27 Temmuz 1920 Salı

Yunanlılar Trakya'nın işgalini tamamladı. Sarayköy, İpsala, Vize, Demirköy Yunan işgali altına alındı. Kırklareli'nde 10 subay ile 173 er Yunanlılara esir düştü. Yunan Kralı Aleksandr, Edime'ye girdi. Doğu Trakya, 2 yıl 4 ay Yunan işgalinde kaldıktan sonra, 11 Ekim 1922 tarihli Mudanya Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Yunanlılardan alınarak İtilaf Devletleri'nce Türkiye'ye teslim edilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 143)


Mustafa Kemal gece (27/28) gönderildiği genelgede, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti merkez yönetim kurullarının en büyük mülki idarecilere, Kuvayı Milliye'nin ise jandarma kumandanına bağlı ve bunların emrinde olacağını bildirdi. Mustafa Kemal, bir kısım mebusla birlikte cepheye hareket etti, yarın Eskişehir'de olacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 143)


Ankara Hükumeti, işgal edilen bölgelerden göçen memurların boş kadrolara öncelikle atanmasını, bunlara 2 maaş yardım yapılmasını kararlaştırdı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 143)


Akşam, İmparatorluğun bu duruma düşmesinden kötü yönetimleri sorumlu tutuyor. -Yunan Edirne'ye girdi. Edirne'de Türk nüfusu 600.000, Bulgar, Rum, Yahudi vs. 100.000


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 143)


Paul Dumont Mustafa Kemal kitabında anlatıyor:


‘Bursa’nın alınışından iki hafta sonra, keza bir başka olay Türkleri mateme gark edecektir: Batı Trakya’nın başkenti Edirne’nin General Zimrakakis’in birlikleri tarafından işgali. Böylece her geçen gün, yeni kötü haberini de beraberinde getirmektedir. 27 Temmuz’da bütün Trakya işgal edilmiş ve bölgedeki Türk kuvvetleri komutanı Cafer Tayyar esir alınmıştır. Anadolu’nın batısında Yunan kuvvetleri Afyon ve Eskişehir’i tehdit ederek durmaksızın ülkenin içerisine doğru ilerlemektedir. Fransızların ilkbaharın başlarında uğradıkları birçok sıkıntıdan sonra nihayet kendilerini toparladıkları Kilikya’da da olaylar oldukça kötü gitmektedir. Burada diğer bütün cephelerde olduğu gibi, milli kuvvetleri Temmuz sonuna doğru başarısızlık üstüne başarısızlık kaydedişler ve bazı mevzileri terk etmeye mecbur kalmışlardır.


(Kaynak: Mustafa Kemal / Paul Demont / Syf 60)


Amerikan Basınından Türk Kurtuluş Savaşı Kitabından:


27 Temmuz 1920 Anadolu ve Trakya


Paris’te Barış Antlaşması’nı imzalama hazırlığında olan Türk delegasyonu Türkiye’ye döndüğünde bu yüzden linç edilip edilmeyeceğini düşünürken Yunanlılar, Türk Milliyetçilerinin direncini kırmak için harekete geçerek Anadolu’da başarılı bir adım atmış bulunuyorlar. Fakat işin en zor kısmı henüz başarılmış değildir.


Yunanlıların Trakya’daki harekatı da olumlu gelişmeler gösteriyor. Edirne şehri düşmüş olup bu şehri savunmakla görevli Miralay Cafer Tayyar büyük bir hızla Bulgaristan sınırına doğru ilerlemektedir. Cafer Tayyar’ın örgütsüz ve düzensiz Bulgar çetelerinden yardım umduğu sanılıyor.


Görünüşe bakılırsa mükemmel bir strateji uygulayan Yunan birliklerinin gayret ve cesareti de övülecek üstünlükte. Yunanlılar tarafından kendi toprağına perişan edilmek, Türkler için rezaletin son perdesini meydana getirirken Yakın Doğu kamuoyunda kuşkusuz oluşu etkiler yapacaktır.


(Kaynak: Amerikan Basınından Türk Kurtuluş Savaşı / Osman Ulagay / Syf 108)


Yunan ordusunun Bursa’yı işgal ettikten sonra daha ileriye gitmeyerek Kazancı Koyunhisar İznik gölü çizgisinde durmayı ve bu çizgi boyunca savunma düzeni almayı yeğlediği görülmektedir. Bunda Venizelos’un bütün gösterişli demeçlerine karşın, Küçükasya ordusu’nun ve Yunan silahlı gücünün Anadolu içlerine doğru uzun süreli bir savaşı kaldırabilecek performansta olmamasının rolü olduğu açıktır.


Yunanlılar başlangıçta Bursa kentinden yaşayan halkla ters düşmelerine neden olacak davranışlardan kaçınmaya özen gösterdiği gözlenmektedir. Yunan ordusuna bağlı askerler, kırsal kesimde ise işgalin ilk günlerinden itibaren baskı ve zulüm uygulamaya başlamışlardır.


Örneğin Hüdavendigar Vilayeti Jandarma Komutanlığı raporundan Yunan ordusu askerlerinin 27 Temmuz’da Hamitler köyünde yaptıkları zulüm Çaycı Bekir Hoca’ca şöyle özetlenmekteydi:


‘İşgali takip eden bir haftada, hiçbir sebep olmaksızın, birçok vatandaşımızı şehit ve birçok Müslüman kadınlara tecavüz gibi en vahşi toplulukların kabul edemeyeceği alçaklığı yaptılar. Evlerde silah arama bahanesiyle kadınlarımızın süs eşyaları tamamen çaldılar. Herhangi bir evin kapısını açar, içeri girerler, istedikleri şey tedarike ev sahibi imkan bulamazsa, kadın, çocuk silah dipçiğiyle veya kasatura ile öldüresiye döverlerdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı’nda Bursa / Yılmaz Akkılıç / Syf 426)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG