3 Kasım 1920

Ermeniler, Ankara Hükümeti'nin önceki günkü, silahların teslimi şartıyla barış önerisine tereddütlü bir cevap verdiler. Notada, Türk saldırısının amacının anlaşılmadığı ve yok yere kan döküldüğü bildirildi. Birliklere dün aktarılan emir üzerine, Doğu Ordusu Gümrü yönüne saldın hareketine girişti. Susuz, Zaroşat (Arpaçay) işgal edildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Dışişleri Bakanı Curzon, Fransa ve İtalya'ya, barışın onaylanması şartıyla, Ankara'ya İstanbul Hükümeti'nin bir kurul göndermesinin iyi olacağını bildirdi. Fransa ve İtalya bu öneriye katıldıkları karşılığını vereceklerdir. Londra'daki Yunan diplomatik temsilcisi, Curzon'a gönderdiği yazıda, Yunan Hükümeti'nin aldığı haberlere göre, İtalyan gemilerinin Trabzon'a savaş gereçleri ve gönüllüler taşıdığını bildirdi. Kaklamanos, İngiliz deniz kuvvetlerinin, bu çeşit ulaşımı engellemesini de istedi. W.Osbome'un yazıya düştüğü not: İtalyanlar ulaşımı Antalya yoluyla yaparlar. Venizelos'un sözleri: Konstantin'in seçilmesi, Yunanistan'ın mahvı demektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Fransız gazetesi Journal des Debots Türk – Ermeni savaşında neler amaçlandığı konusunda ise Türklerin Bolşeviklerle el ele vererek Ermenistan ve Gürcistan Hükümetlerini ortadan kaldırmak oralarda Sovyet yönetimini kurmak düşüncesinde olduklarını ileri sürüyordu. Aynı konuda başka bir görüş ise İstanbul’da İngilizce yayınlanmakta olan Bosphare gazetesinde yer almıştı. Bosphare Ermenistan konusunda Sovyet Rusya’nın Mustafa Kemal kuvvetlerinin Ermenistan’a saldırmasında “ahaliye boyunduruk tahmil etmenin” gözetildiği görüşünde olduğu ileri sürüyordu. Halbuki bu politikanın Bakü Kongresi kararlarına uymadığı kongrenin bu çeşit uygulamalara girişen yöneticilere karşı o ülke halkının direnmeye çağırılmasını kabul ettiğini belirtiyordu


Dış basında yer alan Türk – Ermeni savaşı hakkındaki bu görüşlere karşın Türk basınında örneğin Öğüt gazetesinde aynı konu için şu düşünceler benimseniyordu. Gazetenin 3 Kasım 1920 tarihli <<Ermeni yaygaraları>> başlıklı baş yazısında Doğu’da yürütülmekte olan askeri harekatın yaşam ve güvencemiz için gerekli olan korunma ile ilgili olduğu belirtiliyor, bunun bir yayılma amacına dönük olamayacağı anımsatılıyor ve Doğu’daki Türk ve İslam halkın çok şiddetli bir biçimde uğradıkları << mezalim ve kıtal>> karşısında << tedabir-i mania ittihası mecburiyet hasıl olmuştur>> tümcesiyle Ulusal güçlerin girişimlerinin haklılığı savunuluyordu. Bu konuya yani ermeni sorununun nedenlerine son vermeden önce resmi bir görüşü Anadolu Hükümetinin yaklaşımını belirtmek gerekir. Ulusal Hükümetin Dış İşleri Bakanı Ahmet Muhtar tarafından 8 Kasım 1920 tarihli ve Doğu Cephesi Komutanlığına hitaben yazılmış olan yazıda << Hükümetin esas amacının içeren işbu emir gizlidir. Sadece size özgüdür>> tümcelerinin yer aldığını görüyoruz. Ulusal Harekat’ın Türk-Ermeni savaşından esas olarak neleri amaçladığını gizli tutulduğu belirtilen bu yazıda şöyle açıklanmaktaydı:


“…Serves andlaşmasıyla Ermenistan’ a Türklerin Doğu ile olan bağlantısını kesmek ve Yunanlılarla ortaklaşa olarak bir yaşam ve gelişmemizi engellemek görevi verilmiştir. Büyük bir İslam topluluğunun ortasında bulunan Ermenistan’ın o zalim jandarma görevinden ayrılması olası değildir. Bunun için Ermenistan’ı siyaseten ve maddeten ortadan kaldırmak zorunludur”


Aynı yazıda Ermenilere sürekli barışçı gözükmek koşuluyla yapılması düşünülen barış andlaşmasının gerek metninde gerekse uygulamasında şu amacın gerçekleştirilmesi isteniyordu. << şimdilik Ermenistan ordusunun silahsızlandırılması demiryollarının denetimi ve azınlıkta kalan İslam topluluklarının haklarının korunması bahanesiyle bütün Ermenistan’ı askeri işgal altında tutarak Türkiye’yi Azerbaycan’a bağlayan yolların elimizde bulundurulması gerektiği>> Yapılacak görüşmelerde o gün için ve geçici olarak Brest Litovsk Antlaşması’nın çizmiş olduğu sınırın kabul edilebileceği belirtiliyor; sınırın çiziminde genel oy yönteminin benimsenmesi gerçek bir sınırın saptanmasını önlemek amacına bağlanıyordu. Türklerin silahlandırılması ve Azerbaycan’ı bağımsız bir Türk Hükümeti durumuna getirecek bir ulusal kuvvet oluşturma konusunda ayrıca çaba gösterilmesi de isteniyordu. Görüldüğü üzere Ankara Hükümeti Ermenistan’ı tamamıyla ortadan kaldırıp siyasal bir topluluk olmaktan çıkararak uluslararası ilişkilerde maddi bir varlık durumundan da yoksun, etkinliği olmayan yığın bir biçimine dönüşmesini amaçlıyordu. Amaç bu olunca basında yer almış haberlere karşın Brest Litovsk barış antlaşmasının saptadığı sınırları istemiş olmak gerçekle ilgili olmayan bir istemi ileri sürmek gibi diplomatik bir manevra anlamına geliyordu. Savaş süresince karşılıklı barış önerileri vermek Ankara açısından amaca ulaşmak için bir araçtan başka bir şey deyildi. Bu karşılıklı diplomasi ilişkilerine yeri geldikçe değinilecektir.


(Dr İzzet ÖZTOPRAK / Kurtuluş Savaşında Türk Basını / 219-220-221)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG