29 Şubat 1921


Bu defa İtilaf Devletleri bizi Londra’da bir konferansa davet ettiler. Davet evvela İstanbul Hükümeti’ne yapıldı. İstanbul Hükümeti, Ankara’nın da konferansa katılmasını teklif etti. Mustafa Kemal Paşa, İstanbul ile Ankara arasında bu münasebetle uzun bir yazışma ve tartışma meydana gelmiştir. Nihayet İtilaf Devletleri, Ankara Hükümetini de ayrıca konferansa çağırmaya mecbur oldular ve iki hükümetten ayrı ayrı heyetler Londra’ya gitti. Konferans başladığı zaman İstanbul Hükümeti adına giden Sadrazam Tevfik Paşa Türkler adına söz söylemeyi Ankara Hükümeti’ne bıraktı.


Londra Konferansı ile memlekette yoğun bir barış propagandası başladı. Biz konferanstan fazla bir şey beklemiyor ve mücadele azminin gevşememesi için uğraşıyorduk. Nihayet müzakereler başarısızlığa uğradı.


İSMET İNÖNÜ


NUTUK / 832


Hüsrev Gerede anlatıyor:


Biz Londra’da iken General Von seckt’in başkanlığında Almanya’dan da bir heyet gelmişti. Bunlarla karşılaşıp iletişim kuramadık.


Fransız heyetinde Çanakkale’de kolunu yitiren General Gourod vardı. Görüşmek için otellerine çağırmışlardı. Önceden yüzümüze gülen Fransızların bizi soğuk karşılamaları, General Gourod’nun Ayıntap’ta pusuya düşürülen birliklerinden dolayı, olaya neden olanların cezalandırılmalarını kabaca istemeye kalkması, heyetimizde olumsuz bir hava estirdi, şaşkınlık ve öfke yarattı.


Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Doumergue’in de aynı biçimde soğuk kabulü dikkatimizi çekti. Yalnız Mareşal Liotene iyi karşıladı. Hilafet makamının manevi gücünden yararlanarak Cezayir Arapları üzerinde etkili olmak istiyordu. Bir gün de Düşes de Gise adında kibar bir kadının salonunda bir çok senatör ve generalle karşılaştık. General de Begande ‘a Kafkas cephesinde Bolşeviklere karşı bizi silahlandırmak istiyorsa bizden Birinci Dünya Savaşı’nda aldıkları silahları geri vermelerini önerdim. Bunlarla yeni Polonyo ordusunu donattıklarını söyledi. Adamlar hiçbir şey vermemekte, hem de Bolşeviklere karşı bizden yardım beklemekteydiler. Bir kez de Dağıstanlılar, Kuzey Kafkaslılar ve Menşevik Gürcülerle görüşüldü. Bu görüşmelerden de ne yazık ki hiçbir yarar sağlanamadı.


Dönüş yolculuğumuzda Venedik üzerinden Roma’ya geldik. İtalyanlar da Antalya ve yöresinde ekonomik çıkarlar peşinde koşuyorlardı. İtalyan göçmeni kabul etmeyeceğimizi kesinlikle anladılar. Görüşmelerimizden İngiltere, Fransa ve İtalya’nın aralarındaki üçler anlaşması çerçevesi içerisinde çıkar koparmaya çalıştıkları anlaşılıyordu. Zaten Yunanlılardan galibiyet sözü alan Lloyd George zaman kazanmak istemişti. Bu gezimizin en büyük siyasal yararı, Büyük Millet Meclisi’nin Türk ulusunun kaderine egemen olan tek kurum olduğu, ulusal savaşın içyüzü, ulusal güçlerin hesaba alınması gerçeği ve gerektiği hakkında Avrupa’da bir kanı uyandırmış olmamızdır.


31 Mart – 1 Nisan 1921’de kazanılan İkinci İnönü Meydan Savaşı, bu siyasal gezinin askeri zaferi oldu.


Heyet Başkanı Bekir Sami Bey’in İngilizlerle tutsak değişimi, Fransız ve İtalyanlarla kişisel anlaşmaları Meclisce reddolundu, Bekir Sami Bey istifaya zorlanarak, yeniden Avrupa’ya gönderildi. Ancak bu gezisinden de bir sonuç çıkmadı.


(Kaynak: Hüsrev Gerede’nin Anıları / Hazırlayan:Sami Önal / Syf 218)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG