3 Mart 1921


Dışişleri Bakan Vekili Ahmet Muhtar Bey, Çiçerin'e yazdığı mektupta, Londra'daki görüşmeler hakkında bilgi verdi. Gürcistan'da ve Baku'da Müslümanlara iyi davranılmasını istedi. Cevap 8: Sovyetler Müslümanlara iyi davranıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Bozöyük üzerinden uçan Yunan uçağı, Saruhan eski Mebusu ve Ethem'in ağabeyi Reşit Bey'in "Meclis'e ve Türk milletine" hitaben kaleme alınmış bir bildirisini attı: "Sahtekar kumandanlarınız bir İnönü zaferi çıkararak sizi sarhoş ettiler. İçinizde Mustafa Kemal'den başka düşüncesiz yoktur. Pişman olacaksınız.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Bir Yunan müfrezesi Gelibolu Çokal köyünü basarak bütün halkı dayaktan geçirdi. İşkence sonucu iki kişi öldü


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye, Londra Konferansı'nı yorumluyor: Memleketimizin servet kaynaklarına bizzat sahip olmak hakkından kıl kadar rücu etmeyiz. Eğer Avrupa sarrafları yine zorla cebimizi karıştırmakta devam ve ısrar etmek istiyorlarsa, o zaman murahhaslarımız görüşmeleri kesip dönerler ve söz Refet Paşa ile İsmet Paşa'nın olur.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


The Times' da Crosfield'in mektubu: Yunan ordusu Mustafa Kemal'i mahvedecek


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Londra Konferansı ve komisyon gönderme fikri, konferansa katılan devletler kadar

Ankara Hükümetinin dış politikada yakınlaşmaya başladığı Sovyetler Birliği tarafından da

dikkatle takip edilmiştir. Londra Konferansı, Batılı devletlerle diplomatik ilişkilerin kurulması

ve uzlaşının sağlanması açısından bir kırılma olmakla beraber, bu konferansın önemli

gelişmeleri konusunda Sovyetler ile yazışmaların yapılmış olması, Sovyet Rusya’nın duruma

ilgisini gözler önüne sermesi açısından dikkate değerdir. Konferans Sovyet Rusya gözüyle

değerlendirildiğinde, Londra Konferansı’nın toplandığı dönemde Dışişleri Bakanlığına

vekâlet eden Ahmet Muhtar Bey’in 3 Mart 1921 tarihinde Çiçerin’e Londra Konferansı

hakkında bilgi veren bir mektup yolladığı görülmektedir. Yalnızca formalitelerin yerine

getirilmesi için Türk heyetine Sevr Antlaşması’nın imzalanmasının önerildiğini belirten

Ahmet Muhtar Bey, Sevr Barış Antlaşması ile ilgili görüşlerini “jandarma birliklerinin yabancı

subayların denetimine girmesine, Doğu sınırlarının ve hiçbir zaman var olmamış olan Kürdistan sorununu da

konferansın onayına bırakılmasının, yabancı finans kontrollerine evet denilmesinin, İzmir’de ve Trakya’da

plebisitin uygulanmasına izin verilmesinin istenmesi” şeklinde aktarmıştır.89 Ahmet Muhtar Bey, oylamadan kuşku duyulmamasına rağmen plebisite ancak, tüm düşmanlar ülkeden çıktığı

takdirde izin verileceğinin altını çizmiştir.90 Aslında konferansın işleyiş sürecini özetleyen bu

açıklamadan, Sevr’in farklı bir kılıf uydurularak Türklere sunulduğu ve Türk tarafının da olaya

bu şekilde yaklaştığı yorumunu yapmak mümkündür. Ahmet Muhtar Bey’in Londra

Konferansı konusunda Sovyetleri bilgilendirmesi, Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey’in

Londra’da, konferansta olduğu bir dönemde Türk dış politikasının aktif olduğunu ve

temaslarda bulunulduğunu göstermesi açısından da önemlidir.


(Kaynak: 1921 Londra Barış Konferansı’nda Yunan Heyeti ve Tezleri / Çağla D. TAĞMAT / Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi Yıl 9 Sayı 18 (Güz 2013))


Fransa ve Kemalistler arasında ikili bir barış antlaşması imzalanacağı yolundaki söylentiler yoğunluk kazanmaktadır.


AMERİKAN BASININDA TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI / OSMAN ULAGAY /127


Anadolu gazetelerinden Hakimiyet-i Milliye’nin 3 Mart 1921 tarihli sayısında yayınlanan başyazısı Londra görüşmelerini konu ediyordu. Yazının giriş kısmında Fransa, İngiltere ve İtalya Hükümetlerinin düzenlemiş oldukları antlaşmayı yürütemeyeceklerin anlamış olmalarına karşın, memleketimizi banka ve sarraflarının çıkarına bir tarla gibi işletmek sevdasından vazgeçmedikleri anlatılıyordu. Konferansta, İtilaf Devletleri’nin yapacakları tek şey Türk hakkının onaylanması olmalıydı ve bu da Sevres’in değiştirilmesiyle olanaklıydı. Toprak sorunu söz konusu olduğunda Fransızların Kilikya üstünde anlaşmaya razı oldukları göz önünde tutulursa, geriye İzmir ve Trakya’nın kaldığının belirtildiği başyazıda, İtilaf Devletleri’nin kendi paylarına dokunmadan bu çeşit sorunların çözümüne yanaştıkları anımsatılıyordu. Türk temsilcilerinin görevlerinin “vermek” değil “almak” olduğunun vurgulandığı makalede, sonuç olarak şu tümcelere yer verilirken bağımsızlıktan ne anladıklarını da belirtmiş oluyorlardı;


“ …Memleketimizin menabi-i servetine bizzat sahip olmak hakkından kıl kadar rücu etmeyiz. Eğer Avrupa sarrafları yine zorla cebimizi karıştırmakta devam ve ısrar etmek istiyorlarsa, o zaman Londra murahhaslarımız mükâlemeyi kesip dönerler ve söz Refet Paşa ile İsmet Paşa’nın olur!“


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İZZET ÖZTOPRAK / 289


Babalık Gazetesi


Ulusal Kurtuluş Savaşı devam ediyordu. Fakat Konya’da bunun heyecanını görmedim. Bu savaşın nabzını Ankara’da günü gününe dinlemeye alışkın olduğum için, Konya’nın sükuneti bana bir çeşit “ vurdum duymazlık” gibi gelirdi. Neyse ki benim heyecanımı, orada çıkmakta olan “ Babalık “ gazetesindeki Milli Mücadeleyi destekleyici, ateşli yazılar beslerdi. Bu yazılardaki imzanın sahibi, başyazar Samizade Süreyya ( Berkem ) Beyi hiç görmedim. ( Bu vatansever yazarın 1968 de ço soğuk, tipili bir günde Ayvalığın Alibey adasında, özel yardımlarla geçinir bir durumda iken, hayata gözlerini yumduğunu, cenazesinin sekiz-on kişilik bir cemaatle kaldırılabildiğini, cenazesinde bulunan kitapçı, Sayın Ahmet Yorulmaz’dan aldığım bir mektuptan öğrenince milletim hesabına çok üzüldüm. Rahmetlinin (Babalık)taki çalışma arkadaşlarından, şimdi hayatta bulunan Sayın Servet İskit ve Arif Evren ile Babalık gazetesinin sahibi rahmetli Yusuf Mazhar Beyin kızı, İstanbul Kız Lisesinin Resim Öğretmeni Sayın Dürürşehvar Duyuran’a uzun ömürler dilerim. Servet İskit ve Arif Evren benim Konya’da bulunduğum aylarda Babalık Gazetesinde henüz görev almamışlardı


Konya’da 1910-1925 yılları arasında 42 yıl çıkmış olan bu gazete kaliteli bir gazete idi. İçinde çok güzel yazılar çıkardı. Ben Ankara’da her gün “Hakimiyeti Milliye” gazetesini okumaya alışmış olduğum için, Konya’da Babalık gazetesini okuyamadığım günler kendimde bir eksiklik duyardım. Gazetede sık sık kültür yazıları da yayınlanırdı. Zaten Ankara’daki “Hakimiyeti Milliye” ve daha sonra çıkmaya başlayan Yenigün gazeteleri ile Konya’daki bu Babalık gazetesi, Milli Mücadele Anadolu’sunun belli başlı üç gazetesi idi.


BİR LİSE ÖĞRENCİSİNİN MİLLİ MÜCADELE ANILARI / HIFZI VELDET VELİDEDEOĞLU /125-126-127

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG