutuk söylemek, onların Genelkurmay Başkanlığı'nı kabul etmek ... Harbiye eski Bakanı Fevzi Paşa, görevi başında iken Anadolu harekatına karşı olumsuz bir tavır almış, ancak İngilizlerin baskılarına daha fazla dayanamayarak 27 Nisan'da Ankara'ya gelmiş, aynı gün Meclis'e katılarak İstanbul'un durumu hakkında bir konuşma yapmıştı, 3 Mayıs'ta da ilk bakanlar kurulunda Milli Savunma Bakanı olarak görev almıştı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 60)


Güney'de Türk Fransız savaşının bugünkü evresi Fransızlar için büyük bir bozgunla sonuçlandı. Pozantı'dan çıkmayı başaran Menil komutasındaki 800 kişilik Fransız kuvveti, Panzın Çukuru'nda 44 yörük köylüsü tarafından pusuya düşürülerek etkisiz hale getirildi. Fransızların geri çekilirken yanlarına aldıkları Türk kılavuzların yardımıyla 200 Fransız öldürüldü, 650 Fransız esir alındı. Çok sayıda silah ve cephane ele geçirildi. ıo maddelik teslim anlaşması yapıldı. Menil, Fransızların Verdün savaşında "Namlı bir komutan" unvanını kazandığı için kılıcı alınmadı. Gülek halkı, teslimden sonra Fransızlara bir yemek verdi. Teslim alınanlar: ı binbaşı, 3 yüzbaşı, ı doktor, 5 teğmen, 522 er ...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 60)


Bölgede yaşanan ve milli kuvvetlerin zaferi ve Fransız Taburu’nun esir alınması ile sonuçlanan bir diğer muharebe ise 26-28 Mayıs 1920’de kazanılan Karboğazı Zaferi’dir. Bu muharebe öncesinde Fransızlar, Pozantı’daki taburu kurtarmak için çok uğraşmışlar ve taburun Türklerin takibine uğramadan Mersin bölgesine çekilmesini kararlaştırmışlardır. Pozantı’daki Fransız tabur komutanı Binbaşı Mesnil bu talimatı aldıktan sonra çıkış hazırlıklarına başlamış ve 25 Mayıs 1920 gecesi güneye inerek çemberden çıkmayı başarmıştır. Tekelioğlu Sinan Bey Kâhyazade İbrahim Bey’e Çamalan’a doğru hareket ederek Fransızlara baskın yapmasını ayrıca Hacıkırı bölgesinde bulunan ihtiyat süvari bölüğüne de Çamalan istikametinde hareket etme emrini vermiştir. 127’nci Alay’ın 1’inci Taburu’nun Karaisalı’da bulunan ve Teğmen Şefik’in (Albay Mete) komutasındaki bir topla takviyeli makineli tüfek bölüğü, Karaisalı Jandarma Tabur Komutanı Üsteğmen Hasan ve Jandarma Takım Komutanı Teğmen Besim ve bir kısım jandarma eri de hep birlikte Karaisalı’dan Panzınçukuru’na doğru harekete

geçirilmiştir.


(TEKELİOĞLU SİNAN BEY’İN GÜNLÜKLERİNDE MİLLÎ MÜCADELE’DE ADANA VE POZANTI YÖRESİNDE YAPILAN MUHAREBELER / Hüsnü Özlü / Syf 309 / MİLLÎ MÜCADELE’DE GÜNEY BÖLGESİ SEMPOZYUMU 25 - 27 ARALIK 2013 / GAZİANTEP)


Birinci Dünya Savaşı’nda, Alman ilerleyişini durdurarak Verdün Kahramanları diye anılan Fransız taburu ve Komutanı Mesnil, işgal gücü olarak Pozantı’ya getirilmişti. Kuvâ-yı Milliye zamanla güçlenerek Fransızların üslendiği Adana-Pozantı hattındaki karakolları ve demiryolu istasyonlarını ele geçirince, Pozantı’daki Fransız taburu ve komutanının Adana, Tarsus ve Mersin ile irtibatı kesilmiş, kuşatılan tabur ve komutanı aldıkları emir gereği kuşatmayı yararak Toroslar üzerinden Mersin’e gitmek isterken, 28-29 Mayıs 1920 gecesi Karboğazı Yılanovası Mevkii’nde şiddetli bir muharebe sonunda, Gülekli Kuvâyı Milliyeciler ve Teğmen Hasan ile Karabomba Müfrezesi tarafından esir alınmışlardı. Fransızlar’dan bir binbaşı, üç yüzbaşı, bir doktor, beş mülâzım, beş yüz yirmiiki er, yüzelli yaralı esir alınmıştır. Üç top, yirmisekiz makineli tüfek ve otomatik tüfekler, çok sayıda silâh katır ve binek hayvanları ele geçirilmiştir. Bu nedenle, Fransız kuvvetleri Adana’yı terk edince, Hükümet Konağı’na Türk bayrağını ilk çekme şerefi Teğmen Hasan’a verilmiştir.


(MİLLİ MÜCADELE’DE ADANA (GÜNEY) HAVALİSİ KOMUTANLARI / Kemal Çelik / Syf 658 / MİLLÎ MÜCADELE’DE GÜNEY BÖLGESİ SEMPOZYUMU 25 - 27 ARALIK 2013 / GAZİANTEP)


Açıksöz: Hakkımızdaki idam karan. Son söz milletin olacaktır. Yazık o bedbahta (Damat Ferit'e) ki, vatanın tarümar enkazı üzerine bir baykuş gibi tünemek için düşmanın şer aleti ve vatanın mel'un celladı olur.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 60)


Osman Ulagay’ın Amerikan Basınında Türk Kurtuluş Savaşı kitabından:


The New York Times


Başlık: Paris Amerika Birleşik Devletleri’nin Manda Almasını İstiyor


Konferansın görüşüne göre, Mustafa Kemal’in, Başkan Wilson’un Ermeni mülkü olarak tanımladığı topraklardan Amerikan birlikleri tarafından sökülüp atılması, antlaşmayı uygulamak isteyen İngiliz, Frnasız, İtalyan ve Yunan birliklerine sayısız güçlükler çıkartan milliyetçi liderin itibarını sarsmak bakımından çok yerinde bir davranış olacaktır.


Ayrıca Bolşeviklerin Türkiye’ye girme ihtimaline karşı Amerikan birliklerinin meydana getireceği bir askeri engelin bulunması İtilaf Devletleri tarafından kuvvetle arzu edilen bir durumdur.


Bütün bunlara ilaveten İtilaf Devletlerinin Türkiye’de yaşatmaya çalıştıkları istikrarsız yönetimin yerine Amerikan kabiliyet ve parasıyla kurulacak istikrarlı bir yönetimin yalnızca Ermeniler değil Türkiye ile ilgili bütün tarafları memnun edecek nitelikte olacağı sanılmaktadır.


(Kaynak: Amerikan Basınında Türk Kurtuluş Savaşı / Osman Ulugay / Syf 99)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG