3 Ocak 1920 Cumartesi

Mebuslar Meclisi’ne katılacak milletvekilleri Temsil Kurulu ile görüş alışveri­şinde bulunmak üzere gruplar halinde Ankara’ya gelmeye başladılar. Bugün Dr. Adnan, Cami, Abdullah Azmi, Haydar Beyler geldi. Görüşmelerde Mec­lis’te bir Müdafaa-i Hukuk Grubu Kurulması, Mustafa Kemal’in Meclis Başkanlığı’na seçilmesi konulan ile Misak-ı Millî’nin taslağı görüşülüyor. Meclis 12 Ocak’ta açılacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 304)


Mustafa Kemal, 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey’in 31 Aralık tarihli yazısına verdiği cevapta, gönderdikleri gizli yönetmeliğe göre silahlı birlikler kurulmasını ve bu birliklere kolordu tarafından gizli ve büyük yardımlar yapıl­masını istedi. Mustafa Kemal, Harbiye Bakanı Cemal Pa­şa’dan Trakya’daki Rumlann silahlanmasına engel olunmasını rica etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 304)


Efendiler, İstanbul bunalımı üzerine yaptığım açıklamalar epeyce uzadı. İstanbul’da zaten öteden beri süregelmekte olan durumdan, daha birçok şeyin ortaya çıktığına şahit olacağız.

Müsaade buyurursanız, tekrar İstanbul’a dönmek üzere, biraz da Edirne taraflarındaki duruma göz atalım. Şimdiye kadar yaptığım genel açıklamalar sırasında, yeri geldikçe Trakya’yı da teşkilât ve tasarılarımızın hiçbir vakit dışında tutmadığımızı anlattığımı sanırım. Edirne ile olan ilişki ve haberleşmelerimiz, memleketin her yeriyle olduğu gibi devam ettirilmekteydi.


Yapılan haberleşmelerimizde ki dikkate değer bazı noktaları yüksek hey’etinize açıklayarak bildirmek uygun olur:


1’inci Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey, 31 Aralık 1919 tarihli pek etraflı bir raporunda, Trakya ve özellikle Batı Trakya’da Yunanlıların yaptıkları işleri ve giriştikleri teşebbüsleri pek güzel açıklıyordu. Bu olağanüstü çalışmalara karşı kendisinin gerektiği gibi tertibat alamadığından şikâyet ediyordu.


«Kolordusunun bu durumda ve ileride ortaya çıkabilecek olaylar karşısında, görevini yapmaya imkân verecek bir durum almasına General Milne’in müsaade etmediğinin, haberleşme sonunda anlaşıldığını» haber veriyordu.


General Milne’in tertibat almamıza müsaade etmeyeceğine elbette şüphe yoktu. Bu açık gerçeği yazışma yoluyla anlamaya bilmem nasıl bir düşünce ve mantıkla kalkışılmıştı?


Cafer Tayyar Bey’e 3 Ocak 1920 tarihinde verdiğim talimatta, gönderdiğimiz gizli yönetmeliğe uyularak silâhlı birlikler kurulmasını yeniden hatırlattım. «Askerî durumun değiştirilmesi ile elde edilemeyen yararların bu şekilde elde edilmesi gerekir» dedim.


Harbiye Nâzırı Cemal Paşa’ya da yine aynı tarihte durumdan bahsederek, Yunanlıların Doğu Trakya’da olsun, hazırlıklarına engel olmasını yazdım.


Trakya Paşaeli Cemiyeti’nin gönderdiği raporlarda, gerektiği gibi teşkilât kurulamamakta olduğuna işaret ediliyor ve bazı yüksek dereceli memurlardan şikâyet ediliyordu (Belge: 249). Bu gibi memurlara, öteden beri bazı uyarılarda bulunuyordum (Belge: 250). Asıl şikayet Cafer Tayyar Bey’den gelmeye başladı. Örnek olarak, bununla ilgili olarak okuyacağım şu mektup bir fikir verebilir sanırım:


15. Kolordu Komutanı Karabekir, Temsil Kurulu’nun 31 Aralık tarihli yazısı­na cevap verdi: itilaf Devletleri İzmir’in boşaltılmasına karar verir de Yunanlı­lar buna uymazsa Osmanlı Ordusu Aydm’ı işgal eder, değilse ordunun bu işe doğrudan kanşması uygun olmaz. Denizden bir abluka ihtimaline karşı-Istan-bul’dan çıkması gereken önemli kaynaklar, gizli yollarla ve ustalıkla şimdiden Anadolu’ya çekilmelidir... Karabekir, Hükümetle ilişiğin kesilmesine, ordu­nun Kuvayı Milliye kılığına girmesine de karşı olduğunu bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 304)


Salihli Cephe Kumandanı adına Reşit Bey, Mustafa Kemal’e gönderdiği acele telgrafta, Afyon’daki mebus seçimlerinde Hacı Şükrü ve Akosmanzade arasın­da rekabet olduğunu, Arif Bey’in yolsuzluklarda bulunduğunu, Salihli Cephe Kumandanı olan kardeşi Ethem’in olaya müdahale etmesi gerektiğini bildirdi. Mustafa Kemal, bu şikâyetleri 9’da, Nazilli’de bulunan Refet Bey’le 12. Kolor­du Kumandanlığına bildirecek, Reşit Bey’in anlattıkları doğru ise Afyon’da durumun düzeltilmesini isteyecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 304)


Maraş faaliyeti Antep’te de etkisini gösterdi. Halk fena halde asabileşti. En ufak bir işaretle dükkânlar kapanıyordu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 304)


1.Dünya Savaşı sonunda İtilaf Devletlerinin Anadolu’nun güney bölgesini işgale girişmeleri bu bölgede direniş hareketlerini başlattı. Bölge önce İngilizler tarafından işgal edildi, daha sonra İngiltere ile Fransa arasında yapılan bir antlaşma ile Adana, Maraş, Antep ve Urfa 30 Ekim 1919’da Fransızlara bırakıldı. İngiliz işgali sırasında gerek halkın işgalin geçici olduğuna inanması, gerekse İngilizlerin halkın tepkisine yol açabilecek hareketlerden kaçınmaları nedeniyle önemli bir direniş hareketi görülmedi. Ancak İngilizlerin yerini alan Fransızların Ermeni azınlıkla işbirliği yaparak halkı sindirmek istemesi bu durumu değiştirdi. Fransız askerleri arasında 400 kadar Ermeni, 500 civarında Cezayirli asker bulunuyordu. Fransız işgal birlikleri komutanının Türklere hitaben yayınladığı bildiri, Fransızların nasıl bir tutum içinde olduklarını açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu bildiriye göre; “Ne için taşıdığını tahkikata bile lüzum görmeksizin üzerlerinde revolver bulunan bir adamın kurşuna dizilmesi, kargaşalık çıktığında ölen veya yaralanan Fransız askerine karşılık, halktan iki adamın kurşuna dizilmesi ve bunların kura ile seçilmesi, bir evden silah atılırsa yakılması, Osmanlı hükümeti memurlarının böyle bir durum ortaya çıkmasında idare haklarının ve hâkimiyetlerinin iskatı ve sokaklarının mitralyöz, bomba ve gazlı mermilerle ateş altına alınması” mümkün olacaktı. 1920 Ocak ayı başından Maraş şehri içinde cereyan eden muharebelerin başlayacağı 21 Ocak’a kadar olan sürede Maraş civarında Fransız kuvvetleri ile Kuvayı Milliye grupları arasında sırasıyla; Eloğlu/Türkoğlu Çarpışmaları (5-7 Ocak 1920), Araplar Çarpışması (13 Ocak 1920), Harabe Çarpışması (19 Ocak 1920) yaşandı.


(Kaynak: Birinci Dünya Harbi Sonunda Maraş’ın İtilaf Devletlerince İşgali ve Maraş Savunması / F.Rezzan ÜNALP / Gazi Akademik Bakış Dergisi Cilt 11 Sayı 22 Yaz 2018) (https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/495856)


Alemdar’da R. Cevat, “Birleşelim” diyen gazetelere çatıyor: Birleşemeyiz. Aramızda kan var. Bu kan kurumuyor. İttihatçıları aramızdan atmayı aman ihmal etmeyelim. Sonra pişman oluruz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 304)


Ifham: Muhalefet değil, fitnecilik. Çalışınız bedbahtlar çalışınız, fakat unutmayınız ki, bu gecenin bir de sabahı vardır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 304)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG