29 Ocak 1921

Mustafa Suphi ve 14 arkadaşı Karadeniz'de öldürüldü. Türk Komünist

Fırkası yöneticileri, sınır dışına çıkarılacakları gerekçesiyle akşam bir motora

bindirilerek Batum yönüne gönderildiler. Gece arkalarından yetişen Yahya

Kahya ve adamları, Sürmene ile Araklı arasında, ilk motorda bulunan ve

sayılan 1 5 olarak tahmin edilen komünistleri öldürerek cesetlerini denize attılar.

Mustafa Kemal'in izni ve daveti üzerine Sovyet Elçilik Kurulu ile birlikte 28 Aralık'ta Kars'a gelen komünistler, burada Sovyet Elçilik Kurulu'ndan ayrılarak iki grup halinde yolculuk yapmaya mecbur tutulmuşlar, Erzurum'da ve daha sonraki yolculuklarında Erzurum Valisi Hamit Bey'in tertibiyle çeşitli hakaretlere uğratılmışlardı. Bu arada, eski İttihatçılardan

olup Türki Komünist Fırkası içinde bu görüşlerini koruyan ya da pişmanlık

getiren 5 kişi yolda alıkonulmuşlardı. Suphi'yi öldürmesi için kullanılan

Yahya Kahya, İttihatçılarla işbirliği yaptığından ötürü daha sonra hükümet

taraftarlarınca bir siyasi cinayetle ortadan kaldırılacaktır.


Tevfik Paşa, Mustafa Kemal'in dünkü telgrafına verdiği cevapta, Londra'ya

İstanbul ve Ankara Hükümetlerinin birlikte delege göndermesinde diretti.

"Aramızda ayrılık gayrılık yoktur" dedi. İstanbul temsilci göndermezse bunun

işgalcilerin işine yarayacağını ileri sürdü.

* Mustafa Kemal, Meclis'te Tevfik Paşa ile haberleşmelerini anlattı. "Emperyalistler,

milletimizi bağımsızlıktan anlamaz bir hayvan sürüsü olarak

görüyor. Böyle olmadığını millet bir yıldır ispat etti" dedi. Meclis'i tanımazsa

Padişah hakkında ne gibi bir işlem yapılacağı sorusuna verdiği cevapta,

Padişah'ın milleti tanımadığını, İngilizlere yaslandığını, bugün kendisine bir

şans tanıdıklarını anlattı. "Tanımazsa gerekeni yapmak kolaydır ama

bugünden söz konusu etmeyelim" dedi.

İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold'un Londra'ya bildirdiğine göre Türkiye'nin

Londra Konferansı'na çağrılması, İstanbul'da heyecan yarattı. Rum gazeteleri,

karan Helenizm'e bir darbe olarak değerlendirdiler. Milliyetçi eğilimli gazeteler,

umut ve kuşku ile karşıladılar, diğer gazeteler ise memnun oldular ve İtilaf

Devletleri'nin Türkiye'ye karşı adaletli bir politikaya döndüğü yolunda yorumlar

yaptılar.


The Times: Atina muhabiri Kuvayı Milliye'nin askeri kıymetini sırf bir blöf sayıyor

Daily Telgraph: Londra Konferansı'nda Sevr'in esası değil, ayrıntısı söz konusu olacak


Nutuk’tan/


Tevfik Paşa, kabinesini toplamış, cevap verdi. Bunu da olduğu gibi bilginize sunacağım:


İstanbul, 29.1.1921

Ankara’da Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne

İlgi: 28 Ocak 1921 tarihli üç ayrı telgrafları.


Bugünkü Hükûmet, İstanbul ile Anadolu’nun birleşmesindeki menfaatlere öteden beri değer verdiğinden bu maksatla iş başına gelmiş ve şimdiye kadar bu uğurda çalışmıştır.


Milletin hâkimiyet haklarını korumak için sarf ettiğiniz emeklerin ve verdiğiniz kurbanların, karşısında bulunduğumuz elverişli durumu yarattığına, onda büyük ölçüde etkisi olduğuna inanıyoruz. Bu sebeple millete bir yarar sağlayacak olan tekliflerinizi kabule hazırız. Bu bakımdan bildirdiğiniz hususlarla ilgili görüşlerimizi aşağıda açıklıyorum:


Konferansa dolaylı olarak çağrılmanız tabiîdir. Çünkü İtilâf Devletleri’nin temsilcileri buradadır. Bu bakımdan durumun, İstanbul’da bulunan ve sizinle işbirliği yapmaya çalışan bir hükûmet vasıtasıyla bildirilmesi pek tabiî görülmelidir.


Şimdiye kadar Anadolu’yu tanımaya bile lüzum görmeyen Avrupa hükûmetlerinin, özellikle Anadolu delegelerinin konferansta bulunmasını şart koşmaları, sevindiricidir. Bu bakımdan, bir şekil meselesine takılarak bu mutlu değişiklikten yararlanmamak, millete karşı üzerinize aldığınız görev ile asla bağdaşmaz.


Zaten aramızda birleştiğimiz ilân edildikten sonra, delegelerimiz ayrı gayrı değil, tek vücut demek olur. Delegeler kararlaştırılan esaslar çerçevesinde konuşacaklarına göre, bu konuda bir sakınca düşünülemez. Bundan dolayı devlet ve millete karşı yüklendiğimiz görev, bu tarihî anda, bize uzatılan elden yararlanmamızı kesinlikle emretmektedir.


Bundan kaçınmanın, Yunan iddiaları karşısında savunmasız kalınmasına ve memleketimizin daha uzun zaman harp felâketlerine sahne olmasına yol açacağı düşünülmelidir. Aslında, isteklerimizi konferans huzurunda öne sürmek ve hakkımızı Avrupa’da duyurmak, konferansın sonuçsuz kaldığı farz edilmiş olsa bile, yine zarar getirmez.


Zâtıâlilerinin ve arkadaşlarınızın vatanseverlikleri, bu fırsatın kaçırılmayacağının güvencesidir. Şimdiye kadar eski hükûmetlerce alınmış ve her iki taraf için kötü sonuç vermiş olan kararların kaldırılması tabiî olduğundan, aramızda artık ayrılık ve gayrılık kalmamıştır.


Ancak, İstanbul işgal altında bulunduğundan, burada hükûmet işlerinin büsbütün ve tamamen İtilâf Devletleri’nin eline geçmesine ve böylece antlaşmadaki İstanbul’la ilgili maddelerin yürürlüğe konmasına yol açacaktır.


Ayrıca, harp halinde bulunduğumuz Yunan askerlerinin su sırada İstanbul ve dolaylarında bulunuşu da, bu teklifleri uygulanamaz bir duruma getirmiştir. Kabinemizin iş başında kalma düşüncesiyle bu görüşlerin bir ilgisi bulunmadığı konusunda teminat vermeyi bile gereksiz bulurum.


Esasen bugün bir an önce çözülmesi gereken asıl sorun, vakti yaklaşmakta bulunan konferansa delegelerimizi yetiştirmekten ibarettir. Biz konferansta bulunmadığımız takdirde, Yunanlılar katılacaklarından, yokluğumuzda hüküm giymek ve dolayısıyla davamızı kaybetmek tehlikesi ile karşılaşacağımız için, bu konuda tarafımızdan sorumluluk kabul edilemeyeceğini bildirir; toplantı gününden önce konferansta bulunmak menfaatimiz gereği olacağından, delegelerinizin acele buraya gönderilmesini rica ederim.


Sadrazam

Tevfik


Saygıdeğer Efendiler, Tevfik Paşa ve hükûmeti, İstanbul ve Anadolu’nun birleşmesi için çalışmış olduğunu söylüyor. Doğrudur. Biz de aynı şey için çalışmakta idik. Şu farkla ki, Tevfik Paşa ve arkadaşları, Anadolu’yu, eskiden olduğu gibi İstanbul’a bağlamak ve tutsak etmek istiyordu.


Hem de düşman kuvvetlerinin işgali altında bulunan İstanbul’a… Tevfik Paşa ve arkadaşları Anadolu’yu İstanbul Hükûmeti’ne bağlamaya çalışıyor. Öyle bir hükûmete ki, dünyada varlığına göz yumuyorsa düşman emellerinin gerçekleşmesini kolaylaştırmaya yardımcı olacak nitelikte kabul edildiği içindi.


Tevfik Paşa ve arkadaşlarına göre, elverişli bir durumun doğmuş olmasında Anadolu mücadelesinin çok büyük etkisi vardı. Ama bu durumu yaratan yalnız Anadolu’nun mücadelesi değildir. İhtimal ki, bu ihtiyar diplomat, bu kerameti, kendisinin iktidar mevkiine gelmesinde hayal ediyordu.


Tevfik Paşa’ya şu şekilde cevap verdim.

Ankara, 30.1.1921 İstanbul’da Tevfik Paşa Hazretleri’ne


27.1.1921 ve 28.1.1921 tarihlerinde yazdığım üç telgrafla yüksek şahsiyetlerine, gereken ve benimsenip uygulanması zarurî olan bütün hususları açıklık ve kesinlikle bildirmiş olduğuma inanıyorum.


Buna rağmen, 29 Ocak 1921 tarihli telgrafınızda durumun daha gereken anlayış ve isabetle değerlendirilmemekte olduğunu gördüm. Durumun önemi ve zamanın nezaketi dolayısıyla, yüksek şahsiyetleri ile birlikte sayın arkadaşlarınızın ve özellikle Zâtışâhâne’nin her bakımdan bir kez daha aydınlatılmalarına yardımcı olmanız bir görev hükmüne giriyor.


Düşünce ve değerlendirmelerinizden doğru sonuçlar alınmasını kolaylaştırmak maksadıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kabul ve uygulanmakta olan Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun temel maddelerini aşağıda olduğu gibi bildiriyorum:


Teşkilât-ı Esasiye Kanunu

Temel Maddeler


1 — Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Yönetim şekli, halkın mukadderatını bizzat ve fiili olarak yönetmesi ilkesine dayanır.

2 — Yürütme kuvveti ve yasama yetkisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi’nde belirir ve toplanır.


3 — Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare edilir ve hükûmeti «Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti» adını taşır.


4 — Büyük Millet Meclisi, iller halkınca seçilmiş üyelerden oluşur.


5 — Büyük Millet Meclisi’nin seçimi iki yılda bir yapılır. Seçilen üyelerin üyelik süresi iki yıldır ve yeniden seçilmek mümkündür. Eski Meclis, yeni Meclis toplanıncaya kadar göreve devam eder. Yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmediği takdirde, görev süresi yalnız bir yıl uzatılabilir. Büyük Millet Meclisi üyelerinden her biri, yalnız kendini seçen ilin ayrıca vekili olmayıp aynı zamanda bütün milletin vekilidir.


6 — Büyük Millet Meclisi’nin Genel Kurulu, Kasım başında, davetsiz toplanır.


7 — Şeriat hükümlerinin uygulanması, bütün kanunların yürürlüğe konması, değiştirilmesi, yürürlükten kaldırılması, antlaşma ve barış imzalanması ve vatan savunmasıyla ilgili savaş ilâm gibi temel haklar Büyük Millet Meclisi’ne aittir. Kanun ve tüzüklerin düzenlenmesinde, halk için en yararlı ve zamanın ihtiyacına en elverişli fıkıh ve hukuk hükümleriyle, örf ve âdetler ve teamüller esas olarak alınır. Bakanlar Kurulu’nun görev ve sorumluluğu özel kanunla belirtilir.


8 — Büyük Millet Meclisi, hükûmeti oluşturan bakanlıkları, “özel kanun gereğince seçtiği bakanlar vasıtasıyla yönetir. Meclis, yürütme ile ilgili işlerde bakanlara görev tayin eder; gerekirse bunları değiştirir.


9 — Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından seçilen başkan, bir seçim dönemi süresince Büyük Millet Meclisi Başkanıdır. Bu sıfatla Meclis adına imza atmaya ve Bakanlar Kurulu kararlarını onaylamaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu üyeleri içlerinden birini kendilerine başkan seçer. Ancak Büyük Millet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu’nun da tabiî başkanıdır.


10 — Teşkilât-ı Esasiye’nin bu maddelere aykırı düşmeyen hükümleri eskisi gibi yürürlüktedir.

Bizce, yukarıda saydığım temel maddelere aykırı hareket etme imkân ve yetkisinin bulunmadığını yüksek şahsiyetlerinin dikkatlerine önemle arz ederim. Meclis Başkanlığı ile başlayan haberleşmenizin, gerektirdiği işlemlerin yürütülmesi Bakanlar Kurulu’na bırakılmıştır, efendim.


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

Mustafa Kemal


İstihbarat Subayı Şevki


İnebolu 29.01.1921


Ankara’da Yaver Salih Bey’e


Makine başında hemen çekilecektir.


Saltanat ve Hilafet hakkındaki açıklamalar olağanüstü iyi bir etki yaparak İstanbul’daki hükümetin evvelden beri bu merkezde olan görüşmeleri güçlendirmiştir. Kurulumuz, Ankara emrindeki askeri kuvvetlerin başarılarına dayanarak İstanbul’un ve Trakya’nın Osmanlı egemenliğine iadesini ve genel olarak Sevr Antlaşmasının bütünüyle değiştirilmesini sağlamaya çalışıyor ise de yalnız siyasi teşebbüsler ile esasların değiştirilmesinin elde edilemeyeceği düşüncesindedir. İtilaf Devletleri, İzmir savaş alanının olaylarına bağlı olacakları kanaati kuvvet kazandı.


1 . İtalya ve Fransa her türlü silahlı müdahaleden bütünüyle uzak durdukları için her memleket ve özellikle Amerika ekonomisini tamirle meşgul bulunduğu şu sırada da İngiltere yalnız başınadır. Anadolu seferini yapamayacağı da açıktır. İngiliz çevrelerinde, Almanya güçsüzlükten mağlup olduğu gibi Anadolu’nun da uzun müddet bu mücadeleye devam edemeyeceği düşüncesi yaygındır. Bununla beraber, İngiltere’nin tuttuğu yoldan dönmek imkanını tamamıyla ortadan kaldırmak için bu sırada İngiliz kuvvetlerine saldırmaktan kaçınmak zorunluluğu vardır. Kurulumuz, İstanbul Türk unsurunun korunması için görev başında kalmak gereğini kavramıştır. Bunun içindir ki karşı karşıya kaldığı parasal zorluklara rağmen yerinde sebat etmektedir. İzzet Paşa kurulunun henüz geri dönmemesi bizleri şimdilik zor duruma sokmadı. Ancak bu hal sürerse İngiliz çevrelerinin kuşkulu tavrından dolayı zorlukların ortaya çıkması beklenmektedir. İzzet Paşa kulununun bir bölümünün olsun İstanbul’a gelip bir iki gün sonra tekrar Ankara’ya giderse İstanbul hükümetinin durumu yabancıların gözünde sağlamlaştırılmış olacak. Bunun uygun bir şekilde yapılması önemle arzu edilmektedir.


2 . Birinci madde Tevfik Paşa hazretlerinin defterime not ettiklerinin örneğidir. Bundan başka adı geçen kişi, gerek Safa ve Ziya Beyler birçok konu hakkında yüz yüze bilgi ve görüş bildirdiler. İstanbul ile telgraf haberleşmesi olduğuna göre bendenize bildirilen maddelerin çoğunun oradan tekrar bildirileceği doğaldır. Buna rağmen Paşa hazretlerini bu defa bizzat görmek mecburiyetindeyim. Aynı zamanda İstanbul işlerimiz için Genelkurmay Başkanı ile acil olarak çözümü gereken birçok önemli konular olduğundan bu fırsattan yararlanarak onları da halletmiş olacağımdan birkaç gün için Ankara’ya gelmeme izin verilmesini rica ederim .

Neşet


İstihbarat Subayı Şevki


ATATÜRK BELGELER ELYAZIYLA NOTLAR, YAZIŞMALAR / YÜCEL DEMİREL / 112-114

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG