29 Aralık 1919 Pazartesi

Temsil Kurulu adına Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli MHC merkez kurullarına bir genelge göndererek İstanbul’a gidecek me­busların önce Ankara’ya gelmelerini istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 296)


Nutuk’tan/


Ankara’ya varışımızda, milletvekilleriyle görüşme yeri olarak Ankara’yı gösterdik ve bunu bir genelge ile bildirdik. Bu genelgenin bir maddesi de, öteki milletvekillerinden mümkün olduğu kadar çok kimsenin görüşmelere katılmasının fazlasıyla istenmekte olduğu yolundaydı.


Efendiler, sonucunun pek yararlı olacağını umduğumuz bu vatanseverce teşebbüsün bile İstanbul Hükûmeti tarafından önüne çıkıldığını arz edersem, hayret etmezsiniz sanırım.


Müsaade buyurursanız, bu noktayı biraz açıklayayım: Biz milletvekillerini Ankara’ya davet ederken, birtakım kimseler de tasarlanan toplantıya engel olmak için teşebbüste bulunuyorlarmış. Bazı milletvekillerinin çektikleri telgraflarla bu durumu anladık.


Nitekim, 29 Aralık 1919’da Burdur Milletvekili Hüseyin Baki imzalı şöyle bir telgraf geldi:


’İstanbul’da toplanan milletvekilleri adına gelen telgrafta, en süratli vasıta ile İstanbul’a gelmekliğimin gerekli olduğu duyurulmakta ve bu gün Dahiliye Nezareti’nden gelen telgrafta da yola çıkmaklığım bildirilmektedir.’


Akdağmadeni milletvekili Bahri imzalı ve aynı tarihli bir telgrafta da:


«Aydın milletvekili Hüseyin Kâzım imzasıyla gelen telgrafta, milletvekillerinin en süratli vasıta ile İstanbul’a gelmeleri bildiriliyorsa da durum pek anlaşılamamıştır. Hangi yolu tutacağımın bildirilmesine lûtfen müsaadeleri istirham olunur, emir sizindir.»


Bize başvuran milletvekillerine verdiğim cevap şuydu:


Hüseyin Kâzım Bey’in bildirdikleri ile bizim hiçbir ilgimiz yoktur. Adı geçenin, durumu iyice bilmediği anlaşılıyor. 12 ve 27 Aralık 1919 tarihli telgraflarımız gereğince hareket edilmesini, vatanımızın çıkarlarına daha uygun olduğu için gereğinin tezelden yerine getirilmesini, Kâzım Bey’in kendi başına göndermiş olduğu telgrafa gerekli cevabın verilmesini ve sonucun bildirilmesini rica eder, saygılarımızı sunarız efendim.


Heyet-i Temsiliye adına

Mustafa Kemal


Mustafa Kemal, Ankara Sultanisi’ne giderek öğrencilerle konuştu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 296)


1886 yılında beş yıllık idadi olarak eğitim ve öğretime başlayan Ankara Lisesi 1908’de ‘Sultani’ haline getirilmiştir.


Milli Mücadele’nin büyük bir milli heyecanla karşılandığı, gönülden desteklendiği ve cepheye gönüllü katılımın en fazla olduğu okulların başında gelenlerinden biri de ‘Taş Mektep’ olarak bilinen Ankara Mekteb-i Sultanisi idi.


Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’da ilk ziyaret ettiği okul Mektebi Sultani idi. Kemal Paşa 29 Aralık 1919’da öğrencilere etkili bir konuşma yapmıştır:


‘Mektepli Efendiler! Sizler milli çıkarlarımızın bilincinde olan birer aydın sayılırsınız. İçinde bulunduğumuz tehlikeli durumu sizlere açıklamayı gereksiz bulurum. Gerçi güçlükler çok büyüktür. Fakat bezginliğe düşmemek gerekir. Millette ve gençlikte savaşma isteği sürdükçe, güçlükler göğüslenecek ve saldırganlar kutsal vatanımızın bağrında yenilip bozguna uğrayarak kutsal topraklarımızdan sürülüp çıkarılacaktır. Milli sınırlarımız içinde tam bağımsız olarak yaşayacağız. Buna güvenerek iç rahatlığıyla çalışınız. Vatan sizden görev beklediği zaman bu çağrıya koşarak geleceğinizi güveniyorum.’


(Kaynak: Milli Mücadele’de Kalemlli Ordu / İsmail Çolak)


Mazhar Müfit anlatıyor:


‘Hatıra olarak saklamakta olduğum, Ankara vilayetinin haftalık resmi Ankara gazetesinin 29 Aralık 1919 tarihli nüshasında Ankara’ya muvasalatımız hakkındaki yazısını buraya naklediyorum.


(Kısaltılmıştır.)


‘Bir haftadan beri Ankara’yı teşriflerine intizar olunan Heyeti Temsiliye’si 27 Aralık 1919 günü akşamüzeri merkezi vilayete muvasalat buyurdular.


3 gün önceden başlayan tertibat, havanın adeta baharı andıran letafetiyle beraber öyle bir şekil almıştı ki, şehrin herhangi bir tarafına bakılsa umumi bir düğün veya milli bayram inşirahı görülüyordu.


Ankara’nın tarihinde hiçbir vaka tasavvur edemiyoruz ki bugünkü tezahürat kadar esas ruhundan doğmuş olsun. Ve katiyen anlıyoruz ki bu millet insanlık namına her türlü hukuka sahip olarak yaşamayı azim etmiştir. Teşrif buyuran heyet; Mustafa Kemal Paşa hazretleriyle Rauf Bey, Mazhar Müfit ve Hakkı Behiç ve Rüstem beyfendilerden ve maiyetleri erkanı alisinden ibarettir.’


(Kaynak: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber 2 / Mazhar Müfit Kansu / Syf 500)


Harbiye Bakanlığı’nın teklifini görüşen Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal’in aldığı nişan ve madalyaların geri verilmesini, onun ordudan atılmadığını, ken­di isteğiyle ayrılmış sayıldığını kararlaştırdı. Harbiye Bakanlığı, kararı Padi­şah’ın onayına sundu. Onayı 4 Şubat. Mustafa Kemal, İstanbul’a dönmeyi reddedince 7/8 Temmuz gecesi görevinden uzaklaştınlmış, 9 Ağustos’ta ordu­dan atılarak rütbe ve nişanları geri alınmıştı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 296)


Mustafa Kemal, Harbiye Bakanı Cemal Paşa’ya, 20. Kolordu Komutanlığı’na atanan Ahmet Fevzi Paşa’yı kabul etmediklerini bildirdi. Mustafa Kemal, İzmir’in Yunanistan’a bağlanacağı haberleri üzerine 23 Ara­lık’ta görüşünü soran Hükumet’e verdiği cevapta “siyaset yoluyla ve fiilen karşı konacaktır” dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 297)


Ali Kemal: Bütün bu ana kadarki günahlarımızla bu zamana kadar gördüklerimizden da­ha kara günler göreceğiz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 296)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG