3 Ağustos 1920 Salı

Cepheleri denetlemek üzere 27 Temmuz'da Ankara'dan ayrılan Mustafa Kemal, yanında Fevzi Paşa ve Albay Fahrettin Bey olduğu halde, Konya'ya geldi. Merkez Kurulu yöneticilerinden Bilgin Ali Kemali, Mustafa Kemal'den Konya'da 6 Mayıs olayına katılanlar için genel af istedi. Mustafa Kemal, yarından sonra Pozantı'ya geçerek bir toplantı ve konuşma yapacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 155)


Meclis'te İstanbul Hükümeti temsilcilerine Spa'da verilen cevap pek kaba, aşağılayıcı ve çirkin bulunarak kınandı. Hamdullah Suphi "Avrupalılar bizi yamyam sanıyorlar' dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 155)


Karabekir'den Meclis Başkanlığı'na (özetlenmiştir): Zor eski Mutasarrıfı Salih Zeki Yoldaş'la görüştüm. Baku'daki Türk komünistleri toplantısına Anadolu'dan 8-10 delege götürmek, Erzurum'da gizli veya açık komünist teşkilatı yapmak iznini istiyorlar. Elverişli bir zamanda Bolşevikliği ilan edeceğimizi, ama bunun Hükümet eliyle yapılması gerektiğini söyledim. Bu adamlara saygın mevkiler veriniz ve bir kötülük yapmalarına engel olunuz. Yusuf Kemal ve Bekir Sami Beyler yanımda iken, mümkün olduğu kadar az zamanda bize uygulanması mümkün bir Bolşevik idarenin kabulü mecburiyetinde olduğumuzu ve bunun da mümkün olduğu kadar gürültüsüzce kurulmasını birlikte uygun bulmuştuk.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 155)


Halil Paşa, Doğu Beyazıt'tan Karabekir'e ve Mustafa Kemal'e yazdığı mektupta, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Sovyetler aleyhine dönmeyeceklerini temin ettiğini, 500 kilo altınla yola çıktığını, ilk silah yardımının da 20 Temmuz'da yola çıkmış olacağını bildirdi ve "Ruslar, İngiltere ile anlaşma yapsalar bile Doğu devrimini körüklemekten ve Türkiye'ye yardım etmekten geri kalamazlar" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 155)


Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Paşa, Genelkurmay Başkanlığı'na gönderdiği raporda, yenilgide subayların suçu olmadığını belirterek bunların divanıharbe verilip cezalandırılamayacağını yazdı; Bursa'nın boşaltılmasında en çok suçlamalara hedef olan Tümen Komutanı Albay Bekir Sami Bey'in hizmetlerini sıraladı. Meclis'te aleyhindeki şiddetli hava üzerine Bekir Sami Bey 1 4 Temmuz' da emekliğe sevk edilmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 155)


Le Petit Marseillas'de Marmeix: Anlaşma, Türkiye'yi Avrupalı devlet düzeyinden Asya prensliğine indiriyor. Türkiye, Fransa'nın manevi imparatorluğunun bir parçasıydı. Doğu'da bir karış toprağımız yoktu ama orada yüzbinlerce kişiyi yönetiyorduk. Zavallı yaşlı büyük Türk!... * Piyer Loti'nin yazısı: Kuvvetlerimizin Doğu'da çöküşü, ırkımızın tarihinde siyasetimizin ilk lekesi olacaktır. Çukurova, gerçek Türk namuskarlığının koparılmaz parçasıdır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 155)


Berthe Georges Gaulis ‘Türk Milliyetçiliği’ kitabında anlatıyor:


İngiltere, Türkiye’yi ortadan kaldırmak isterken, bu ülkeyi bütün İslami fikir ve düşüncenin kaynaştığı manevi bir merkez yapmıştır. Türk milliyetçiliği ve onun başındaki şef Mustafa Kemal bugün İslam dünyasını idare etmekte, ondan hem sevgilerini, hem de eleştirilerini esirgememektedir. İngiliz hücumu, Türk propogandasının Ganj’dan Nil’e, Yemen’den Sibirya’ya kadar çok iyi karşılanmasına sebep olmuş, anlattıkları büyük ilgi ve dikkatle dinlenmiştir.


1920 yazında Trablusgarp şefi Süleyman Elbarus, Türk gazetelerine gönderdiği bir mektupta şöyle yazıyordu: ‘Bağımsız Türkiye İslam dünyasının bir nevi emniyet supabıdır. İngiliz politikası bu supabı kapatmakla, Türk milliyetçiliği ile temsil edilen Müslüman enerjisinin bütün İslam ülkelerine yayılmasına sebep oldu.’


En uygun bir mevkide bulunan ve uzağı gören en iyi bir gözlemci tarafından düşünülmüş ve yazılmış bu kelimeler ile bize bugünkü durumu çok güzel anlatmaktadır.


İslam ülkeleri aralarındaki dostluğa sadıktırlar. Bunun birçok örneklerini sayabiliriz. Onların yüzleri bize dönüktür ve bizi, yabancılara karşı giriştikleri bu mücadelenin dışında bırakmak istiyorlar. Fakat bu gittikçe daha zorlaşmakta ve uyuşmaz politikacılarımız bizi suçlu duruma düşürmektedirler.


Bunlar sayesinde Mustafa Kemal bütün milliyetçilik hareketlerinin başına geçmiştir, bu akımın bulunduğu bütün ülkeler onu örnek almaktadırlar. Bunların en önemlisi olan genç Mısır devleti epey zamandır Sivas ve İstanbul hükumetleriyle temas halindedir. Hint Müslümanları ise maddi yardımda bulunmayı önermekte, her kritik durumda Londra ve Paris üzerinde baskı yapmaktadırlar. Mısır ve Hint Müslümanları Komitesi, İngiliz Yüksek Komiserliği’nin direktiflerine uygulamak isteyen Halife’yi de tehdit etmişlerdir.


Irak’ta da bağımsızlık için yapılan mücadeleyi Türkler yönetmektedirler.


İngiltere bunları anlamamakta inat ediyor, garip bir dalgınlıkla Mustafa Kemal’i aşırı hareketlere zorluyor. O ise, bu durumu çok iyi değerlendirmekte ve işin sonunun nereye varacağını çok iyi kestirmektedir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Sırasında Türk Milliyetçiliği / Berthe Georges Gaulis / Syf 113)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG