28 Aralık 1919 Pazar

Mustafa Kemal, Ankara Ziraat Mektebi’nde şehrin ileri gelenleriyle bir toplan­tı yaptı. Wilson ilkelerini, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın bazı hükümlerini, milleti silahtan tecrit etmek için İtilaf Devletleri’nin yaptıklarını, Sivas Kongresi kararlarını anlattı. Bolşeviklik suçlamasını reddetti. “Milletimiz kabiliyetsiz de­ğildir. Bir millet, varlığı ve hakları için bütün kuvvetiyle ilgili olmazsa, kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz. Hükümet’in çalışmaları kötü olup da millet itiraz etmez ve onu düşürmezse, bütün kusur ve kabahatlere katılmış olur” de­di.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 296)


Mazhar Müfit anlatıyor:


‘Ankara’ya geldiğimizden sonra, muhterem Ankara ahalisiyle tanışmak üzere ikametgahımıza Ankaralıları davet ile Paşa’nın bir konferans vermesi lüzumuna karar verildi ve bu karar tatbik edildi.


Bulunduğumuz ziraat mektebinin merdiveninden çıkınca sol tarafına tesadüf eden büyük bir salonda Ankara halkı toplandı. Paşa nutkunu söyledi.


Nutuk’tan/


Efendiler, beni gerçekten samimî, parlak ve güven verici duygularla karşılamış olan sayın Ankara halkı ile daha yakından tanışmak ve onlarla görüşmek bir görev hükmünde idi.

Onun için Ankaralılara, bir konferans vermiştim.


Bu konferansın temel noktaları üzerinde kısaca konuşayım:


Wilson prensipleri: Bu prensiplerin 14 maddesinden Türkiye ile ilgili olanları vardı. Zaten yenilmiş ve Ateşkes Anlaşması imzalamış Osmanlı Devleti, bu prensiplerin göz aldatıcı manzarasıyla bir süre oyalandı.


30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondoros Mütarekesi’nin maddeleri ve özellikle yedincisi (İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edici bir durumda herhangi bir strateji noktasını işgal edebilirler) beyni yakan ateşten bir zehirdi. Yalnız bu madde, vatanın geri kalan kısmını düşmanların işgaline hazır bulundurmaya yeterdi.


İstanbul’da birbiri ardınca gelen ve âciz kimselerden kurulmuş olan kabineler, haysiyetsiz ve aşağılık görünüşleriyle, suçsuz ve Tanrı’ya bel bağlamış olan milletin sembolü olarak tanındı; değer vermeye lâyık görülmemeye başlandı.


Bu yüzden dünyanın medenî devletleri medeniyetin gereklerini unutacak kadar saygısız oldular. Öteden beri Türk milleti aleyhinde bütün dünyada yapılan en mantıksız propagandalar, her zamankinden çok kulak vermeye değer bulundu.


Dokuz aydan beri, başlayan milli uyanış ve faaliyet, durumu değiştirdi ve daha, çok değiştirecektir.


Millet kurulmuş olan birliği korur ve bağımsızlığı için fedakârlıktan çekinmezse başarı muhakkaktır.


Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınmış olan kararlar, milletin gerçekleştireceği amaçların temelini oluşturur.


Mazhar Müfit devam ediyor:


‘Bu konferans halk üzerinde iyi bir tesir bıraktı ve halk büyük bir memnuniyet içinde mektepten ayrıldı.’

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG