29 Aralık 1920

Çerkez Ethem olayında bugünkü gelişmeler: Batı Cephesi'ne bağlı birlikler Kütahya yakınlarındaki noktalan tuttular. Ethem, Gediz'e çekildi. Genelkurmay Başkanlığı, Batı Cephesi Komutanlığı'na Ethem'in 1.Kuvayı Seyyare Komutanlığı'ndan alınmasını emretti. Mustafa Kemal, Meclis'in gizli oturumunda, düzenli ordu kurmak için yaptıkları çalışmaları ve Ethem'le kardeşlerinin buna karşı çıkışlarını anlattı. Çerkez Ethem, Meclis Başkanlığı'na bir telgraf göndererek mebusları Hükümet'e dalkavukluk yapmakla suçladı. Ethem bir genelge halinde yaydığı telgrafta, millet ve memleketin savaşa tahammülü kalmadığını ileri sürerek İzzet ve Salih Paşaların serbest bırakılmasını, barış görüşmelerinin çabuklaştırılmasını istedi. Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey, bu bildiriyi yayımlayanların Damat Ferit gibi orduyu çökertmeyi amaçladıklarını ileri sürerek onlardan artık her türlü saldırının beklenebileceğini bildirdi ve çıkardıkları propagandacıların yakalanır yakalanmaz kurşuna dizilmelerini emretti. Birliklere Kütahya'yı işgal etme emri verildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Yüksek Komiser Rumbold'a verdiği cevapta, Müttefiklerin birlikte hareket etme yolunda karar aldıklarını, İtalyan Hükümeti'ne hatırlatmada bulunması için Fransız Hükümeti'nin Roma Büyükelçiliği'ne talimat verdiğini, İngiltere'nin de aynı görüşte olduğunu bildirdi. Rumbold, 22 tarihli raporunda, Ankara'ya bir konsolosluk görevlisi gönderilmesi yolunda İtalyan Yüksek Komiseri'nin görüşünü bildirmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Meclis'in açık bileşiminde, dün birbirlerine ağır sözler sarf eden mebuslara takbih cezası verildi. Bursa Mebusu Operatör Emin Bey, Türkiye'de kadın nüfusun erkek nüfusa oranla 6 misli fazla bulunduğunu, çeşitli illerde halkın yüzde 34-6o'ının firengili olduğunu söyledi. Muhtaç çiftçi ailelerine dağıtılmak üzere 300.000 lira ayrıldı. Şehit subayların ailelerine maaş bağlanması, 49'a karşı 54 oyla reddedildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Seyyare-i Yeni Dünya'nın Ankara'da 83. sayısı: Eskişehir'den Ali Şefik: Amele bugün, eskiden olduğu gibi esirdir. Evvelce esirleri çalışmaya teşvik eden kırbaç idi, şimdi midelerini delen açlıktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Bununla beraber, Allah biliyor, Kemal ve arkadaşları, askeri güçlerini arttırmak için cimrilik etmemişlerdir: vergi ve resimlerin arttırılmasının esası ordu içindir; yolların onarımı ve demiryollarının inşaası, ordu içindir, maaşların artırımı, önce subaylar ve ardından artan miktarda kontenjanların seferberliği içindir, hatta İstanbul’da, karşı taraftan bazı kötü niyetlilerin, milliyetçi liderlere karşı göndermeyi düşündüğü, General Wrangel’in yaklaşık 75.000 kişilik beyaz, işsiz güçsüz birliklerine bile cazip teklifler yapıldığı izlenimini uyandırmaktadır.


Eğer Çerkez Ethem olmasaydı, her şey – neredeyse – fevkalade olurdu. Onun ile Ankara arasında, önce şüphe, sonra da düşmanlık doğmuştur. Disiplinli asker, tertipli, katı, yasalara bağlı İsmet “ Savaş muntazam ordularla yapılır, gelecek için başka çare yoktur. O halde muntazam orduya sahip olmamız gerektir” der. Çerkez’in anlaması güç bir konuşmadır bu; bir savaş ilahı çarpışanla hükümet eden arasındaki farkı gözetmez. Kendini savaş meydanlarında ispatlamış, bir güç elde etmiştir, onu bırakmayacaktır. İsmet ona Kasım sonunda “ sadece askeri işlerle uğraşın” diye yazar. Ethem’in kardeşlerinden biri Tevfik, “aptalca emirler, yerine getirilmesi imkansız “ diye cevap verir.


Resmi adı Kuvva-ı Seyyare ( Hareketli Kuvvetler ) olan Çerkez’in birlikleri, bu bilek güreşinde, Kemal ve İsmet’in kızgınlıklarını içlerine gömmelerini gerektirecek yeterince koza sahiptir; Kemal, kuvvete başvurmaktan kaçınmayı dener ve Ali Fuat’ı Moskova’ya Büyükelçi yolladığında, Ethem’e de onun askeri ataşesi olmasını teklif eder. Çerkez hayır cevabı verir; cephede çarpışmak kaçınılmaz olmaktadır. Kopukluk Aralık başında Eskişehir Gar’ında meydana gelir: Ankara treni Kemal, İsmet, Ethem, Ethem’in bir diğer kardeşi ve aynı zamanda mebus olan Reşit’i ve diğer şahsiyetleri Eskişehir’e getirmiştir. Toplantı odasında Kemal şaşkınlığını gizlemez “ Ethem nerede?” diye sorar. Cevap Reşit’ten gelir, “ Şu anda birliklerinin başındadır” Kemal onunla görüşmeye hazırlanırken, kötü darbeden korkan Ethem kaçmıştır. Kemal gururlu bir şekilde “ şimdiye kadar sizinle açık bir şekilde meselelerimizi görüşmek üzere, eski dostlar olarak buluşuyorduk. Şu andan itibaren dostluğumuz bitmiştir. Karşınızda Hükümet ve Büyük Millet Meclisi Reisi vardır” der.


Çerkez davayı kaybetmiştir. 29 – 30 Aralık’ta Kemal olayı kapalı celsede mebuslara anlattığında, Meclis’teki taraftarları sadece birkaç sualcik sorabilirler: Kemal Ethem ve kardeşlerini hem Hükümete hem de Meclis’e itaat etmemekle suçlayarak “ bu hoş olmayan bir olaydır” diye vurgular. Kan akmaması için meseleyi çözmeye hazır olduğunu ince bir şekilde açıklar: “ Bana biraz zaman tanıyın. Tabi şayet Meclis olayla meşgul olmak istiyorsa… İşte size teklif edeceğim budur” Pazarlık açıktır, bana güveniniz. Bir kere daha ona güvenilir. Haklı olarak.


KEMAL ATATÜRK BATININ YOLU / ALEXANDRE JEVAKHOFF Türkçesi Zeki ÇELİKKOL / 157


Kütahya’ya doğru ilerliyoruz. Keşif raporlarından ve köylülerden öğrendiğimize göre, Kuvayi Seyyare Kütahya civarında muharebeyi kabul edecekmiş, Propagandalarını değiştirmişler. Bize söylediklerine göre isyan etmelerinin sebebi Ankara Hükümetinin Yunanlılarla sulh yapmış olmasıymış. Biz Yunanlılarla anlaşmışız, İzmir’i on beş sene müddetle Yunanlılara terk etmişiz. Ethem Bey ve kardeşleri Yunanlılarla muharebeye devam etmek istiyorlarmış, bunun için Büyük Millet Meclisi Hükümetine karşı isyan etmişler. Büyük Millet Meclisi dağılıyormuş. Mebuslardan birçoğu kendilerine iltihak etmiş, bir kısmı da İnebolu üzerinden İstanbul’a kaçıyormuş. Mustafa Kemal Paşa ellerine geçerse idam edeceklermiş. Cephedeki 159. Alay ve 23. Tümen kendilerine iltihak etmiş. Şimdiki propagandalarının bunlar olduğunu öğrendik.


Hareketin ertesi günü 29 Aralıkta Tümenlerime aşağıdaki emri verdim.: “1- Kuvayı Seyyare Kumandanı Ethem imzasıyla bugün Meclis riyasetine ve kumandanlara çekilen açık telgrafta Yunanlılara karşı ve memleketin kuvvet ve muvaffakıyetini zayıf gösteren bir lisan kullanarak Büyük Millet Meclisi hakkında hürmet ve itaatle katiyen kabili telif olmayan isnat ve tecavüzatta bulunmakta ve İstanbul’dan gelip Anadolu’ya iltihak eden heyetin güya müsait sulh şeraiti getirdiği gibi hilafı hakikat beyanat neşrolunmaktadır. Bu beyanat kendileri tarafından ahaliden para toplanmasını, kendileri tarafından asker alınmamasını ve ahali hakkında idam cezasının ancak İstiklal Mahkemeleri vasıtasıyla hüküm ve infaz olunabileceğini ve ordunun muntazam teşkilatına ve zapturapta riayet edilmesini şiddetle talep eden Büyük Millet Meclisi Hükümetine karşı alenen isyan mahiyetindedir.


Bu hususta Büyük Millet Meclisi’nden yeni bir emir almadı isem de sarahaten ilanı isyan edenlerin her türlü tecavüzata kıyam etmelerine de bir mani kalmamış demek olup bu telgrafnamede istihdaf edilen gaye tıpkı Damat Ferit hükümetinin söylediği gibi milletin mukavemetini bertaraf ve orduyu inhilal ettirecek bir propagandaya tevessül edildiğini göstermektedir.


İsyan istihzaratının hedef ve vüsatı ve peyderpey tevazzuh edecek mahiyete karşı milletin vasıtai asliyesi ancak ordunun iğfalata karşı mukavemeti vatanperveranesi; heyeti zabitanın gerek tecavüzatı müselleha ve gerekse hululü müfsidaneye karşı teyakkuzlarıdır. 2- Kuvayi Milliye efradına hayatları için tehlike olduğu evhamı altında millet aleyhine muharebe etmek için yemin etmişler ve ordudan ele gelecek zabitanın öldürülmesini tekarrür etmişlerdir. 3 – Askerin konacağı ikamet mahallerinde ahaliden propagandacılar tayin etmişlerdir. Bunlardan haber alınabilenlerden ikisi Kütahya’da İshak Fakıh mahallesinde uzun boylu, zayıf kırmızı yüzlü, az ve siyah ter bıyıklı, belinde silahlı Mehmet oğullarından Ahmet oğlu Hüseyin, diğeri aynı mahalden mavi şalvarlı, yeşil yakalı kaputlu, başında kırmızı fes ve kırmızı mendil olan Hüseyin oğlu Süleyman, civar köylere asker içine gönderilmişlerdir. Gerek merkumlar ve gerek emsali müfsitler ordu içinde yakalanır yakalanmaz derhal kurşuna dizilmelidir.”


İSMET İNÖNÜ HATIRALARI / 226-227


Ethem’in isyankar fikirlerinden vazgeçtiği sanılıyordu. Eskişehir’e döndüğümde Kütahya görüşmesi hakkında İsmet Bey’e bilgi verdim. Bu görüşme sırasında İsmet Bey, Ethem Bey’in Demirci Efe’ye yazdığı bir şifreyi gösterdi. Bu şifrede hükümet aleyhinde ağır sözler vardı. Bütün Kuvay-ı Milliye’nin beraberce isyan etmesi teklif ediliyordu. Ben, bu şifreyi gördükten sonra, kendilerini tatmin edecek tedbirlerin faydasız olduğunu ve bilakis cüretlerini arttıracağına kanaat getirerek Ankara’ya döndüm. Vaziyetin ıslah edilir olmadığı anlaşılmıştı. Ethem ve arkadaşları vakit ve taraftar kazanmaya çalışıyorlardı.


Aradan birkaç gün geçti, Ethem tamamen asi bir vaziyet alarak cephe ile irtibatı kesti. Cephe kumandanlığı da karşı tedbir almaya başladı. Büyük Millet Meclisi koridorlarında hep bu hadise konuşuluyordu. Ankara’da bulunan Reşit, heyecan içinde idi. Mebusların arzusu üzerine Ethem’in bir kere daha iyilikle doğru yola çevirmek tecrübe edilebilirdi. Reşit’in teklifi üzerine Ethem’e nasihat vermek üzere, Celal ve Eyüp Sabri Beylerle daha bazı arkadaşların Kütahya’ya gitmeleri uygun görüldü. Bunu Mustafa Kemal Paşa’da uygun buldu. Reşit, benim de bu heyetle beraber gitmemde ısrar ediyordu. Bunda bir maksadı olduğunu hissettim. Mustafa Kemal Paşa, bu teklifi reddetmekliğimi masa altından ayağıma basarak işaret etti. Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın Nutuk’ta yazdığı gibi Ethem beni tutuklayarak imzamdan istifade edebilirdi. Ben gitmedim. Yeni heyet Kütahya’ya hareket etmiş olmakla beraber, Cephe Kumandanlığı da her ihtimale karşı lazım gelen tertibatı almıştı. Heyetin Kütahya görüşmelerinden tahmin edildiği gibi bir fayda hasıl olmadı ve heyet Kütahya’dan Ankara’ya dönmeden Ethem, kesin olarak isyan etti.


29 Aralık’ta ilk fiili hareket olarak bir bildiri yayınlamıştı. Ethem bu bildiride, Büyük Millet Meclisi üyelerini, ordu ve subaylarını aşağılıyor, halkı Meclis ve ordu aleyhinde harekete geçmeye davet ve teşvik ediyor, aynı zamanda İstanbul’dan gelmiş olan İzzet Paşa heyetinin taleplerinin kabul edilmesini istiyordu. Bunun üzerine 1921 yılının Ocak ayı başlangıcında ordu Ethem’e karşı harekete geçti. Son yollanan nasihat heyeti Kütahya’dan dönerken Reşit, kardeşlerinin yanında kalmıştı.


Heyet Ankara’ya döndükten sonra Büyük Millet Meclisimde önemli görüşmeler yapılacaktı. Celal Bey, heyecanlı bir ifade ile Kütahya’daki teşebbüsleri ve bu yoldaki görüşleri hakkında açıklamada bulumdu. Mustafa Kemal Paşa şimdiye kadar meydana gelen olayları ve uzlaşmak için alınan tedbirleri geniş olarak izah etti. Ethem’in isyankar bildirisi de okundu. Bunun üzerine Meclis, hükümetin lazım gelen tedbirlerin süratle alınması hakkındaki önergesini kabul etti. Karar İsmet Bey’e derhal tebliğ edildi. Esasen cephedeki kıtalar tertibatlarını almış ve Kütahya’ya yaklaşmış bulunuyorlardı. Güney Cephesinde hazırlanan kuvvetler de harekete iştirak ettirildiler. Süvari kıtası Derviş Bey’in kumandasında olarak, Kütahya’ya hareket etmiş bulunuyordu.


Batı Cephesi Kumandanlığı 61. Tümen’i tamamen ve 11. Tümen’in iki alayını Kütahya’ya yollamıştı. Milli ordu kıtaları ile Kuvay-ı Seyyare karşılaşınca, Ethem’in emrindeki subay ve askerlerin bir kısmı bizim tarafa geçti. Geriye kalan kısım ise kesin bir muharebeyi kabul etmekten kaçarak ufak çarpışmalarla Gediz yönlerinde dağlara çekildiler.


NUTUK / KAZIM ÖZALP / 788-789

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG