27 Temmuz 1921

Ankara Hükümeti, Yunanların Eskişehir'de Türk ordusunu tahrip ettikleri ve 40 top aldıkları yolundaki tebliğini, Anadolu Ajansı aracılığı ile yalanladı


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Kütahya' da kilisede zafer duası yapıldı


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


. Bu zamana kadar Türklerin yenileceği haberini daima ihtiyatla karşılamış ve İngiltere'ye itidal tavsiye etmiş olan İşgal Kuvvetleri Kumandanı Harington da Türklerden umudunu kesti. Raporunda "Milliyetçi ordu kötü bir durumda. Artık direnme ya da saldırma gücü kalmadığına şüphe yoktur" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Trabzon limanı karşısına gelen Yunan gemileri, gösteri yaptılar


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Rum Patrikhanesi'nin toplantısında Amasya Metropoliti'nin raporu ele alındı. Karadeniz' de bir an önce Rum Pontos Devleti özerkliğinin ilan edilmesi istendi. Patrik vekili, siyasi temsilcilere giderek Pontos'taki durumu anlattı. Amasya Metropoliti, Patrikhane Meclisi'nin onayı ile Atina'ya giderek 2 Ağustos'ta Gunaris ile görüşecektir


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Malta'dan İstanbul'a gelmekte olan Fethi Bey'in not defterinden: Bugün de denizde hareketsizlik içinde geçti. Pire gazeteleri, Rumların Mustafa Kemal'in karşı saldırısına karşı haşan kazandıklarını yazıyorlarmış. Kimse bu gazetelere inanmak istemiyor. Yarın Çanakkale'de Türkiye gazetelerini belki okuyabileceğiz. Bundan sonra İstanbul vartasını atlatmak kalmıştır. Fakat her şey ordunun muvaffak olmasına bağlıdır. Bakalım!


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İkdam: Anadolu, sonuna kadar müdafaaya azmetmiştir


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Kütahya-Eskişehir Savaşlarında ( 1921 Temmuz sonları ) Afyon, Kütahya, Bilecik, Eskişehir kaybedilmiş, düşman Sakarya’nın doğusuna geçmiş, Ankara’nın 80 Km. yakınlarına kadar gelmişti. Yunan ordularının şimdiki hedefi Ankara’ya girmek ve çok daha ağırlaştırılmış Sevr Antlaşmasını TBMM’ye onaylatmaktı. Hesaplarına göre Akdeniz “Elen Gölü” olacaktı! Ancak evdeki hesap çarşıya uymayacaktı.


İngiltere Genelkurmayı, Kütahya-Eskişehir Savaşlarından sonra hazırladığı bir raporda Türklerin artık köşeye sıkıştıklarını öngörerek üç seçenekten söz ediyordu:

1- Ya Yunanlarla kesin savaşı kabul edecekle

2- Ya daha da doğuya çekilip kesin savaşı kabul etmeyi erteleyecekler

3- Ya da orduyu dağıtıp gerilla savaşına girişecekler.

Başkomutan Atatürk ikinci seçeneği tercih edecekti; İyice geriye Ankara yakınlarına, Polatlı Haymana’ya Mangal Dağına sırtını dayayıncaya kadar çekilecekti. Bu Atatürk’ün “ Sathı Müdafaa “ stratejisiydi. Kendi ifadesiyle, düşmanı boğmayı planladığı “ Anadolu’nun harim-i ismetine” çekiyordu.

İstanbul’daki İngiliz işgal Kuvvetleri Komutanı General Harington, 27 Temmuz 1921 tarihli şifreli telgrafında Londra’ya şöyle diyordu:

“ Kanaatimce şimdi milliyetçi ordunun kötü durumda olduğuna ve artık direnme ya da taarruz etme gücü kalmadığına şüphe yoktur.

Gerçekten de İzmir’den Afyon’a kadar her yer Yunan işgalindeydi. Yunan ordusuna İngiliz desteği devam ediyordu. Arkası sağlamdı. Silah ve cephanesi tamdı. Morali yüksekti. Başlarında kralları vardı. Tek sorunları, ordu içinde yayılmaya başlayan Bolşevizm’di.

Başkomutan Atatürk ise birkaç ateş arasında sıkışmıştı: Batı’da Yunan orduları, Ankara’da muhalif gruplar, Batum’da – Bolşevik kuvvetlerle Anadolu’ya yürümeyi bekleyen – Enver Paşa, İstanbul’da da Padişah Vahdettin ve İngilizler fırsat kolluyordu.


ATATÜRK ETKİSİ / SİNAN MEYDAN / 152-152-154

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG