29 Eylül 1920 Çarşamba

Doğu Ordusu'nun Azerbaycan Süvari Alayı, Ermenilerin dün boşalttığı Sarıkamış'a girdi. 9. Tümen de Çatak-Divik-Bezirgan Geçidi bölgesini işgal etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Milli Kuvvetler Yozgat Akdağmadeni'ne girerek İkinci Yozgat Ayaklanması'nın esas kısmını bastırdılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yeşilordu örgütü dağıtıldı. Yeşilordu bu yılın ilkbaharında karşı-devrimci isyanları bastırmak amacıyla Mustafa Kemal'in bilgisi altında kurulmuş yarı gizli bir demekti. Mustafa Kemal, Ethem'in bu örgütle ilişkisinden kuşkulanarak Yeşilordu'nun dağıtılmasını emretti. Bu tarihten sonra Yeşilordu mensupları ikiye bölünecek, bir kısmı Mustafa Kemal'in emriyle Hükümet kontrolü altında 18 Ekim'de kurulan Türkiye Komünist Fırkası'na katılırken, Tokat Mebusu Nazım ve arkadaşları gizli Türkiye Komünist Partisi ile birleşerek 7 Aralık'ta açık Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası'nı kuracaklardır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Lenin'in de hazır bulunduğu Rus Komünist Partisi Merkez Komitesi toplantısında, Anadolu hareketine "gerçek ve acil" bir yardım yapılmasına karar verildi. Toplantıda ayrıca, Türkiye ile Ermenistan arasında arabuluculuk yapılması için ilk önce Ermenistan'la bir anlaşmaya varmanın gerekli olduğu benimsendi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


TBMM, savaşa hazırlık için mali kaynaklan harekete geçirmeye devam ediyor. Damga vergisini 2-3 misli artıran kanun, 27'ye karşı 84 oyla kabul edildi. 30 sayılı bir başka kanunla da 1919 yılı sonuna kadar aşar ihale bedellerinden borçlu olan mültezimlerin, bunları 1921 yılı şubat sonuna kadar ödemeleri halinde gecikmeden doğan faiz borçlarının affedilmesi hükmü getirildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Nutuk’tan/


Saygıdeğer Efendiler, doğu sınırlarımızda acele olan işimiz, Celâlettin Arif Bey’in, Erzurum’un inkılâp tarihinde bıraktığı izi daha fazla ele alıp incelemeye elverişli değildir. Arzu buyurursanız o günlerin doğu sınırlarımızdaki ciddî işlerine geçelim:


Yüksek hey’etinizce de bilinmektedir ki, Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan beri Ermeniler, gerek Ermenistan içinde, gerek sınıra yakın yerlerde, Türkleri toplu olarak öldürmekten bir an geri durmuyorlardı. 1920 yılının Sonbaharında Ermenilerce yapılan zulümler dayanılmaz bir kerteye geldi ve Ermenistan seferine karar verdik.


9 Haziran 1920 tarihinde, Doğu bölgesinde geçici seferberlik ilân ettik. 15’inci Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’yı Doğu Cephesi Komutanı yaptık. 1920 Haziranında, Ermeniler, Oltu’da kurulan, mahallî Türk yönetimine karşı hareketle, o bölgeyi ele geçirdiler. Dışişleri Bakanlığı’mız tarafından Ermenilere 7 Temmuz 1920’de bir ültimatom verildi.


Ermeniler aynı şekilde hareketlerine devam ettiler. Sonunda, seferberlikten üç buçuk dört ay kadar sonra, Ermenilerin Kötek, Bardiz bölgelerinde toplanan kuvvetlerimize taarruzu ile savaşa başlandı.


Ermeniler, 24 Eylül 1920 sabahı Bardiz cephesinden baskın şeklinde yaptıkları genel bir taarruz ile başarıya ulaştılar. Efendiler; Doğu Cephesi’nin bu can sıkıcı bilgiler veren raporunu okurken, Celâlettin Arif Bey’in de, Ermenilerin taarruz günü olan 24 Eylülde yazılmış, bildiğimiz ültimatomunu alıyordum. Ermeniler geri püskürtülüp girdikleri bölgelerden atıldılar.


Ordumuz 28 Eylül sabahı ileri harekete geçti. Aynı günde. Erzurum’un elli imzası da Ankara’ya taarruza geçiyor. Ne kötü tesadüf!… Sanki, bu Efendiler, Ermenilerle aleyhimizde harekete sözleşmiş gibi!…


Ordu, 29 Eylülde Sarıkamış’a girdi, 30 Eylülde Merdenek (145) işgal edildi. Fakat bazı sebepler ve düşüncelerle 28 Ekim 1920 tarihine kadar, bir ay, Sarıkamış – Lâloğlu hattında kaldı.


Bu sebeplerden birinin de, Erzurum’da bulunan Celâlettin Arif Bey ve arkadaşlarının yarattıkları durum olduğunu tahmin buyurursunuz. Gerçekten de, Kâzım Karabekir Paşa’nın 29 Eylül 1920 tarihinde Sarıkamış’tan çekilen telgrafında: «30 Eylülde cepheyi gezip gereken talimatı verdikten sonra Erzurum’a giderek, orada geçen olayın sonuçlandırılacağı arz olunur» deniliyordu.


Kâzım Karabekir Paşa, 30 Eylül 1920 tarihinde, Sarıkamış’tan Celâlettin Arif Bey’e yazdığı bir şifrede: «Erzurum halkı adına kırk elli imza ile çekilen açık telgraf, dış düşmanların milyonlar sarf ederek elde edemeyeceği bir belgedir.


Olayın kendisinden daha önemli ve tehlikeli olan bu açık telgrafı dış düşmanların tehlike ve tehdidinden daha yıkıcı ve doğuracağı ağır sonuçları cephe durumundan daha önemli gördüğümden yarın Erzurum’a geleceğimi bildiririm» diyordu.


Celâlettin Arif Bey, 5/6 Ekim 1920 tarihli telgrafıyla, özellikle «vatansever ordu içinde değerli ve halkın güvenini kazanmış pek çok subay ve üstsubay bulunduğundan, yolsuzluk şikâyetleri elbette ordunun dayanma gücünü ve disiplin esaslarını etkileyecek kadar büyümemiştir» şeklinde bilgi veriyordu.


Bursa’daki Yeşil Cami’nin çinilerinin sökülüp Atina’ya taşınması üzerine “Güzel Bursa’mızı daha ne kadar soyguncuların elinde görmeye katlanacağız. Cellatlardan kurtulalım!” diye Yeni Gün haykırmaktadır.


Damat Ferit’i İngiliz’lerin yardımcısı olarak değerlendiren Nasuhi dede, Anadolu insanının düşmanın ilerlemesine pek kulak vermediğinden şikayet ederek düşmanın amacının sadece İzmir sahili olmadığını, bütün ülke olduğunu göstermeye çalışmaktaydı. Büyük fıkıh kitaplarından olan Nihaye’den yaptığı ; “ Düşman bir İslam memleketine geldiği zaman gerek o memleket Müslüman’larının ve gerek yakında bulunan diğer memleketler halkının savaşması farz-ı ayındır. Uzak memleketler halkı için ise farz-ı kifayedir. Eğer onlarında yardımı şart ise, onlara da farz-ı ayındır.” Alıntısı ile cihada çağırmaktaydı. “Düşmanla savaşmayanlar ahirette nasıl hesap verecekler? Biz yaşamayı sevip, ölümü kötü gördüğümüz için yeniliyoruz. Ölümü göze aldık mı, iş hemen bitecektir. Mesajlarıyla halkın dini duygularına seslenen Nasuhi Dede, kardeşi kardeşe vurdurma, para ile adam kandırma oyunlarına karşı halka” aldanma, inanma, kanma” uyarısında bulunmaktadır.


İngiltere’nin amacı Türkiye’yi parça parça ederek, Boğazlara sahip olmak ve böylece Asya İmparatorluğunu elinde tutabilmekti. “Bu hayale birinci darbe 1. Dünya Savaşı içinde vurulmuş, Çarlık Rusya’sı çökmüş ve yeni dünya devriminin olmasına sebep olmuştu. Şimdi Bolşevikler’le Türkler Çanakkale hedefine doğru harekatlarını birleştirirlerse, dünyayı yerinden oynatacak bir manivelaya sahip olacaklardı”. Ancak birincisini başaran Türk milleti , ikincisini de te başına başarabilirdi.


KURTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLUDA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ / 252 – 253

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG