4 Ağustos 1921

Cephede genel durgunluk. Savunma hazırlıktan devam ediyor. * Hava Kuvvetleri Müdürlüğü, Birinci Tayyare Bölüğü ile birlikte Polatlı'dan Ankara'ya nakledildi. Polatlı'da kalan ikinci bölük de 12'de Malıköy'e alınacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Meclis'in gizli birleşiminde düşmanı geri sürmek için bütün kaynaklan harekete geçirmek gerektiği, milletin bütün mal ve mülkünü vermeye hazır olduğu, bir başkomutanlık kurulması ve bu makamın olağanüstü yetkilerle donatılması konuları görüşüldü. Yarın da devam edecek görüşmeler sonunda Mustafa Kemal 3 ay süre ile Meclis'in yetkilerini kullanmak üzere Başkomutanlığa seçilecek


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Ankara Hükümeti, Sovyetler'e verdiği uzun muhtırada, yardımın devam ettirilmesini istedi. Emperyalizme karşı bir cephe kurulmasının önerildiği muhtırada, bu cephenin girişeceği eylemler arasında Boğazlar, Mezopotamya ve Orta Asya'da yapılacak olanlar yer aldı. Sovyetler'in cevabı 10 Ekim. Anadolu Ajansı, Ankara ile Sovyet Rusya arasında gerginlik olduğu yolundaki bazı Avrupa ve Amerika gazetelerinin yayınlarını yalandı (Açıksöz).


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan Başbakanı Gunaris ve Savaş Bakanı Theodokis, Kütahya'da kumandanlar ile görüşmelerini bitirerek Atina'ya hareket ettiler. Kral'la birlikte 12 Haziran'da İzmir'e gelen bu kişiler, 28 Temmuz'da Kütahya'da yapılan harp meclisinde de bulunmuşlardı. (Dusmanis)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Açıksöz: Cephelerdeki durgunluğun sebebi, düşmanın kimle oynadığını anlamış olmasıdır. Vaziyetin anahtan artık Papulas'ın değil, İsmet Paşa'nın elindedir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Pek yüce bir ses: Afgan Sefiri Ahmet Han'ın demeci: Bu zalimce saldırılar karşısında bütün İslamlar Türklere yardım edecektir. Bir er gibi cepheye koşmak, çarpışmak, istiyorum. -İzmir sık bir kordon altında. -Yunan ordusunun hali perişandır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Babalık: Ordumuz, düşmanın istediği yerde değil, bizim istediğimiz yerde savaşa girecek, kesin ve kahredici darbeyi indirecek. Endişeye yer yok.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İkdam: Bugünkü mesele bizim için tamamiyle hayat memat meselesidir. Ya yeniden hayat buluruz, Yahut mahv... Bunun ikisinin ortası yoktur.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yurdun içinde bulunduğu bunalım tüm milletvekillerini sarmıştı. Oturum başlamadan tartışmalar başlamıştı. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Bu esnada Mustafa Kemal Paşa salona girdi. Elindeki kalın bastonu yere vura vura başkan sandalyesine yürüdü. Konuşmaya başladı:

‘Dört hafta sonra düşmanı yeneceğim!’ Saygılı sessizlik, birkaç alaylı gülüşmeyle kesildi. O aldırmadan sözlerini sürdürdü: ‘Cephede durum düzelmiştir.’

Bir ses duyuldu: ‘Demiryollarının Yunanlara kaptırıldığı yalan mı?’

‘Birliklerimizin Sakarya doğusuna çekilmesini ben emrettim. Bu önlemin doğurduğu sakıncalardan cepheye ilişkin olanları yakın zamanda alacağımız olumlu sonuçlarla ortadan kalkacaktır. Moral yönünden doğurduğu sakıncalara gelince onları da karşılamasını bileceğiz’

Karşıt gruptan kimileri açıkça meydan okudu:

‘Ordu mu? Ordu yok edilmiştir. Kurtuluş umudu yoktur.’

Mustafa Kemal acı acı gülümsedi: ‘Öfkenizi benden almakla rahatlayacaksanız içinizi dökünüz. İşte karşınızdayım.’

Birden ortalığa derin bir sessizlik çöktü. Ardından karşı grubun sözcülerinden Çolak Selahaddin Bey (Mersin Mv) seslendi:

‘Mustafa Kemal Paşa ordunun başına geçsin.’

Bu öneriye bir çok milletvekilinin katıldığı göründü. Mustafa Kemal Paşa yeniden her zaman ki zırhına büründü. Bütün konuşmaları herhangi bir tutum takınmaksızın sanki konu kendisi değilmiş gibi sessizlik içinde dinledi.

Eski ittihatçılar bugünkü kötü ve umutsuz durumdan Mustafa Kemal Paşa’yı sorumlu tutuyorlardı. Bu yüzden tüm sorumluluğu üstüne alarak neden olduğu bu durumdan kurtulmanın çarelerini aramasını istiyorlardı. İttihatçılar bunu isterken bu isteğin altında yatan art niyeti de gizleyemiyorlardır. Onlara göre ordu tam anlamıyla yenilmişti. Kurtuluş umudu yoktu. Bu durumda yapılacak her girişim daha kötü sonuçlara ulaşacaktı. Böylece Mustafa Kemal’in de parlayan yıldızı sönecek ünü silinip gidecekti. Ve ortalık İttihatçılara kalacaktı. Enver Paşa Kafkasya’da bekliyordu zaten. Mustafa Kemal yıkılınca Enver Paşa başa geçecek ve iktidar ittihatçıların olacaktı. Hesap Buydu.

Mustafa Kemal Paşa’nın başa geçmesini içtenlikle isteyenler de vardı. O’nun askerlik bilgisine ve üstün komutanlık niteliklerine güvenleri sonsuzdu. Ancak Mustafa Kemal Paşa gibi büyük bir askerin başkomutanlığı üstlenmesiyle ve Anadolu’nun son gücünü ortaya koymasıyla aydınlığa çıkabilirdi.

Bu arada kimi milletvekillerinin de Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutan olmasını sakıncalı buldukları görülüyordu. Bunlara göre yakında başlayacak savaşta ordunun başarı sağlaması çok zordu. Bu durumda Mustafa Kemal Paşa ordunun başında bulunursa halkta son umudun da yitirildiği kanısı doğabilirdi.

Bütün gözlerin üstünde toplandığı Mustafa Kemal Paşa ise sadece susuyor ve dinliyordu. Türk tarihinin en kritik döneminde tüm ulusun sorumluluğunu tek başına yüklenmekten çekindiğini sanıyorlardı. Meclisin ilk oturumu herhangi bir sonuca ulaşamadan sona erdi.

-

Topçu İhsan (Adana mv), Necati (Manisa mv) ve Kılıç Ali (Antep mv) meclisin başkanlık odasında biraz önceki oturumda konuşulanları tartışıyorlardı. Mustafa Kemal Paşa geldi. ‘Ne dersiniz?’ diye sordu.

Herkes birbirinin yüzüne baktığı. Topçu İhsan: ‘Paşam mucize döneminde değiliz. Köyleri Sakarya gerisinde olduğu için dağılmamış olan on yedi bin kişilik parça bölük bir kuvvet var elimizde. Tanrısal bir ermişliğimiz yok ki bu işi başarabilesiniz. Komutada bir yanlışlık varsa komutanlığı üstleniniz. Fakat adınız başkomutan ilan edilmesin. Eğer Başkomutan Mustafa Kemal bu savaşmada yenilirse davayı tümüyle yitiririz.' dedi.

Mustafa Kemal karşılık verdi:

‘Meclis istediğim yetkiyi verirse başkomutanlığı üstleneceğim ve düşmanı durdurup yeneceğim!’

Saat 17:45’te günün ikinci oturumu açıldı.

Bütün gözler Mustafa Kemal Paşa’ya çevrilmişti. Herkes O’nun ne diyeceğini bekliyordu. O ise düşünüyordu. Başkomutanlığı üstüne almakta isteksiz görünmesi felaketin yakın olduğu biçiminde bir kanıya yol açabilirdi. Bu da büyük bir moral çöküntüsüne neden olacaktı. Bunu anlar anlamaz kürsüye çıktı. Önce kendisine duyulan güvene teşekkür etti, sonra başkomutanlığı kabul edeceğini ve bu konuda hazırladığı önergeyi başkanlığa sunacağını bildirdi. Önergesini oturumu yöneten Dr. Adnan Bey’e verdikten sonra yerine oturdu:

‘Meclisin yüksek üyelerinin genel olarak ortaya çıkan isteği üzerine Başkomutanlığı kabul ediyorum. Bu görevi üzerime almamdan doğacak yararları çabuklukla elde edebilmek, ordunun gücünü büyük bir hızla artırmak, yönetimini bir kat daha desteklemek için meclisin yetkilerini kullanmak koşuluyla üzerime alıyorum. Ömrüm boyunca ulusal egemenliğin en sadık bir hizmetçisi olduğumu ulusa bir kez daha göstererek kuvvetlendirmek için bu yetkinin 3 ay gibi kısa bir süreyle sınırlandırılmasını ayrıca isterim.’

Önergenin okunması meclisi karıştırdı. Mustafa Kemal Paşa’nın sonu olacağını düşünerek ordunun başına geçmesini isteyen İttihatçılar yaygaraya başladılar. İttihatçılardan Selahattin Bey, Hulusu Bey ve bazı milletvekilleri karşı görüşlerin öncülüğünü yapıyorlardı. Meclisin yetkilerini bir kişiye vermek doğrudan doğruya diktatörlüğe gitmekti. Meclisin bir anlamı kalmayacaktı. Böyle bir önerinin Meclis’te görüşülmesi bile bağışlanamazdı.

Kurtuluşu Mustafa Kemal Paşa’nın ordunun başına geçmesinde bulanlar da seslerini yükselttiler. Onlara göre korkulacak bir şey yoktu.

Mustafa Kemal Paşa yeniden kürsüye geldi. İleri sürülen görüşlerin hepsini doğru bulduğunu belirterek, Meclisin bu görüşleri çok dikkatle incelemesi gerektiğine değindi. Bazı açıklamalardan sonra kendi kişiliklerinden korkanların kaygı duymalarının yersiz olduğunu söyledi. Büyük Millet Meclisi 2.oturumda da Başkomutanlık konusunda bir karara varamadı. Ertesi gün aynı konuyu görüşmek üzere dağıldı.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG