3 Eylül 1919 Çarşamba

İçişleri Bakanı Adil Bey ve Harbiye Bakanı Süleyman Şefik Paşa, Sivas Valiliği ve 3.Kolordu Komutanlığı’na atadıkları Elazığ Valisi Ali Galip Bey’e gönderdikleri telgrafta, atanmasının Padişah’a arzedildiğini, onayın bugün çıkacağını bildirdiler, Sivas Kongresi’nin Avrupa’da kötü bir etki yaptığını ileri sürdüler, aşiretlerden 100-150 kişilik bir birlik kurmasını, ansızın Sivas’ı basmasını, yönetimi ele alıp Kongre’yi dağıtmasını, kongre için orada bulunanlar varsa tutuklayıp İstanbul’a göndermesini emrettiler. Telgraf hattı Sivas’tan geçtiği için Hükumet’in Ali Galip Bey’in arasındaki yazışma Mustafa Kemal’in eline geçecek, Temsil Kurulu ve komutanlarla Hükumet arasındaki gerginlik 30 Eylül’de Damat Ferit Hükumeti’nin istifasıyla sonuçlanacakır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 83)


Akhisar’daki İngiliz Kontrol Subayı Kitston’un raporu:


Bölgedeki Türk kuvvetlerinin mevcudu 33-34 bin, 22 bin de yedek var. Cepheler kendi başlarına savaşıyor. Ortak bir kumandaya bağlı değiller. Cephane az ama maneviyat yüksek


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 83)


3 Eylül 1919 tarihli bir İngiliz istihbarat raporunda, ‘Türkler, Yunan denetimine girme olasılıklarının asla bulunmadığını belirtmektedirler. Anadolu’yu ikinci bir Makedonya durumuna getirmektense, gerektiğinde yaşamlarına fazla önem vermeyen bu insanlar, Yunanlılara karşı savaşarak ölmeyi yeğ tutmaktadırlar.’ Deniliyordu. Churchill bu durum için daha sonra ‘Türkler derin nefret ve kin beslediği, kuşaklar boyu düşmanı olan Yunanistan’a boyun eğeceğini anladığı an denetlenemez hale geldi.’ diyecektir.


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam 1 / Metin Aydoğan / Syf 227)


Yarın başlayacak olan kongrenin toplandığı yıl, sosyal yaşam koşulları toplanmaya uygun değildi. Ancak Mustafa Kemal’in baştan beri ortaya koyduğu inanç, hazırlıkların derhal başlamasına yol açmıştır. Onun direktifleri doğrultusunda kongrenin yeri ve katılımcıların rahatı sağlanmıştır.


Mustafa Kemal üyelerin otellerde kalmasını istememişti. Sivas’a yavaş yavaş gelmekte bulunan kongre üyelerini MHC üyesi Şekeroğlu İsmail evinde konuk etmektedir. O süreçte tüm mal varlığını bu uğurda harcamıştır. Kongre salonu ve misafirhaneye dönüştürülen okulun tüm eşyalarını da bu kişi karşılamıştır.


Kentte hissedilir bir gerginlik vardır. Üç baskın etken tartışılmamakla birlikte belirgindir. Birincisi, Hürriyet ve İtilafçıların, ‘Mustafa Kemal’in bu girişimi İttihat ve Terakki’nin bir planıdır.’ İçeriğinde İstanbul’daki hükumetin talimatları doğrultusunda yarattıkları olumsuz propagandalar. İkincisi, Sivas halkının direniş konusunda ki kararlılığı, tedirgin sakinliği ve bu konuda kongrenin karar alma sürecinin bekleyiş gerginliği. Üçüncüsü de, İstanbul’dan gelen bazı delegelerin bütün kurtuluş çare ve önlemlerini yabancı devletlerin himayesinde ve manda fikrinde aramaları ve bu konuda telkinlere başlamış olmaları.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 594)


Sivas Kongresi Katılımcıları:


İstanbul hükumeti bir yandan seçilmiş delegelerin Sivas’a gitmesini, diğer yandan delege seçimini önlemeye çalıştı. Kimi yerlerde hem delege seçtirmiyor hem de halkın inancını kıracak ve herkesi umutsuzluğa sürükleyecek girişimlerde bulunuyordu. Olumsuz propaganda en çok doğal olarak İstanbul ve çevresinde etkili oluyordu. 20.Kolordu Kurmay Başkanı Ömer Halis Bey, Mustafa Kemal’e gönderdiği telgrafta ‘İstanbul’dan delege göndermek olanaksızdır. Önerilen kişiler orada verimli ve başarılı iş göreceklerinden emin olmadıkları için, boşuna masraf yapmamak ve yolculuk sıkıntılarını çekmemek için yola çıkmıyorlar, İstanbul delege göndermiyor.’ diyordu.


Sivas Kongresine Erzurum’dan gelenlerle birlikte ancak 38 delege katılabildi.


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam 1 / Metin Aydoğan / Syf 170)


Sivas’a gelmesi gereken Doğu Anadolu MHC üyelerinden Mutki Aşireti reisi Hacı Musa Bey gelmedi. Siirt milletvekili Sadullah Bey ortada yoktu. Servet ve İzzet Beyler ise Trabzon’a gitmişler gelmiyorlardı. Trakya’dan kimse gelmeyecekti, İzmir’in ardındaki bölgeden birkaç kişi gelecekti. Ne içteki Konya ve civarından, ne güneyde Toroslardan, ne Mezopotamya ve civarından, ne de Karadeniz kıyılarından kimse gelecekti. İstanbul’da ise bir kişi gelecekti.


(Kaynak: Bir Milletin Yeniden Doğuşu, Lord Kinross, Syf 226)


Kongre delegeleri, ülkenin kurtuluşu için her türlü olumsuzluğu göze alan özverili insanlardı. Ancak kimi zaman, bilinç yoksunluğundan kaynaklanan öngörüsüzlükler ve tehlikeli yanılgılar içine girebiliyorlardı. Mandacılar, sayısal çoğunluğu oluşturacak denli fazlaydılar. Erzurum’da olduğu gibi yakın çevresi dahil, başkan olmasını istemeyenler burada da vardı, üstelik sayıları artmıştı. Delegelerin büyük çoğunluğu, uluslararası ilişkilerden, büyük savaşın neden ve sonuçlarından, emperyalist ilişkilerden ve düşünce akımlarından habersizdiler. Onları bir araya getiren neden, yalnızca ülkenin parçalanmasını önleme isteği, yaşadığı toprağı savunma içgüdüsüydü. Bilinç olmayınca, tek başına yurt sevgisi yeterli olmuyordu.


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam – 1 / Metin Aydoğan / Syf 172)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG