28 Aralık 1920

Mustafa Kemal'in dünkü emri üzerine Batı Cephesi birlikleri, Çerkez Ethem'in komutasındaki 1.Kuvayı Seyyare'ye karşı harekete geçtiler. Ethem'le görüşmeye gitmiş olan milletvekilleri kurulu, Bakanlar Kurulu'nun kendilerine dün bildirilen kararını anlamadığını bildirerek bir telgrafla buna karşı çıktı. Mustafa Kemal, kurula çektiği telgrafta "Meselenin hallini ilgili makamlara terk ettim" dedi. İsmet Bey Eskişehir'e geldi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Pozantı İstiklal Mahkemesi, görev yerine gelerek çalışmaya başladı. Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey'in başkanı olduğu mahkemede, Mersin Mebusu Şevki Bey ve Beyazıt Mebusu Atıf Bey de üye olarak bulunuyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Seyyare-i Yeni Dünya'nın 82. sayısı: Anadolu'ya sarkıntılık eden Yunan istila politikasının bizi değil, onları parçalayacağından emin idik. Öyle oldu. (Arif Oruç)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Bir çok telgraf yazışmalarından sonra Mustafa Kemal Paşa, Kütahya’daki heyete vazifelerinin son erdiğini ve dönmelerini bildirdi. Bu sırada Ethem’in İstanbul’la muhabere ettiğini öğrendik. Ve Bursa üzerinden çektiği telgrafı yakaladık. Ethem bu telgrafta İstanbul Hükümetine sadakatini belirtiyor, Ankara’da bulunan Ahmet İzzet Paşa heyetinin İstanbul’a dönmek üzere serbest bırakılması için Büyük Millet Meclisi’ni protesto ettiğini bildiriyordu. Artık bizim için hareket zamanı gelmişti. Bunun üzerine harekete geçmek için Mustafa Kemal Paşa ile mutabık kaldık. Ben 28 Aralıkta emrimdeki kuvvetleri Kütahya istikametinde harekete geçirdim. Refet Paşa’ya de emir vermişler, o da güneyden Afyon istikametinden süvari kuvvetleri ile Kütahya’ya doğru hareket etmişti.


Kütahya’da bulunan heyet bu sırada Ankara’ya dönüyordu. Reşit Bey tabii Kütahya’da kalmıştı. Ben kuvvetlerimin başında Kütahya’ya doğru ilerliyorum. Bir otomobilim var. İzzet Paşa Bilecik’e gelirken İstanbul’dan getirmiş. İzzet Paşa heyeti Ankara’ya gidince otomobil Eskişehir’de kaldı ve bu otomobili Garp Cephesi emrine verdiler. Bu suretle bir otomobile kavuştuk. O zamana kadar otomobilim yoktu. Yolda ismini hatırlayamayacağım bir yerde heyetle karşılaştık. Reşat Bey isminde bir mebus vardı, Saruhan mebusu. İyice hatırlıyorum, Reşat Bey bana çok hazırlandılar, çok hiddetlendiler, kendilerine güveniyorlar, muharebe edecekler dedi. Heyette bir de Vehbi Bey adında Balıkesir Mebusu vardı. Başta Vehbi Bey olmak üzere bazıları bana çıkışmaya kalkıştılar. Bu silahları biz size memleketin evlatlarını birbirine vurdurmak için vermedik, yaptığının hareket yanlıştır, diyorlardı. Söylediklerinden Ethem’i müdafaa ettiklerini anlıyordum. Kendilerine sert cevaplar verdim, İstanbul ile muhaberelerinin yakalandığını söyleyince, sesleri kesildi. Bunun üzerine onlar geçtiler, gittiler. Biz de yolumuza devam ettik.


İSMET İNÖNÜ HATIRALARI / 225-226


O sıralarda Ethem’in Kütahya’ya savuşması ve isyancı bir davranışa girmesi üzerine, Meclis içinde de yandaşlarının açıkça kımıldanmalarına neden olmuştu. Bugün gibi anımsıyorum.


Sınıf subaylarından Hacı Şükrü adında kara cahil bir binbaşı milletvekilinin Yunan cephesinde Ali (Çetinkaya) Bey gibi ilk savunmacılardan olduğunu duymuştuk. Bu adam kendisine cephe komutanı, Kuvay-ı Milliye komutanı gibi adlar yakıştırmaktaydı.


Bu sersem bir gün kürsüye çıkarak adeta düzenli kuvvetlere karşı , Harp Akademisi eğitimi almış olanlara karşı – herhalde İsmet Paşa’yı kastederek – hayvanca eleştirilerde , saldırılarda bulundu. Meclis eşkıya Ethem’in korkusundan olacak, hiç ses çıkarmadı. Ben, Mustafa Kemal Paşa’yı gördüm. Bu alçağa hak ettiği cevabı vereceğimi söyledim. “Uygundur, pekala olur” dedi. O günkü konuşmam elbette ki zabıt ceridelerinde vardır.


Anımsadığıma göre, ordunun sevk ve yönetim biçimi, strateji bilgisi, düzenli ordu ile başıbozuk birliklerin karşılaştırılması, komuta edeceklerin yüksek askeri eğitimden geçme zorunlulukları gibi tam anlamıyla bilimsel konularda kişisel olmayan, güçlü, akla ve mantığa uygun bir konuşma yapmıştım. Meclisin büyük çoğunluğu hoca, sarıklı cinsinden olduğundan, büyük bölümü dürüst, namuslu olan bu hocaların tam kavrayabilmeleri için konuşmamı “Bilenle bilmeyen bir olur mu?” ayet-i kerimesiyle bitirmiştim.


Bu konuşma genel kurulda bir duş etkisi yapmış, Hacı Şükrü’nün de hiç sesi çıkmamıştı. Mustafa Kemal Paşa böyle ortamlardan çok güzel yararlanır, bu tür fırsatları hiç kaçırmazdı. İyi bir konuşmacı olduğu kadar, tahakküm eden bir kişiliğe de sahip olan Mustafa Kemal söz istedi, kürsüye çıktı.


Eşkıyanın, çetelerin bu ulusal savaşta yerlerinin olamayacağına, bunları yok edip sindirecek güce Türk ulusunun sahip olduğuna dair çok şiddetli bir konuşma yaptı. İşte bu konuşmadan sonradır ki Ethem ve kardeşlerinin tepelenmeleri için önlem alınmış ve askeri harekat başlamıştır.


NUTUK / Hüsrev GEREDE / 785 – 786

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG