29 Kasım 1920

Ermenistan'ın kuzeyinde bulunan Kazah'ta Sovyet Ermenistanı ilan edildi. Ermeni Devrim Komitesi yann Lenin'den yardım isteyecek. Mustafa Kemal, Doğu Cephesi aracılığı ile Taşnak Hükümeti Başbakanı Varezyan'ın 25 tarihli iyi niyet mesajına cevap verdi; Gümrü görüşmelerinin iki taraf için de iyi sonuçlar verebilmesi için Ermenistan'ın zararlı dış etkilerden korunmasını istedi. Ermenistan Askeri Devrim Komitesi deklarasyonunda, Türk-Ermeni savaşına ilişkin olarak "Emperyalist boyunduruktan kurtulan ve Sevr Anlaşması'na karşı yaptığı mücadelede bizden yakınlık gören emekçi Türkiye'nin ortak düşmanımızı yendikten sonra bize kardeşlik elini uzatacağına inanıyoruz. İki devlet arasındaki barışın, galip gelenlerin kılıcıyla değil, Sovyet Ermenistan'ın ve devrimci Türkiye'nin özgür halklarının dostluk anlaşmalarıyla kurulacağına inanıyoruz" denildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal, Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin'den, Sovyetlerin Batı ülkeleri işçi sınıfı üzerindeki yüksek manevi saygınlığını Türkiye lehine kullanmasını istedi. Bütün dünyanın kurtuluşu için acılara katlanan Rus halkına karşı Türk halkının duyduğu hayranlığı belirtti. "Asya ve Afrika'nın esir halkları, uluslararası kapitalizmin kendilerini kullandıklarını anladıklan gün, burjuva iktidarlarının sonu gelmiş demektir" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Meclis'te Anayasa tasarısının tartışılması devam ediyor. Mustafa Bey, "Amele güruhu"nu Meclis'e dolduracağı gerekçesiyle mesleki temsil ilkesine karşı çıktı. Yunus Nadi "Buraya kömürcünün kendisi gelecek değildir, hakkını savunacak birini gönderecektir." Dr. Abidin Bey "Rençberler, size kölelik ediyorlar. Asıl biz onlara kölelik etmeliyiz. Millet gerçek olarak temsil edilmiş olsaydı, cephelerden kimse kaçmazdı". Esat Efendi "Cephelerde ön saflarda çarpışanlar neden Meclis'e girmesin?" Hamdi Namık Bey "Mesleki temsil de olsa, sonunda oraya sizin gibi insanlar gelecektir. Demirci, terzi, kunduracı değil". Hasan Basri Bey "Köylere gidenler hep sopa ile iş yapmışlardır. Bizde gayet zeki, fikirli, değerli halk vardır". Yusuf Ziya Bey "Yüzde bir yüzde seksene tahakküm ediyor da yüzde seksen olan çiftçiler niçin yüzde bire tahakküm etmesin?" dediler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


TBMM'nde İstiklal Madalyası Yasası kabul edildi. Buna göre, cephede ve cephe gerisinde fedakarlık gösterenlere İstiklal Madalyası verilecek. 56 mebusun kabul oyuna karşılık, madalyayı zenginlerin elde edeceği, erlere ve yoksullara bundan bir pay düşmeyeceği gerekçeleriyle 36 mebus red oyu verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey, Meclis Başkanlığı'na ve Genelkurmay'a gönderdiği raporda, Kuvayı Seyyare Komutan Vekili Tevfik Bey'in 27 Kasım'dan beri rapor vermediğini, Ethem'den vekilini uyarmasını istediğini bildirdi, tamamlayıcı bilgi istedi. Hamdullah Suphi ve Tahsin Beyler tarafından Antalya'dan Meclis Başkanlığı'na çekilen telgrafta, Demirci Mehmet Efe kuvvetlerinin Akseki ve Manavgat'ta yağma, ırza geçme ve cinayet eylemlerinde bulunduğu anlatılarak Antalya merkezinin buralardan göçenlerle dolu olduğu belirtildi ve bunlara karşı kesin tedbirler alınması istendi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Öğüt'te Mehmet Akifin şiiri: Umar mıydın?


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Nutuk’tan/


Efendiler, tam bu günlerde, düşmanın, Bursa Cephesi ilerisinde, İznik yakınlarında bir faaliyeti hissedildi. Cephe komutanı bizzat oraya giderek yakından tedbirler almaya mecbur oldu. Onun için 28 Kasım 1920 tarihinde Kuva-yı Seyyare Komutanı Tevfik Bey’e cevap verirken: «Bu gün Bilecik’e gidiyorum. Dönüşte sizinle nerede karşı karşıya oturup görüşmek mümkün olur?» sorusunu sormuştu.


Cephe komutanına cevap verilmemişti. Cephe komutanı, İznik durumuna karşı, tedbir ve tertibat almakla meşgul bulunduğu sırada, Kuva-yı Seyyare Komutanlığı’ndan savaş raporları gelmeye başlamış… Sebebi sorulmuş:


«Raporlar gerektiği zaman Ankara’da Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na yazılmıştır. İmza: Yüzbaşı Tahsin» telgrafı alınmış.


Efendiler, bir cephe komutanı için, cephesinin bir kısmında geçen olaylardan bilgi alamamak ne kadar güç bir durumdur. Böyle bir belirsizlik içinde kalmak, bütün cephenin idaresini yanlış yola sürükleyebilir. Düzeltilmesi imkânsız tehlikeli durumlara yol açabilir. Cephe Komutanı İsmet Paşa, 29 Kasım 1920 tarihinde, durumu Ankara’da bulunan Kuva-yı Seyyare Komutanı Ethem Bey’e yazarak, raporlar için vekilinin uyarılmasını bildiriyor.


İsmet Paşa, 29 Kasım 1920’de, bize şu telgrafı gönderdi:


Ankara’da Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na


Ankara’da Genelkurmay Başkanlığı’na


1 — Kuva-yı Seyyare Komutanlığı, 27.11.1920 akşamından beri Cephe Komutanlığına rapor vermemektedir.


2 — Bu gün Ethem Bey’den, vekilini uyarmasını rica ettim. Düşmandan geri alınan yerlerin idaresi için kurulan Simav Bölgesi Komutanlığı dolayısıyla, Tevfik Bey’in üzüntü duyduğunu bildiren Ethem Bey’den bu gün bir telgraf almış ve cevap vermiştim. Durumda dikkati çekecek ölçüde bir olağanüstülük varsa da, geniş bilgim yoktur. Oraca alınan bilgilerin gönderilmesini rica ederim.


Efendiler, Batı Cephesi Komutanlığı ile Kuva-yı Seyyare Komutanlığı arasında geçen yazışmaları ve ortaya çıkan durumu nasıl öğrendiğimi müsaade buyurursanız açıklayayım :

Kuva-yı Seyyare Komutan Vekili Tevfik Bey tarafından İsmet Paşa’ya yazılan, asker kaçakları ile casusların İstiklâl Mahkemesi’ne karşı olduğunu ve Kuva-yı Seyyare’nin sol kanadının yirmi dört saate kadar 12’inci Kolordu’ca emniyete alınmayacak olursa, kuvvetini Efendiköprüsü’ne çekeceğini bildiren telgrafları, bana Ankara’da bulunan Ethem Bey verdi. Ben tabiî olarak bu telgrafları anlamlı buldum.


Kuva-yı Seyyare’nin durumunda tedbir alınmasını gerektiren dikkate değer bir hal gördüm. Onun için, İsmet Paşa’ya çektiğim ve bu telgrafları Ethem Bey vasıtasıyla öğrendiğimi bildirdiğim 25 Kasım 1920 tarihli telgrafta, «Tevfik Bey’in, önem verdiğim bu müracaatına karşı ne şekilde cevap verildiğinin ve ne gibi tedbirler alınmış olduğunun bu gece bildirilmesini rica ederim» demiştim.


İsmet Paşa, arada geçen yazışmayı olduğu gibi bildirdi.


Efendiler, bir taraftan da, 28 Kasım 1920 tarihinden başlayarak, Kuva-yı Seyyare’nin sabah ve akşam raporları, «Umum Kuva-yı Seyyare Komutan Vekili Mehmet Tevfik imzasıyla doğrudan doğruya bana bildirilmeye başladı. Tevfik Bey’e şu şifreli telgrafı yazdım:


Ankara, 29/30.11.1920

1’inci Kuva-yı Seyyare Komutan Vekili

Tevfik Beyefendi’ye


İki üç günden beri doğrudan doğruya bana göndermekte olduğunuz raporların son maddesinde, Batı Cephesi Ordu Komutanlığı’na verilmiş olduğu kaydının bulunmadığı dikkatimi çekti. Bir yanlışlık mıdır, yoksa bir sebebe mi dayanmaktadır? Bu konuda bilgi verilmesini rica ederim.


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

Mustafa Kemal


Bu telgrafıma Tevfik Bey’den cevap almadım. Fakat Ankara’da bulunan Ethem Bey’den rahmetli Hayati Bey’e şöyle bir yazı gönderildi:


30.11.1920


Hayati Bey Kardeşime


Tevfik Bey’le İsmet Beyefendi arasındaki anlaşmazlığın sebepleriyle, bu konuda her ikisiyle yaptığımız yazışmaları olduğu gibi takdim ediyorum. Lûtfen Paşa Hazretleri’ne gösterilip okunarak yanlış bir kanaata meydan verilmemesini rica ederim, efendim.


Kuva-yı Seyyare ve Kütahya Bölgesi

Komutanı

Ethem


Efendiler, bu yazıya ilişik olan telgraflarda dikkati çeken noktalar şunlardı:


Tevfik Bey, kardeşine diyor ki: «Simav Bölgesi Komutanlığı’na kesinlikle ihtiyaç yoktur. Bu bölge komutanının Eskişehir’e dönmesi için şimdi emir verdim.» Tevfik Bey, İsmet Paşa’nın halka hitaben yayınladığı bildirisini de şöyle yorumluyordu:


«Bu bildiri, bulunduğumuz yerlerde bizim adaletsiz, emniyetsiz ve namussuzcasına hareket ettiğimizi ilân ediyor… Kuva-yı Seyyare, bunu kesinlikle kabul etmez. Bu konular aydınlanıncaya kadar, Kuva-yı Seyyare, Batı Cephesi Komutanlığı’nı tanımayacaktır.»


Bunun üzerine, Ethem Bey, İsmet Paşa’ya yazdığı telgrafta, kardeşinin üzüntüsünden söz ettikten sonra, bu işlerin kendisinin dönüşünden sonraya bırakılmasını rica ediyor. Kardeşine de, durumu Batı Cephesi Komutanlığı’na yazdığını, ancak kendisinin de ölçülü ve nezaketli davranması ve mukabele etmesi gerektiğini bildiriyor. Tevfik Bey, 28 Kasım 1920’de Ethem Bey’e yazdığı karşılık telgrafında:


«Namusumuzla oynayan Batı Cephesi Komutanı’nı bundan böyle âmir olarak tanımayacağımı ve Simav’a gönderdiği komutanına, bu gün yanındakilerle birlikte Eskişehir’e dönmesi için emir verdiğimi…. yazmıştım» dedikten sonra «Bu hususta başka bir şey düşünemem ve düşünebilmek imkânı da yoktur, efendim» diyordu.


Tevfik Bey’in kardeşine çektiği yine aynı tarihli bir telgrafında da:


«…… En ufak bir şey hissedersem bu yeni kurulan komutanlığın bütün mensuplarını gözaltında Batı Ordusu’na iade edeceğim. Batı Ordusu Komutanı İsmet Bey’in bu cephe komutanlığını idare edemeyeceğini anlıyorum» denilmekte idi.


Efendiler, bundan sonra, Kuva-yı Seyyare’nin savaş raporları Ankara’da Ethem Bey’e geliyor ve Ethem Bey tarafından Batı Cephesi’ne gönderiliyormuş.


Bundan başka, Kuva-yı Seyyare Komutanlığı, Batı Cephesi haberleşmelerine sansür koymuş. Telgraf ve telefon hatlarının Kuva-yı Seyyare Komutanlığı’nın haberleşmeleriyle meşgul olduğundan söz edilerek, cephe ile haberleşmeler açık ve resmî şekilde yasaklanmış. Aynı zamanda, Kuva-yı Seyyare’nin Eskişehir dolaylarına saldıracağı söylentisi yayılmıştır.

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG