31 Ekim 1920

Genelkurmay Başkanlığı, Doğu Ordusu Komutanı Karabekir'e, Ermenilerin silahlarını bırakmaları ya da barışa zorlanmaları için saldırıya devam edilmesi talimatını verdi. Orduya Gümrü yönüne ilerlemesi emri verildi. Hükümet, Doğu Ordusu'nda görevli subayların rütbelerini bir derece yükseltme karan aldı. Kazım Karabekir'in mirliva (tümgeneral) olan rütbesini, ferikliğe (korgeneral) yükseltti. Karabekir mirliva rütbesini 28 Temmuz 1918'de almıştı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Yunanlılar Banaz-İslamköy hattına kadar ilerlediler, direnme ile karşılaşmaksızın, 24 Ekim'de boşalttıkları Gediz'e girdiler (13 Kasım'da yeniden boşaltacaklar). Böylece Batı Cephesi Komutanlığı'nın daha çok milislere dayanarak 24'te düzenlediği, ancak Genelkurmay Başkanlığı'nın karşı çıktığı Gediz harekatı başarısızlıkla sonuçlandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal, Ali Fuat Paşa'ya yazdığı mektupta resmi Türkiye Komünist Fırkası'nı niçin kurduklarını anlattı. Yurda komünizmin girmesi ve birlik ve sükunun bozulması ihtimaline karşı aklı başında arkadaşlarına bu partiyi kurdurduğunu anlatan Mustafa Kemal, ordunun her zamankinden çok kumandanların emri altında bulundurulmasını, komünizm akımının er ve erbaşlardan uzak tutulmasını istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İstanbul işgal edildiğinde, Ankara’da bulunan Mustafa Kemal Paşa Anadolu’nun İstanbul ile telgraf haberleşmesini yasaklamak suretiyle sinir uçlarının merkeze bağlanmasını engelleyerek, işgalcilerin telgraf politikasını boşa çıkarmayı hedefliyordu. Böylece İstanbul Anadolu’yu yönetemez hale geliyordu.


Ankara’da bulunan meclis ve Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’da bulunan milli gruplarla da irtibatı kesiliyordu. Asıl çözülmesi gereken sorun, İstanbul’daki milli oluşumlar ve Ankara’nın haberleşmesiydi. Dönemin İstanbul Telgraf Müdürü İhsan (Pere) Bey, bu haberleşme sorununu çözmek için hayatı pahasına PR Gizli Telgraf Merkezini 26 Ekim 1920’de kuracaktır. Bu vakte kadar PR Telgraf Merkezi’nin çalışanlarını tanıyalım:


Hat Başçavuşu Mümtaz Bey:


1920 yılının Ekim ayı sonlarına doğru Yunanistan’da beklenmedik bir olayla karşılaşıldı: Genç kral 1.Alexandre çok sevdiği dişi maymununun ışımasından kanı zehirlenerek öldü. Kral birbirleriyle dalaşan maymun ve köpeğini ayırmak isterken hayvanın saldırısına uğramıştı.


Kasım ortalarında yapılan seçimleri ölen kralın babası ve o sırada İsviçre’de sürgünde bulunan eski kral Konstantin’in taraftarları kazandı. Venizelos umulmadık şekilde yenilmişti.


Değeri anlaşılmamış bir vatansever tavrıyla Venizelos hemen ülkesini terk edip Fransa’ya gitti. Atina’dan ayrılmadan bir Fransiz gazetecisine yaşlı gözlerle dedi ki “ Halk beni istemiyor, ben görevimi yaptım, şimdi çekiliyorum. Tam bir samimiyetle. Yunanistan’ın benimle olduğunu sanıyordum. Kendisine ihanet eden Konstantin ile , aşkla yararı için çalışan aramda Yunanistan tercihini yaptı. Bende gidiyorum. Sürgünden korkmuyorum. Bazı bakanlar, çeşitli grupların şefleri, garnizon subayları gece yarısı gelip beni buldular, sıkı yönetim ilan etmemi istediler ve lehimde hükümet darbesi yapmayı teklif ettiler. ‘olmaz’ dedim, çünkü ben dürüst demokrat , sözünün eri bir adamım. Dahası var benim yanımda yer almak isteyen Küçük-asya ordusuna telgrafla yerinden kımıldamasını ve düşmana karşı durmasını söyledim. Eserim yok olacak: ne yapalım bunu isteyen halkı bağışlıyorum” Fransa’da Nice’e gelince de Le Matin muhabirine “Yalvarırım Yunan halkı için kötü düşünmeyin” diyor ve Helenizm’in propagandasını yapmaktan geri kalmıyordu.


Yine o “ Konstantin ve ben geçiciyiz ebediyen yaşayacak olan Yunanistan’dır” diyordu.


(TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI VE FRANSIZ KAMUOYU 1919 – 1922 / Prof. Dr. Yahya AKYÜZ / Sayfa 229)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG