27 Ocak 1921

Başbakan Tevfik Paşa, TBMM Başkanlığı'na İtilaf Devletleri'nin Londra'da

toplayacakları konferans için İstanbul Hükümeti'nin yanı sıra Ankara

Hükümeti'nden de delege istediklerini bildirdi, Ankara adına kimlerin katılacağını

sordu. Tevfik Paşa ayrıca Yunanlılann saldırıya hazır olduklarını da

bildirdi.


İngiliz Dışişleri görevlilerinden Nichelson, Paris'te Yunanistan'ın eski Başbakanı

Venizelos'la görüştü. Sevr Anlaşması'nda değişiklikler yapılacağı haberinden

kaygılanması üzerine ona İngiltere'nin Yunanistan'ı bırakmadığını,

2nlaşmada da köklü değişiklikler yapılmayacağını söyledi. İleride yine Yunanistan'ın

başbakanı olacağı umudunu belirten Venizelos, Mustafa Kemal'in

yapacağı çılgınca bir hareketin Yunanistan'ın işine yarayacağını

söyledi. Atina Elçisi Granville, Curzon'a, Yunanistan Hükümeti'nin Londra

Konferansı'na katılma çağrısını kabul ettiğini, ancak açıkça asi ilan edilmiş

Mustafa Kemal'in de çağrılmasına şaştığını bildirdi. İstanbul Yüksek Komiseri

Rumbold da İstanbul Hükümeti'nin konferansa çağrılmış olmaktan dolayı

teşekkür ettiğini ve Ankara'ya da hemen telgraf çektiğini, Curzon'a bildirdi.

Dün gece Fransızların el koyup Zonguldak limanına çektikleri Alemdar gemisi

kurtarıldı. Gemideki çarpışmada Recep Kahya öldü. Dört Fransız esir alındı. Alemdar, Türk denizciler tarafından 23'te lstanbul'dan kaçırılmıştı.


Daily Telgraph: Türkiye'nin konferansa çağrılması Padişah'ın

etkinliğini artıracak, Ankara ile İstanbul arasında yakınlaşmayı sağlayacak.

Kuvayı Milliye, birleşik bir Türkiye için meşru hükümete yardım

imkanını kaçırmayacak


Nutuk’tan/


Tevfik Paşa ‘dan açık olarak şu telgrafı aldım:

İstanbul, 27.1.1921


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne


25 Ocak tarihinde Paris’te toplanan konferans tarafından alınan kararlar gereğince, Doğu meselesinin çözümünü görüşmek üzere 21 Şubatta Londra’da İtilâf Devletleri delegeleriyle Osmanlı ve Yunan Hükûmetleri delegelerinden oluşan bir konferans toplantıya çağırılacaktır. Yürürlükteki antlaşmada, daha sonraki olaylar dolayısıyla zarurî değişiklikler yapılacaktır.


Osmanlı Hükûmeti’ne gönderilecek davet için, Mustafa Kemal Paşa’nın veya Ankara’ca kendilerine gerekli yetki verilmiş olan delegelerin, Osmanlı delegeler heye’ti arasında bulunması şart koşulmuştur. Bu kararlar İtilâf Devletleri’nin İstanbul temsilcileri tarafından bildirildi.


Görevlendireceğiniz delegelerin, buradan seçeceğimiz kimselerle birleşerek yola çıkmaları için karar ve cevabınızı bekliyorum. Nazik bir zamanda bulunmamız dolayısıyla, bu gibi önemli bazı durumların bildirilmesi için hattın açık bulundurulmasını rica ederim. Makine başında hemen cevap vermek mümkünse, telgraf başında beklemekteyim, bir de şifre var efendim.


Tevfik

Şifrenin çözülmüş şekli de şuydu:

İstanbul, 27.1.1921

Saat: 20.00


Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne


Londra Konferansı’nda güçlü konuşabilmek için Yunanlıların bir kolorduyu İzmir’e göndermekte, Trakya’daki kuvvetlerini de Anadolu’ya kaydırmakta olduğu ve on güne kadar bir taarruz hareketine başlayacakları, inanılır kaynaklardan haber alınmıştır.


Tevfik


İtilaf Devletlerinden İngiltere’nin Londra’da bir konferans toplanmasında payı büyüktü. Konferansın toplanması konusunda Briand tarafından İngiltere’ye karşı baskı yapılmış ise de, öneri İngiliz Dışişleri Bakanından gelmişti. O halde İngiltere bu girişimden ne amaçlamıştı? Başka bir anlatımla, Londra Konferansının toplanması kararından İngiltere neler bekliyordu? Paris kararlarının arkasından 27 Ocak 1921 tarihli Daily Telegraph gazetesinde çıkan yazıda, Türkiye’nin konferansa çağırılmasının Padişah’ın etkinliğini arttıracağı ve Ankara ile İstanbul arasında yakınlaşmayı sağlayacağı belirtilirken, Kuvayı Milliyenin “ Müttehid bir Türkiye” adına “Hükümet-i Merkezeye-i Meşruaya” yardım etmek olanağını kaçırmayacağı görüşüne yer veriyordu. Aynı zamanda Atina ve Ankara’nın konferansa katılmalarının sağlanması, İngiliz gazetesince İtalyan görüşünün benimsenmesi demekti. İtalyanlara göre iki karşıt arasında yakınlaşma sağlanırsa, Doğu’da barış ve huzurun kurulması olanaklı olabilecekti. Gazete bunların dışında konferansın Sevres Antlaşmasının “ Tadil yahut fesh ve iptal” amacıyla toplanacağı görüşüne kapılmamasını isteyerek, Yakın Doğu sorununun özgür bir biçimde tartışılmasını öneriyor, burada belirecek durumlara göre antlaşma üzerinde değişiklikler yapılması yoluna gidileceğini ileri sürüyordu. Konferansta, Trakya sorununun gündeme alınmasının 3. Davacı olarak Bulgaristan’ın meydana çıkmasına neden olacağı ve Boğazların Batı kıyıları hakkındaki koşullara dokunmanın sorunu karışık bir duruma sokacağı yine İngiliz gazetesince savunuluyordu.


Aynı gazete 29 Ocak 1921 tarihli sayısında çıkan bir makale 5 Şubat 1921 tarihli İkdam gazetesinde yayınlandı. Bu yazıda Venizelos’un yokluğundan beri genel bir güvensizlik yaratmış olan Konstantin’in konferansa çağırılmış olmasının Yunanlıların aleyhine bir durumun doğmasına neden olduğu ileri sürülüyor, ilk görüşülecek konular arasında Atina ve Anadolu’daki politik ve savaş durumuyla, Yunan ordusunun moral gücü ve kuvvetinin göz önünde tutulacağı belirtiliyordu. Ayrıca Londra Konferansında Sevres Antlaşmasının esası değil ayrıntısı söz konusu olacaktı. İngilizlerin Londra Konferansından neler amaçladıkları basına yansıyan haberlere göre şu tümceyle özetlenebilir: Beklemek ve görmek politikası izlenerek Sevres Antlaşmasında önemli değişiklikler söz konusu edilmeden, koşulların uygulanabilirliğini sağlayacak yeni bir takım yollar denenmelidir. Bu da Ankara’yı İstanbul’a yaklaştırmak, bu arada Yunanistan’ı da el altından destekleyerek Anadolu’nun direnişini kırmaya çalışmak biçiminde oluşturulacaktı.


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İzzet ÖZTOPRAK / 265-266


Gün geçtikçe telgrafların sayısı artıyor, içeriği genişliyor; bu da telgraf metninin şifrelendiğinde grup sayılarını arttırıyordu. Öyle ki bazı geceler, Gizli Telgraf Merkezinde tek memur olarak çalışan Cevat Bey telgrafların tamamını çekemiyordu. Buna çare arayan Cevat Bey, Mümtaz Bey ile anlaşarak, bu telgrafları mesai saatinde kendi masasından çekmeyi denedi. Cevat Bey bunların her birini bugün kullanılan rakamlarla başka bir kağıda geçirdikten sonra adres yerine “Couverneurgeneral Andrinople” yazdı. İmza yerine de İstanbul’da bulunan Yunan Kumandanının ya da daha çok telgraf yazan Yunan Liman Kumandanının imzalarını koydu ve sonra sansürden geçmiş gibi altına renkli kalemle Kontrol Heyeti Reisi olan İngiliz subayının parafını attı. Böylece sansüre ve kontrole takılmadan kendi çalıştığı masasından üstelik mesai saatinde gayet sakin bir şekilde Adapazarı’na telgrafları çekiyordu. Mümtaz Bey’de fes işaretini aldığında telleri değiştiriyordu. Bu aslında teknik bakımdan yapılabilir bir eylemdi. Ancak sansür ortamında en ufak bir tereddüt PR Gizli Telgraf Merkezini çökertebilir, memuru da idama götürebilirdi.


Adapazarı’na telgraf çektiği bir gün karşı masada çalışmakta olan Leon Efendi, Cevat Bey’in yanına gelerek yavaş bir sesle “ Demin burada ne yapıyordun” diye sordu. Cevat Bey de “ Hiç Edirne’ye şifre yazdım” diye cevap verdi. Bunun üzerine Leon Efendi “Ben bir şey anlamıyor muyum sanıyorsun?” diye sordu. Devamında biraz kaygılı biraz da tehditkar bir şekilde “ Bir daha böyle halletme, hem kendi başını hem de benim başımı belaya sokarsın” dedi. Bu konuşma üzerine Cevat Bey Leon’un şüpheye düştüğünü anladı. Fakat layıkıyla çekilen telgraflardan bir şey anlamadığını ve fenalık yapmak gibi bir düşüncesinin olmadığına kanaat getirdi. Ancak yine de ihtiyatlı olması gerektiğine karar verdi. Bu sırada sadece İstanbul, Adapazarı’na telgraf çekiyor ancak oradan telgraf alamıyordu. Aslında bu durum Adapazarı’ndan gelen telgrafların başka birinin eline geçebilme ihtimalinden kaynaklanıyordu. Hem Ankara’dan telgraf alınması hem de daha güvenle Ankara’ya telgraf çekilmesi muhaberenin belirli saatlerde ve gizli bir yerden yapılması ile mümkün olabilirdi.


ATATÜRK’ÜN ÖZEL ŞİFRE HATTI PR GİZLİ TELGRAF MERKEZİ / HALİL ÖZCAN / 111-112

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG