29 Mayıs 1921

Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin, Ankara Hükümeti'nin Moskova Büyükelçisi Ali Fuat Paşa'ya verdiği notada, Türkiye'ye yeni altın yardımı yapamayacaklarını, güç durumda olduklarını belirtti. Türkiye'nin Rusya'dan hiçbir yardım almadığı iddialarına karşı ise hayret duyduklarını, tespit edilen miktarlardan fazla yardım yaptıklarını bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, bir Yunan çıkarması halinde Karadeniz kıyılarındaki Rum nüfusun düşmana bir dayanak olacağını belirterek iç bölgelere nakledilmesini önerdi. Bakanlar Kurulu, 5 Haziran'da öneriyi reddedecektir. Bununla birlikte daha sonra birçok Rum, iç bölgelere sürülecek, çocuk ve kadınları da aynı işleme tabi tuttuğu için Merkez Ordusu Kumandanı Nurettin Paşa, Hükümet'i müşkül durumda bıraktığı gerekçesiyle eleştirilere uğrayacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngiliz Yüksek Komiser Vekili Rattigan'ın Curzon'a raporu: Mustafa Sagir'in asılması, Ankara'nın İngiliz yönetimine karşı beslediği aşın düşmanlık duygusunun belirtisidir


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Yunanlılar henüz Anadolu'dan çıkmadılar. Bu sebeple barış yoktur, savaş vardır. Ve bu savaş sonuna kadar iman ile azim ile devam edecektir.


İnceleme kurulunun 12 Mayıs 1921 tarihli 365 numaralı raporunda yazılı bilgilere göre, Yunanlılar Şile’de Hacı Mustafa’yı öldürdükten, eşine ve kızına olmadık hakaretlerde bulunduktan sonra kızın ırzına geçmişler, sonra boynundan bir iple ahırdaki atın kuyruğuna bağlamışlar ve atı süngü ile kovalamaya başlamışlardır. Kız parça parça olmuştur! 29 Mayıs 1921 tarihli başka bir raporda, İngiliz subayı Mister Cockhill, Yunan teğmen Kaçaros’un Türklere yaptığı zulmü anlatmaktadır.:


“Türkler evlerine girip kapılarını kapayınca Yunanlılar köye girdiler ve hemen bütün evlere taksim oldular. Başlarında bir teğmen vardı. Evden çıkarılan kadın, kız, çocuk ve erkekler süngülerle dürtülerek meydanlığa toplandı. Hepsi durmadan dövülüyordu. Genç kızlara feci sarkıntılıklar yapılıyor ve elbiseleri süngü ile yırtılıyor ve göğüsleri kesiliyordu. Yunan teğmenin yanına gittim. Bu vahşete neden lüzum gördüğünü sordum. Rumca bir şeyler söyledi ve beni azarlrdı. Tüylerim diken diken olarak daha feci manzaralara şahit oldum.(…) Kızlar, kadınlar bağırıp çağırıyorlardı. Yunan askerlerine yalvarıyorlar ve ayaklarına kapananlara merhamet edilmiyordu. Evlerin pencerelerinden alevler çıkmaya başlamıştı. Büyük ağacın altında bir genç kadın koyun gibi boğazlandı ve sonra karnı deşilerek çocuğu süngüye takılıp bir Türk erkeğine uzatıldı. Bu feci manzara bir saay sürdü.(…) Hava kararıncaya kadar vahşet devam etti”


KURTULUŞ SAVAŞI KADINLARI / ZEKİ SARIHAN / 51


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG