29 Mayıs 1920 Cumartesi

Meclis'in gizli oturumunda Hükumet, Fransızlarla bu gece başlayacak olan ateşkes hakkında bilgi verdi. Mustafa Kemal, bu ateşkesten kazançlı olanın kendileri olduğunu, Bolşevik olmayacaklarını, ancak Bolşeviklerle birlik olacaklarını belirtti. Milli Savunma Bakanı Fevzi Paşa, Damat Ferit'in bütün çabalarına rağmen Türk ordusunun silahtan tecrit edilemediğini söyledi. "Yenilmeyi hazmetmeyen bir millet savaşa devam edebilir. Dünya Savaşı bitmemiştir" dedi. Genelkurmay Başkanı İsmet Bey de barış şartlan hakkında açıklamalarda bulundu. Meclis'in açık görüşmelerinde, barış şartlan arasında Düyun-u Umumiye'ye on para bile verilmeyeceği, bütün yabancı şirketlerin millileştirileceği, Türkiye'deki Hristiyanlarla Rumeli'deki İslamların değiştirileceği şartlarının da konulması istendi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 62)


Mersin Milletvekili İsmail Safa Bey, 29 Mayıs 1920’de yaptığı konuşmada, Avrupa Devletlerinin Türkiye’yle ilişkilerini ele alır ve Türkiye için ‘idamdan çok daha ağır’ olan bu ilişkilerin, olması gereken yeni biçimi hakkında görüşler ileri sürer, düşünce ve önerilerini kapsayan üç maddelik bir önerge verir. Özellikle Duyunu Umumiye borçları ve Türkiye’deki yabancıların mülkiyetinde bulunan kuruluşlar konusundaki önerileri, kararlı ve köklü çözümlere yöneliktir. İsmail Safa Bey’in görüş ve önerileri şöyledir:


‘Milletimiz, bundan sonra Duyunu Umumiye için on para vermeyecektir. Çünkü ilk olarak, şimdiye kadar yaptığımız borçlanmalar, Avrupa’nın neden olduğu ve birbiri ardınca gelen ‘sonsuz’ savaşlara harcanmıştır. İkinci olarak milyonlar harcayarak imar ettiğimiz binlerce bina ve tesis, meydana getirdiğimiz zengin ve işlenmiş topraklarımız, birtakım meşru olmayan çirkin gerekçelerle elimizden alınmıştır. Üçüncü olarak, uzun savaşlarda her çeşit belalara yorgun ve yoksul düşen Türk Köylüsü, Müslüman halk, aslı bi kere ödenmiş olan bu zalim borç para yükü alında pek çok ezilmiştir. Türkiye Müslümanları, milli sınırlar içindeki bütün demiryolları, elektrik tesisleri, fabrikalar, liman ve maden ocakları gibi yabancı asalak işletmeleri artık kendi malı saymaktadır. Çünkü bu çeşit işletmeler, ülke içinde kendi malı saymaktadır. Çünkü bu çeşit işletmeler, ülke içinde bozguncu ve düşmanca bir siyaset izleyerek ülkenin yaşam kaynaklarını ve gücünü tüketmektedir. Talihsiz milletimiz bu işletmelere herkesten, her milletten çok sahip olma ihtiyacındadır. Bu maddelerin incelenip görüşülmesi ve barış koşullarımız arasına konulmasının kabulünü, genel kurula arz ve teklif ederim.


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam 1 / Metin Aydoğan / Syf 311)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG