31 Ağustos 1919 Pazar

Dün Erzurum’dan Erzincan’a gelmiş olan ve geceyi burada geçiren Mustafa Kemal, halkın sevgi gösterileri arasında Sivas’a hareket etti. Mustafa Kemal ve yanındakiler yarından sonra Sivas’a varacaklar ve büyük bir törenle karşılanacaklardır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 79)


Dün geceyi Erzincan’da geçiren Mustafa Kemal ve yanındakiler sabah kentten ayrıldıktan yaklaşık bir saat sonra Erzincan boğazına girmek üzereyken, dürbünle çevreyi kontrol ettikleri sırada, uzaktan bazılarının işaretler ettiğini gördüler. Bu kişilere yaklaştıklarında bunların jandarma subayı ve erleri olduğunu anladılar. Subay Mustafa Kemal’in otomobiline gelip çevrelerinde bir tehlikenin varlığını haber veriyordu:


‘Silahlı Dersim’li çeteler boğazı kapattılar. Boğazı geçmek olanaksızdır. Merkezden kuvvet istedim. Kuvvet gelir gelmez hemen eşkıya üzerine hücum edip boğazı açacağım. Ancak bundan sonradır ki kafilenin güvenle boğazı geçmesi mümkün olabilir.’


Subay durumu kendince açıkladı, sorulan sorulara yanıt verdi. Önerisi merkezden iki gün içinde gelecek olan takviye kuvvetini Erzincan’a dönüp beklemeleriydi. Eşkıyanın sayısı da, boğazdan ne kadar zamanda temizlenecekleri de bilinmiyordu. Mustafa Kemal belirsizlik karşısında hemen yola devam kararı verdi:


‘Biliyorsunuz ki işimiz acele. Sivas kongresine gününde yetişmek zorundayız. Yol programımızı değiştiremeyeceğimiz gibi, Kongre’nin açılmasını da geciktiremeyiz. Gecikmemiz, bilhassa yollarda eşkıya var, diye gecikmemiz Kongre’yi felce uğratır ve çığ halinde büyütülerek şayialarla Sivas’ta siyasi bir panik olur. Ben, her ne pahasına olursa olsun vaktinde Sivas’ta bulunmak gerektiği kanaatindeyim.

Her ne olursa olsun, her türlü tehlikeyi göze olarak yolumuza devam etmeliyiz.’

Mustafa Kemal sözlerinin bu noktasında sesinin tonunu biraz daha yükselterek ve heyecanlandırarak, şöyle konuşur:


‘Otomobilin birinde mitralyözlerimiz var. Osman bey (Tufan) ve birkaç arkadaş mitralyözleri ateşe hazır bulundurarak önden ilerlesin. Bizim arabalar da kendisini takip etsin. Etraftan gelecek ateşleri önemsemeyerek otomobillerimiz bütün hızıyla ilerler. Fakat önümüze eşkıya çıkar ve yol kapatılmış olursa o zaman da hemen otomobillerden atlayarak ve derhal birer mevzi edinerek karşı ateşe başlarız.

Çatışma sonunda ya yolu açmayı başarırız yahut ölürüz. Ancak tavsiyem şudur ki, böyle bir hal olursa aramızda yaralanan ve ölenler bulunursa onlarla asla meşgul olmayacağız. Sağ kalanlar için tek kişi bile olsa, hedefi Sivas’a ulaşmak teşkil edecektir.’ Dedi ve gözlerinin içine bakarak ‘Benim kararım bu, sizler de kabul ediyor musunuz?’ diye sordu. Hepsi birden ‘Tabii Paşam’ dediler. Arabalara atladılar. Dikkatlice yollarına devam ettiler. Mustafa Kemal’in cesareti hepsine güç ve inanç vermişti.

Gece konakladıkları Refahiye’deki belediye başkanı, eski milletvekili Sağıroğlu Halet’in evinde zengin bir sofrada ağırlanıp yemek yediler. Arkadaşlarına konuşma yapan Mustafa Kemal


Şunları söylüyordu:

‘Arkadaşlar hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Ölümü göze alarak benden ayrılmadınız. Milli dava ancak bu inan, bu irade ve azimle gerçekleştirilecektir. Yaşaması ve muzaffer olması gereken naçiz şahıslarımız değil, milli kurtuluşu temin edecek olan fikirlerdir.’


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 592)


Bir İngiliz torpidosu Trabzon’a geldi. Torpidodan bir İngiliz subayı, doktoru ve 8 er karaya çıktı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 79)


3.Kolordu Kumandanı Selahattin Bey, Harbiye Bakanlığı’na çektiği telgrafta, İngilizlerin Samsun’daki kuvvetlerini artırmak istediklerini, Samsun’un ikinci bir İzmir olabileceğini bildirdi ve ne emredildiğini sordu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 79)


ABD’nin Paris Barış Konferansı delegesinin sözleri: Filipinler ve Küba’da olduğu gibi bütün Türkiye’yi mandamız altına alalım. Bu Siyonist emellere de uygun düşüyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 79)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG