4 Ağustos 1920 Çarşamba

Damat Ferit Hükümeti, bir bildiri yayımlayarak Sevr Anlaşması'nı imza edeceğini açıkladı. Bildiride şu görüşlere de yer verildi: Malların ve eşlerin ortaklığını kabul eden Bolşeviklerden yardım almak, Osmanlı Devletini küçültür. Anadolu'daki isyancı İttihat Komitesi mutlaka ezilecektir. Onlarla uzlaşmak isteyenler yanlış yoldadırlar...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 157)


Çetin savaşlardan sonra Türk milli kuvvetlerinin Simav yönüne çekilmesi üzerine üstün Yunan kuvvetleri Demirci'ye girdiler. Yunan tümen komutanı yaralandı. Çerkez Ethem kuvvetlerinin 1 Ağustos'ta kurtardığı kasaba, 14 Kasım'da ikinci kez geri alınacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 157)


Sovyetlerle bir yardım ve dostluk anlaşması yapmak üzere Moskova'da bulunan Dışişleri Bakanı Bekir Sami, Yusuf Kemal, Osman ve İbrahim Tali Beyler, Sovyet Dışişleri Bakan Müsteşarı Karahan'la bir görüşme yaptılar. Bekir Sami Bey, yalnız yardım almaya değil, bu anlaşmayı imzalamaya geldiklerini söyledi. Taraflar, Karakol Derneği adına Baha Sait Bey'in Bakı'.i'da bir Bolşevik temsilci ile 11 Ocak'ta yaptığı anlaşmayı tanımamayı kararlaştırdılar. Sovyetler, Sarıkamış'ın Türkler tarafından işgal edilebileceğini kabul ettiler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 157)


Karabekir, birliklerine yayımladığı emirde, Doğu harekatını niçin yaptıklarını anlattı: Bir yanda ezilen milletleri esaret zinciri ile bağlamak isteyen İngiltere, Fransa var. Bunlar, Yunanlılar ve Ermenileri ayartıyor, Öte yandan esir milletleri kurtarmak, bütün insanları bir tutmak isteyenlerin başında Ruslar var. Meclis, dostumuz Rusya Hükümeti ile birlikte Ermeni çetelerini tedip ederek Rusya yolunu açmak için sizi hududa topladı. Kırmızı Bolşevik ordusu, ordumuza selamlar gönderdi. Bütün ezilen milletler, hayat ve hürriyetine kavuşacak...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 157)


Dün Konya'ya gelmiş olan Mustafa Kemal, TBMM'ne çektiği telde, Konya için genel af istedi. Konya'nın durumunu memnunluk verici bulduğunu, hüküm dosyaları incelenmek üzere Meclis'e gönderilenlerin affedilerek sonucun yarın bildirilmesini Bakanlar Kurulu ve Meclis'ten rica etti. Meclis,


bu isteği 7'de kabul edecektir. Mustafa Kemal, başka bir telgrafında İçişleri Bakanı seçiminin kendisinin Ankara'ya dönüşüne ertelenmesini istedi. Mustafa Kemal, Konya'da Hükümet Konağı önünde toplanan halka bir konuşma yaparak milli kuvvetlerin küçük görülecek kuvvetler olmadığını, Türk hareketini takdir eden Rus hürriyet severlerinin yardımdan geri kalmadığını söyledi. Konuşma halk tarafından şiddetle alkışlandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 157)


Padişah, Ermeni kırımından yargılanıp 20 Temmuz'da idam cezasına çarptırılan Bayburt eski Kaymakamı Nusret Bey'in cezasını onayladı. Nusret Bey yarın idam edilecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 157)


Enver Paşa, Berlin'den Moskova'ya hareket etti. Enver Paşa, 1 4 veya 1 5 Ağustos'ta Moskova'ya varacak, Sovyet ileri gelenleri ve İslam delegasyonları ile görüştükten sonra 26'da Zinovyev ve Radek'le birlikte Baku Kongresi'ne gidecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 157)


Lordlar Kamarası'nda hemen hiç duyulmayan, İngiltere'nin Türkiye politikasını eleştiren bir ses yükseldi. Lord Wester Wemyss, İzmir çıkarmasını, İzmir ve Trakya'nın Yunanistan'a bırakılmasını eleştirdi. Curzon, verdiği sert karşılıkta, İzmir ve Trakya'da Yunanlıların çoğunlukta olduğunu, Türklerin Mezopotamya'yı yıktığını, Ermenileri katlettiğini, savaşa girmekle onu 2 yıl uzattığını ve Müttefiklere büyük kayıp verdirdiğini söyledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 157)


Öğüt: Tarihi memlekette tarihi gün: Tehlike karşısında çırpınan millet, önüne düşen birini görünce kurtuluş yolunu görüyor ve o yoldan yürüyor.

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 157)

Yine o sabah Mustafa Kemal ve beraberindekiler Gureba Hastanesi’ni ve Mekteb-i Sultani’yi ziyaret ettiler. Sultaniyi ziyaret esnasında o yıllarda o okulun son sınıfında okuyan ve eski başbakanlardan olan Sadi Irmak, bu ziyareti anılarında anlatıyor:

‘Durgu sakin ışıklı bir yaz günüydü. Atatürk’ün Konya’ya geldiği ve okulumuzu ziyaret edeceği söylendi. Okulumuzun müdürü bir karşılama konuşmasını rahmetli Edebiyat öğretmeni emekli Hasan Rüşdi Efendi’ye hazırlatarak onu okumak için okul birincisi olan beni görevlendirmişti. Konuşma metni son dakikalarda verilmişti. Ata’nın geldiğini görür görmez demeci söylemeye başladım. İlk cümleleri dikkat, sevgi ve gülümseme izledi. Fakat ‘Tarih seni Fatihler, Yavuz’lar ve Kanuni’lerin yanına koyacak’ ibaresi gelince, mavi kıvılcımlar saçan bakışlarının çekildiği ve biraz da acılaştığını hemen fark ettim. Konuşmanın geri kalan kısmını isteksiz mırıldandım. Derken konuşmamı kesti ve bize hitaben bir konuşma yaptı. Hafif sevimli bir Rumeli şivesiyle konuşuyordu. Olağanüstü tatlı bir sesi vardı. ‘Gençler’ diye söze başladı. ‘Sizi bu millet yetiştiriyor, göreviniz büyük hizmetlere hazırlanarak bu göreve layık olmaktır.’

Aynı günü TBMM İkinci Başkanı Celalettin Arif Bey’e çekilen telgrafta “Konya’daki vaziyeti memnuniyet verici buldum.Halk ikna edilmiştir.Asilerin yalanlarına aldananlar hatalarını anlayarak,bunları telafi etmeye başlamışlardır. Konya olaylarından dolayı suçlu bulunun mahkeme tarafından tutuklanmış olanların affıyla asilerin amaçlarına ulaşmalarının engellenebileceğini düşünüyorum. Vali Beyefendi de benimle aynı fikirdedir. Cumartesi Mecliste toplantı yapılacağını biliyorum.Yalnızca bu konu hakkında karar vermek üzere Yüce Meclisin,beraberimdekilerle Konya’dan ayrılmadan önce af kararını vermesini rica ederim”der

Meclis, bu isteği 7'de kabul edecektir.


Aynı gün öğleden sonra Mustafa Kemal ve beraberindekiler binlerce kişinin coşkulu alkışları ve tezahüratları arasında Hükümet Meydanı’na geldiler. Mustafa Kemal Paşa burada daha önce hazırlanmış olan kürsüye çıkarak ülkenin içinde bulunduğu durumu herkesin anlayabileceği bir üslupla halka anlattı. “Milli emellerimize ihanet eden kötü niyetliler, milletin iradesi ile cezalarını bulacak,hatalarını anlayacaklardır.Millet Kuvâ-yı Milliye ile hemfikirdir.Daima uyanık olmalıyız”dedikten sonra sözü dış düşmanlara getirerek “Düşmanlarımız şeref ve haysiyetimizi, namusumuzu istiyorlar. Bunları bizden aldıktan sonra kesin darbe kendiliğinden vurulmuş olacak.Bunu takdir ederek diyoruz ki istiklâl-i millimizi asla vermeyeceğiz. Binlerce senden beri istiklâl ve hürriyet saadetini yaşamış bir milletin istiklâl ve hürriyeti hiçbir zaman alınmaz. Kendi milletimize,kendi kudretimize istinaden mukaddes mücadelemize devam ediyoruz. Diyelim ki bütün batı âlemi bize düşmandır.Batılılar bizim kudretimizin maddeten tecellisini görmedikçe bize merhamet etmezler…Biz de tek millet ferdimiz kalsa da herhalde istiklalimizi vermeyeceğiz. Düşmanlarımızın vatanımızın bağrında yaşamasına izin vermeyeceğiz”(Evren, 1940, s. 7; Önder, 1989, s. 7-8)8 . Mustafa Kemal Paşa, Konyalı gençlere de şu hitabede bulundu:“Sizin her birinizin memleketin mukadderatını ilgilendiren konularda hassasiyetinizi takdir ediyoruz.Uzun asırlar istiklalini kendi milli şeref ve mevcudiyetinin temeli kabul eden milletimiz bugün büyük bir tehlikenin eşiğindedir.Bizi bu tehlikeden kurtaracak ancak millî beraberliğimiz ve millet yolunda fedakârlığımız olacaktır,sizlere karşı güvenimiz sonsuzdur. İstiklâl her zaman sizlerin omuzlarında yükselecektir”


(kaynak: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/317505 Milli Mücadele Döneminde Konya ve Atatürk / Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG