30 Haziran 1920 Çarşamba

Yunan ileri harekatının 9. gününde, Batı Anadolu'nun önemli direniş merkezlerinden Balıkesir de düştü. Bugün, Bigadiç, Burhaniye, Kepsut, Susurluk, Savaştepe de Yunanlılar tarafından işgal edildi. Nazilli 3. defa Yunan işgali altına alınırken milli kuvvetler Kuyucak'tan Yunanlıları çıkardılar. İşgal edilen şehir ve kasabalar 3-11 Eylül 1922 günleri arasında akıncı müfrezeleri tarafından devralınacak, ardından Yunanlıları kovalayan ordu birlikleri buralara gireceklerdir. Bursa-Bandırma bölgesinde 22 Haziran'da saldırıya geçen Yunanlıların 40.000 kişilik kuvvetine karşılık, Türk ordusunun bu bölgede yalnızca 5.000 kişilik kuvveti var. Yunan ilerlemesi Temmuz ortalarına kadar devam edecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 105)


Yunan Genel Karargahı, İstanbul'daki İngiliz Karargahı'ndan, Bursa'ya işgal izni istedi. İngilizler öneriyi önce kabul etmeye yanaşmayacaklar, ancak daha sonra izin vereceklerdir. Bursa, 8 Temmuz'da işgal edilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 105)


Mahatma Gandi, kendi çıkardığı Young İndia adlı haftalık gazetede İngiltere'ye çattı: Akli dengesi yerinde olan bütün vatandaşların söyleyeceği bir tek şey vardır, o da Türkiye'ye yapılanların çok haksızca şeyler olduğu ve bu durum sona erinceye kadar sizinle (İngiliz yönetimi ile) işbirliği yapamayacağımızdır.


Vakit: Durumun gelişmesi. Öğüt: Liverpol'da ihtilal.


Alemdar'da R.Cevat: Mukaddes gaye böyle takip edilemez. Kuvayı Milliye'nin Payitaht kapısında (İzmit'te) ne işi var? Karagöz'de falcı kadınlar, politikada niyetler çok bozuk olduğu için bu konuda fala bakmak istemiyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 105)


25 Mayıs'ta tutuklanmış olan Ebubekir Hazım Bey'in Mustafa Paşa Divanı'nda ikinci duruşması. Hastaneden alınarak götürülen Hazım Bey, 1909'da Yıldız Sarayı'nda Abdülhamit'in özel eşyasını saymakla görevli komisyonun başkanı iken yağmaya katılmak ve Bursa Valiliği sırasında görevden alınması üzerine İçişleri Bakanı Cemal Bey ve Başbakan Damat Ferit Paşa'ya çektiği telgraftan dolayı suçlandı. Hazım Bey, uzun uzun kendini savundu ve valilikleri sırasında yaptığı hizmetleri anlattı. Salih Paşa Hükümeti zamanında İçişleri Bakanlığı da yapmış olan Hazım Bey, 7 Ağustos'ta idama mahkum edilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 105)


Ebubekir Hazım Tepeyran anlatıyor:


Önceki gidiş gelişlerde olduğu gibi bir subayla ve tüfeklerinin süngüleri takılmış neferlerle harp divanına gittim. (Sorgulama başlar ve biter) Harp Divanı üyelerinden üçü, koyunların kaval dinlediklerini anımsatacak kadar dalgın bir tavırla sözlerimi dinliyor, yaşlı Miralay Recep uyukluyordu. Başkan ara sıra gözkapaklarını büzerek gülümsemek ister gibi görünüyor ve bu bakışıyla bana içinden belki de ‘Ne cahilce çaba’ diyordu. Zihnim yargılamada sözü geçen eski olayların anılarıyla dolu olduğu halde, eskisi gibi silahlı askerlerin koruması altında hapishaneye döndüm. Harp divanındaki uzun sözlerim biraz övünmek gibi oldu, fakat özellikle kimi, kimlerin yargılayıp, bu vesile ile aşağılayıp eziyet ettiklerini ülkenin iyice anlaması için, daha çok uzatmaktan çekinerek söylemediğim şeyleri de, yurdun çıkarlarını düşünerek söylemeliydim.


(Kaynak: Belgelerle Kurtuluş Savaşı / Ebubekir Hazım Tepeyran / Syf 67)


30 Haziran akşamı, Bursa’da bulunan 20.Kolordu Emirsubayı Yüzbaşı Selahattin, Gönen’deki askeri garnizonun komutanı olan Yarbay Avni Bey ile makine başında bir telgraf görüşmesi yaptı. Bu görüşme o sırada askeri durumun nasıl olduğunu ortaya koyması bakımından ilginçtir.


‘Aldığı haberlerden Balıkesir’e düşman kuvvetlerinin girmek üzere olduğunu bildiren Avni Bey, bir gün daha geçerse bütün kuvvetleriyle esir düşeceğini, Kolordu Komutanı Kazım Bey’in ortalarda görünmediğini ve emir beklediğini söylüyordu.


Durumu sordum.


Öğrendim ki, iki gündür Kolordu Komutanı bulunamıyormuş, yarın Yunanlıların Balıkesir’e girme olasılığı varmış. Derviş Bey Bursa’ya geliyormuş.


-Peki bu durumda Gönen’deki birlikler ne olacak? Diye sordum.


-Onu da Kolordu Komutanı düşünsün! diye cevap verdi.


-Ya Kolordu Komutanı ölmüşse?


-Allah düşünsün!


Anlaşılıyordu ki panik başlamıştır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı’nda Bursa / Yılmaz Akkılıç / Syf 350)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG