28 Eylül 1920 Salı

Kazım Karabekir'in komutasındaki Doğu Ordusu, bütün cephelerde birden Ermeniler üzerine harekata başladı. Ermeniler Sarıkamış'ı boşalttılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Sovyetlerin Türkiye'ye yapacağı yardım konusunda önemli bir toplantı yapıldı. Ruslar yardımın deniz yoluyla yapılacağını söylediler. Toplantıya, Savunma Bakanı Kamanef, Dışişleri Bakanı Çiçerin, Merkez Komitesi Kafkasya Bürosu temsilcisi Eliava, Ankara'nın temsilcisi İbrahim Tali Bey, Halil Paşa, Dağıstan Şurası temsilcisi Celal Korkmazof katıldılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Enver Paşa, Moskova'dan Mustafa Kemal'e ve Karabekir'e gönderdiği mektupta, Polonya harekatı ve Wrangel'in ezilmesinden sonra Rusların Türkiye'ye süvari orduları göndermeye söz verdiklerini belirtti. Berlin gezisindeki amacının Türkiye'ye silah almak olduğunu anlattı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yüksek Komiser Robeck, İngiliz Karadeniz Orduları Başkomutanlığı'ndan bazı konularda görüş istedi. Robeck, milli hareketin bastırılması konusunda Damat Ferit'in önerisini söz konusu ederek dış yardım olmadan İstanbul Hükümeti'nin milliyetçilerle baş edip edemeyeceğini, 20 milyonluk yardımın yeterli olup olamayacağını, hazırlığın 3 ay içinde bitip bitemeyeceğini ve Padişah kuvvetleri milliyetçilerin tarafına geçerse İtilaf Devletleri'nin yeni durumla başa çıkıp çıkamayacağını sordu. Komutan Wilson, bunlara 5 Ekim'de cevap verecektir. İngilizlerin Roma Deniz Ateşeliği'nden İngiliz Elçiliğine verilen rapora göre Mustafa Kemal, Antalya üzerinden Rodos'a giderek burada bir İtalyan temsilci ile görüşmüş, görüşmede İstanbul Hükümeti'nin bir temsilcisi de hazır bulunmuş!


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Asıl adı Ali Rıza olan bir gazeteci ve yazardır. Çeşitli devlet memurluklarında bulunan 1. Meşrutiyet döneminde sürgüne gönderilen II. Meşrutiyet döneminde tekrar İstanbul’a dönüp Hürriyet ve İtilaf Fırkasına giren, İkdam ve Peyam-ı Sabah’ta makaleler yazan, maarif ve dahiliye nazırlıklarında bulunan Ali Kemal, Mütareke yıllarında Anadolu’daki Milli Mücadele aleyhine yazdığı yazılarla tanınmış bu yüzden de zaferden sonra İzmit’te halk tarafından linç edilmiştir.


Yeni Gün Ali Kemal ile hiç barışık olmamıştır. Olamazdı da. Çünkü birisi Kurtuluş Savaşının haklılığını, diğeri gereksizliğini ve gayri meşru olduğunu savunmaktaydı. Bir ara Ali Kemal’in Londra’ya İstanbul Hükümetini temsilen sefir olarak gideceği haberi çıkınca , Ali Kemal’in ulaşacağı asıl mertebenin ‘sefaret’ değil ‘sefalet’ olduğunu iddia eden Yeni Gün; “ Ali Kemal’in beş on para için memleketi İngiliz’lerin ayakları altında çiğnetmek. Halkı onların sonsuza kadar esiri yapmak yolunda ilerlediğini yazmaktaydı.” Londra memuriyetini de Ali Kemal’in alçaklıklar cümlesinden kabul etmektedir. Fakat onlar İngiliz’lerden alarak, memleketten çalarak böyle işlere devam etsinler, Anadolu gerçekleri görmektedir. Ali Kemal’in Londra memurluğunda en önemli kazancı, “ günün birinde milletin pençeleriyle parçalanacak olan sefil hayatını, İngiltere’ye nakil ile, İngiliz koruması altında tehlikeden uzak bulunduracaktı”. Hatta Yeni gün Ali Kemal’in Mısır’da dolandırıcılık yapmış olduğunu, bu yüzden zaman aşımına kadar Mısır’a giremeyeceğini girerse hemen tutuklanacağını belirtip, “ Mısır dolandırıcısı İngiltere elçisi olur mu ? diye sormaktadır.


KURTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLUDA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ / 366


Nutuk’tan/


Efendiler, ben de İstanbul’a dönemeyeceğimi İstanbul Hükûmeti’ne Erzurum’dan bildirmiştim. Eğer davet yeri ve davet sahibi aynı olsaydı, insanın neredeyse, garip bir nazire yapıldığına hükmedeceği gelebilirdi. Fakat, şartlar büsbütün başka olduğuna göre, İstanbul’un davetine karşı bana vefa ve fedakârlık kucağını açmış olan kahraman Erzurum halkının, bu samimiyet kucağını kötüye kullanabileceğine asla ihtimal vermedim.


Hattâ Efendiler, 28 Eylül 1920 tarihinde, Erzurum halk temsilcileri adıyla, memur ve halktan aldığım elli imzalı telgraf bile, bu inancımı sarsmadı. Gerçi, telgraf çok kaba ve isyankârdı. Fakat, imzaların çoğu, Celâlettin Arif Bey’in vali vekilliği ettiği vilâyet memurlarına aitti.


Özellikle İstinaf Mahkemesi (143) üyelerinden olup Celâlettin Arif Bey tarafından Polis Müdürü vekilliğine tayin edilen zatın imzası, bu telgrafın nasıl çirkin bir zihniyetin ürünü olabileceğine delil sayılamaz mıydı? Bu telgrafın, Maarif Müdürü Mithat Bey’in evinde toplanan birtakım kimseler tarafından hazırlandığını anlamak da gecikmedi.


Efendiler, Celâlettin Arif Bey, tekliflerini bir yandan Erzurum Merkez Hey’eti Başkam Tevfik imzasıyla, «Celâlettin Arif Beyefendi’nin bildirdiği şekilde işlem yapılmasını kesinlikle isteriz» diye destekletirken, bir yandan da, Ankara ile şifreli haberleşmelerde bulunularak, sözde birtakım işler yapılmak ve teşebbüsün nasıl bir etki yarattığı anlaşılmak isteniyordu.


Erzurum, 21/22.9.1920

Milli Eğitim Bakanlığı’na (144)

Ankara


Erzurum Milletvekili Necati Bey’e:


Mümkünse, Sağlık Müdürlüğü’ne Merkez Tabibi Doktor Salim Bey’in atanmasına himmet olunması uygundur. Bundan önceki atanmaların ciddiyetten uzak bulunduğu,… ödeneklerimizi mutlaka alarak Ziraat Bankası’ndan havale veriniz. Meclis’e yazılmıştır. (Hüseyin Avni)


Maarif Müdürü

Mithat

Bundan sonra:


Erzurum, 22.9.1920

Milli Eğitim Bakanlığı’na

Ankara

Rıza Nur Beyefendi’ye özel:


Şimdiye kadar yazdığım işlerden nasıl bir sonuç elde edildi? Bakanlar Kurulu’nda bu konu üzerinde ne geçti? Lûtfen bana bilgi vermenizi rica eder, gözlerinizden öperim. (Celâlettin Arif)


Maarif Müdürü

Mithat


Daha sonra da:


Çok ivedi Erzurum, 25.9.1920

Milli Eğitim Bakanlığı’na

Ankara

Rıza Nur ve Necati Bey’lere özel:


Ermenileri yola getirmek maksadıyla Haziranda seferberlik ilân edilerek üç yüz beş (1305/1889) doğumlulara kadar silâh altına çağrılmış dokuz bini savaş görmüş ve on üç bini de savaş görmemiş olmak üzere toplam yirmi iki bin askerle subay ailesinin beslenmeleri hemen hemen Erzurum ili halkına yükletilerek, şu zamanda savaş vergileri toplanmak suretiyle bir buçuk milyon liralık yiyecek, hayvan ve araçları alınmıştır.


Halk, maksadın yüceliğini takdir ederek bu kadar fedakârlık ettikten sonra, Çiçerin’in bilinen mektubunun askerî harekâtı sonuçsuz bırakması, Ermenilerin bundan cesaret alarak Müslüman halka zulümler yaparken, ordunun Ermeni Bolşevik birleşmesini ileri sürerek cesaretsizlik göstermesi ve Kızıllar ile istenildiği derecede anlaşılması, bunların yanında Celâlettin Arif Bey’in yazdığı yolsuzluklara meydan verilmesi pek kötü bir etki yapmış, halkı ayaklanmaya ve densizliğe sürüklemiştir.


Kâzım Paşa’da Doğu’daki işleri idare edebilme kudreti olmadığından, buradaki siyasî ve askerî durumu Ermenilere karşı koyabilecek şekilde iyi idare edebilecek dirayetli ve aynı zamanda olağanüstü yetkiye sahip bir hey’etin varlığı şarttır. Şimdiye kadar değerli zamanlar, Ankara’da dosyası bulunan gereksiz yazışmalarla geçmiş, belki de birçok fırsatlar kaybolmuştur.


Öte yandan, Erzurum’un mevsim bakımından güç zamanları geldi. Ordunun korunması zarureti olduğu halde, elbise ve beslenme konusunda pek çok sıkıntı çekilmektedir.

Askerî ve sivil memurlar dört aydan beri maaş alamamaktadırlar. Askerî giderler için yeni vergiler koymayı düşünüyorlarsa da halkın gücünü bilmiyorlar. Durumları asla elverişli değildir.


İstanbul Hükûmeti pek kayıtsız. Yakın iller, özellikle Harput ili büsbütün kayıtsız, hiç ilgi göstermemektedir. Bu gibi konularda Hükûmet’ten, gerekirse benim adıma Meclis’inizden de gensoru önergesi vererek araştırma isteyiniz ve ordunun ihtiyaçlarını oraca kesinlikle sağlandıktan sonra geliniz. Doğu illeri ile ilgili haberlere pek inanmadım. İmza: Hüseyin Avni.

Maarif Müdürü

Mithat


Görülüyor ki, Celâlettin Arif Bey’in, Hükûmet üyeleri arasındaki, iddialarını takdir edeceğini sandığı ve makamının şifresinden yararlanmaya kalkıştığı zat da kendisinin sırdaşı olmak istememiş ve Meclis Başkanlığı’nı haberdar etmiştir.


Efendiler, kırk elli kişinin, bütün Erzurum halkı adına telgraf çekmek suretiyle oynanmak istenen oyunun iç yüzü, yine Erzurum halkından gelen ve halkın Büyük Millet Meclisi Hükûmeti’ne karşı bağlılık ve fedakârlık duygusuyla dolu olduğunu gösteren telgrafla anlaşıldı.


Celâlettin Arif Bey, Ermenistan seferinde, en sonunda Büyük Millet Meclisi Ordusunun zafer kazandığını gözleriyle gördükten sonra, yani geri dönmesi için yapılan tebligatı aldıktan tam kırk yedi gün sonra, Erzurum’dan ayrılmaya karar vermek mecburiyetinde kalmıştır. Buna rağmen, hareketini Meclis’e şu telgrafla müjdeliyordu:


Erzurum, 27.11.1920

Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na


Büyük Millet Meclisi İkinci Başkanı ve Adalet Bakanı Celâlettin Arif Beyefendi’nin, milletvekilimiz Hüseyin Avni Bey’le birlikte, dünkü gün, kışın şiddetine rağmen, Erzurum halkının büyük ve parlak uğurlama töreniyle Ankara’ya hareket ettiklerini arz eder, bu vesileyle Meclis’e karşı sonsuz saygılarımızı sunarız.


Müdafaa-i Hukuk Merkez Hey’eti

Başkanı

Tevfik


Hüseyin Avni ve Celâlettin Arif Bey’lerin Erzurum’dan döndükten sonra, Meclis’teki muhalif tutumları ve Kâzım Karabekir Paşa’ya karşı yaptıkları hücum ve eleştirilerle Meclis’i çok işgal ettikleri görülmüştür.

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG