30 Mayıs 1919 Cuma

2. Sultanahmet toplantısı. 23 Mayıs’ta 200.000 kişinin katıldığı ilk Sultanahmet Mitinginden sonra Hükumet’in bütün mitingleri yasaklanması üzerine halk ‘dua etmek’ bahanesiyle toplandı. ‘İstiklal isteriz. Belaların sebebi saldırılar karşısında isyan edilmemesidir.’ dendi. Toplanan 100.000 kişi tekbir getirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 289)


Mustafa Kemal; Havza’da ki Yürgeç Paşazade Mustafa Bey Mescidi’nde İzmir şehitleri için bir mevlit düzenletir. Civar köylerden, kasabalardan katılım sağlanır. Cami, cemaati almaz sokaklara taşılır. Maksat halkı uyarmak, savaşa çağırmaktır. Mustafa Kemal de maiyetiyle birlikte camidedir. Asıl iş, ulemadan Sıtkı Hoca’ya düşecektir. Çünkü O, halkın saydığı, inandığı insandır. Halk Mustafa Kemal’in değil Sıtkı Hoca’nın dilinden anlar. Tertipler alınmıştır. Sıtkı Hoca gelecek ve ilk defa, bu bezgin halka karşı, bir cihat hutbesi okuyacaktır. Vakit gelir, Cuma namazı kılınır. Sıra mevlide gelir ama ortada Sıtkı Hoca yoktur.


(Kaynak: İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e 1919 Başlangıç / Orhan Çekiç / Syf 164)


Mustafa Kemal oteline doğru yürüdü. Belediye Başkanı İbrahim, arkadaşlarından Fuat’a, bilinen konu üzerine ateşleyici birkaç söz olsun söylemesini rica etti. Fuat bey kürsüye çıkarak konuştu. Ondan sonra İbrahim bey kürsüye çıkıp buna benzer birkaç söz söyledi.

Bu miting Mustafa Kemal’in istediği gibi olmamıştı.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 526)


Bir anekdot:


29 Mayıs 1919 gecesi neredeyse sabaha kadar resmi dairelere telgraf metni ile illere mektup yazmakla geçirilmiştir.


Bütün gece Havza’da Müdafaayı Hukuk örgütünün kurulduğunu pek çok kasaba ve kente telgrafla bildirilmesi işiyle uğraşan Belediye Başkanı İbrahim’i 30 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal yanına çağırdı.


Aralarındaki konuşma Hasan İzzetin Dinamo’da özetleniyor:


‘Ne yaptın, telgrafları çektin mi?’

‘Çektim efendim.’

‘’Getir ilmuhaberlerini’


İbrahim ilmühaberlerini getiremedi. Mektupları taahhütlü posta ile göndermişti. Mustafa Kemal çok kızdı.


‘Ben size telgrafla verilmesini söylemiştim. Neden posta ile gönderdiniz?’


İbrahim Mustafa Kemal’e şöyle dedi:


‘Paşa hazretleri, geldiğiniz günden beri biraz nefes aldık. Siz gelmeden önce burada sabahlara kadar her tarafta silah atılırdı. Henüz kendimize gelir gibi olduk. Bu endişe ile kapalı yazmayı uygun buldum.’


Mustafa Kemal bunun üzerine yumuşak bir sesle şunları söyler:


‘Çocuğum kazanırsak bütün zararların giderilmesi mümkündür. Kaybedersek ne sen kalırsın ne ben. Hepimiz ölüme mahkumuz. Bu sebeple açıkça savaşacağız. Hiçbir şeyden çekinmeyeceğiz. Bu dava, bu savaş vatan savaşıdır. Yanlış düşünüyorsun. Fakat, madem ki bir kere olmuştur. Zararı yok. Ama şimdi git Amasya Belediye Reisine aynı şeyleri telgrafla tekrarla.’


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 524)



GUN GUN KUTULUS yazi.JPG