4 Aralık 1919 Perşembe

Batı Anadolu Kuvayı Milliye Komutanı Ali Fuat Paşa, Sivas toplantısı dönüşünde Kayseri’ye geldi. Ali Fuat Paşa burada bazı subaylar ve millî teşki­lat başkanlarıyla toplantı yapacak, Güney Cephesi bölümlere ayrılarak bunlar arasında işbölümü yapılacak, örgütlenme, düşman-bölgelerine sızma, düşmanı durdurma kararları alınacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 262)


Roma’da izinli olarak kalmakta olan Büyükelçi Galip Kemali Bey, İtalyan Dış­işleri Bakanı Kont Sforza ile görüştü ve Dışişleri Bakanı Mustafa Reşit Paşa’nm mesajını iletti. Yunan-İtalyan anlaşması ile 12 Ada’nın Yunanistan’a terkedil- mesini eleştirdi, Anadolu’dan çıkıp çıkmayacaklarını sordu. Sforza “Çıkacağız. Yunanlıları İzmir’den çıkarmak da sizin göreviniz. İtalya Doğu’nun bitmez tükenmez servet kaynaklarından hem kendisini hem de Osmanlı Devleti’ni ya­rarlandırmak ister” dedi. Dışişleri Bakanı’mn mesajında şöyle deniyor: “Os­manlI Devleti, kendisini bugünkü müşkülden kurtaracak samimi ve iyiliksever ellere karşı sırası geldiğinde minnettarlık duygusunu yerine getirecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 262)


Robeck’in raporu: Ben tamamen tarafsızım fakat Fransızlar Kemalistlere karşı iyi duygular besliyorlar. İngiliz Dışişleri Bakanlığı, İstanbul Yüksek Komiserliği’ne Türk “suçlularının listesini gönderdi. Ryan’ın raporu: Reşit Paşa ile Kürt meselesini görüştüm. No­el’in Malatya ziyaretinin yanlış yorumlandığım, onun bir propagandacı değil, Kürt uzmanı olduğunu, Majesteleri Hükümeti’nin Kürt meselesindeki büyük çıkarının Mezopotamya ile ilgili olduğunu söyledim.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 262)


Mondros sonrası İngilizler Kilis, Antep, Maraş ve Urfa’yı işgal etti. Bu durum Fransa ile İngiltere arasında sorun oluşturdu. Çünkü bu bölgeler Sykes-Picot Antlaşması’na göre Fransa’ya ait olacaktı. Sorun Eylül 19’da Suriye antlaşmasıyla çözüldü, İngilizler Musul’a karşılık, işgal ettikleri bölgeyi Fransızlara bıraktı. Buna karşın Türk’lerin protestolarının artması ve Suriye’deki Arapların Mustafa Kemal’e yaklaşmaları da Fransızları tedirgin etti. Mustafa Kemal’in amacı Fransızları Suriye’de uğraştırarak iki cephe arasında bırakmak ve Antep-Maraş-Urfa’da rahat mücadele verebilmekti.

Nihayen Fransız işgal bölgelerinde ki direnişleri engellemek ve Suriye’de Fransız karşıtı olayları önlenmek amacıyla Fransız General Georges Picot Heyeti Temsiliye ile görüşmek istedi. Bekir Sami Bey savaş öncesi Beyrut valisi iken orada konsolos olan Picot, eski dostluğuna güvenerek görüşme isteğini bildirdi ve isteği Heyeti Temsiliye tarafından kabul edildi. Hüsrev Gerede konu hakkında hatıralarında şu yorumu yapar: ‘Bu heyetin ta Suriye’den gelmesi Kuvayı Milliye’nin etkisi için en canlı örnek olsa gerek.’ Görüşmede Picot Heyeti Temsiliye’nin isteklerini sormuş ve cevaben kendisine Erzurum ve Sivas kongre beyannameleri okunmuştur. Picot’un yabancı ülkelerin yardımı konusundaki düşünceleri sorması üzerine kongre beyannamesinin 7.maddesi anlatılmıştır. (Devletimizin bağımsızlığı, vatanımızın bütünlüğü saklı kalmak şartıyla, memleketimize karşı istila emeli gütmeyen bir devletin teknik, ekonomik yardımını memnuniyetle karşılarız.) Netice olarak Picot bu görüşmeden sonra Türk milletinin istekleri ile İstanbul Hükumeti’nin siyasetinin farklı olduğunu, Türk milli siyasetinin haklı ve meşru olduğunu, Türklerin milli gaye etrafında birleşerek yollarına devam edeceklerini anlamış ve iyi izlenimlerle görüşmeleri tamamlamıştır.


(Kaynak: Milli Mücadele'de Mustafa Kemal Paşa'nın Yabancılarla Temas ve Görüşmeleri / Cemal Güven / Syf 90)


Mazhar Müfit anlatıyor:

Suriye’de ki Fransız mümessili mülakat için Sivas’a gelmek istediğini bildirdi. Kabul ettik. Bu mümessilin hemen geleceğini de ümit etmediğimizden har Bekir Sami Bey, Tokat’a gitmek üzere Sivas’tan hareket etmişti. Hareketini müteakip, mümessilin ertesi gün öğleden sonra Ankara’da bulunacağı haberini aldık. Bekir Sami Bey’in bu müzakerede bulunması lazımdı o yüzden hemen o gece otomobil ile nerede yetişebilirsek alıp Sivas’a gelmek gerekti. Yüzbaşı Bedri Bey’le benim hareketimi Paşa muvafık gördü, hareket ettik. Fakat soğuk şiddetli, -17 idi. Otomobilin ise körüğü parçalanmış idi; karpit de olmadığından karanlıkta gidilecekti. Bedri Bey’le kuzu pöstekisi kürklere sarıldık, tüfeklerimizi aldık. Otonun bir köşesine ben, diğer köşesine de Bedri Bey büzülmüştük. Hiç lakırdı etmiyorduk. Bedri Bey: ‘Ah bir sıcak çay olsa!’ dedi. Ben gayriihtiyari güldüm. ‘Çay yerine kar helvası yemek vaziyetindeyiz.’ Dedim. Bedri bey: ‘Öyle ise buyurun!’ diye bir termos verdi. Meğerse termosa çay ve hem de şeker koydurmuştu. Termosun bardağıyla içtim. Bedri Bey de içti. Zavallı şöför de termosunu dikerek yudum yudum içmeye başladı. Sabaha karşı Yıldızeli’nden Bekir Sami Bey’i jandarmadan sorduk. Hükumette olduğunu haber aldık. Gittik ve Sivas’a hareketimiz lazım geldiğini anlattık ve iki saat sonra Sivas’a hareket ettik. Öğleden önce Sivas’a geldik. Fransız mümessili henüz gelmemişti. Mustafa Kemal Paşa bizi kapı önünde karşıladı, gece soğukta hareketimizden sonra merakta kaldığını ve uyuyamadığını söyleyerek çay ikram etti. Bekir Sami Bey’i gören arkadaşlar hayrette kaldılar. Paşa: ‘Biz adamı yoldan çevirtiriz!’ diye latifelere başladı. Bir iki saat sonra Fransız mümessili geldi.


(Kaynak: Erzurumdan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber 2 / Mazhar Müfit Kansu / Syf 459)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG