4 Ekim 1919 Cumartesi

Başbakan Ali Rıza Paşa, Temsil Kurulu’nun önceki günkü ve dünkü telgrafına cevap olarak Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarını istedi. Mustafa Kemal bunları telgrafla bildirdi.


Sadrazamlıktan gönderilen bir yazıda Temsil Kurulu’nun Hükümet’ten isteklerine cevap verildi. Hükümet’in Anadolu hareketini tanıdı­ğı, esasta bir anlaşmazlık bulunmadığı anlatıldı. Temsil Kurulu’nun Hükumet işlerine karışmaması, seçimlere baskı yapmaması istendi ve Temsil Kuru­lu’nun, bazı idarecilerin cezalandırılması isteğinin yerine getirilemeyeceği bil­dirildi.


Temsil Kurulu, imzasız olduğu için telgrafı kabul etmedi. Telgrafçılar gece yarısına kadar Başbakan’ı telefonla aradılarsa da bir cevap alamadılar.


Mustafa Kemal, Hükümet ile anlaşma sağlanmadan İstanbul’la resmî haberleşme kesikliğinin devam ettirilmesini bir genelge ile istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 146)


27 Eylül’de başlayan Bozkır Ayaklanması Konya’dan gönderilen Öğüt Kuru­lu’nun çabalarıyla sona erdirildi. İsyancılar evlerine dağıldılar. İkinci Bozkır Ayaklanması 20 Ekim’de başlayacak.


(Detaylı bilgi için 27 Eylül 1919 tarihli gönderiyi inceleyebilirsiniz.)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 146)


Mr. Hohler’den Mr. Kitson’a: Bizim Batarya­nın Samsun’dan çekilmesine çok üzülüyorum. Sanki Mustafa Kemal’in önünden çekiliyormuş gibi oldu. Bu zayıflık belirtisi bir doğulunun gözünden asla kaçmaz. Millî hareket küçümsenemez. Türkiye’de gitgide çamura batıyo­ruz.


Damat Ferit Hükümeti’nin düşmesi ve İngilizlerin Samsun’dan çekilmesi üzerine gece (4/5) Sivas’ta şenlikler ve fener alayları yapıldı, söylevler verildi, halk “Kahrol­sun işgal!” diye bağırdı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 146)


Gebze yöresinde Rum çeteleriyle mücadeleye atılan Yahya Kaptan, telgrafla Mustafa Kemal’e kendini tanıttı ve emirlerini istedi. Mustafa Kemal, bulundu­ğu yerde güçlü bir birlik kurması emrini verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 146)


Bilgilendirme: İttihat ve Terakki Kabinesi’nin işbaşından uzaklaşmasından sonra; İzzet Paşa (14 Ekim 18), Tevfik Paşa (11 Kasım 18, 13 Ocak 19, 24 Şubat 19) ve Damat Ferit (4 Mart 19) hükumetleri kurulmuştu. Tevfik Paşa Hükumeti esnasında ise (21 Aralık 1918) meclis kapatılmıştı. 30 Eylül 1919’da Damat Ferit hükumeti düştükten sonra kurulan Ali Rıza Paşa hükumeti ise 3 Ekim 1919’da seçimlerin yapılmasına karar verdi.


(Meclis kapatılma sebepleri şunlardı: Milletvekillerinin hükümete eleştirileri çoğalmıştı. İşgal güçleri de meclisten hoşnut değildi ve kapatılması işgalcileri memnun etmişti çünkü meclisi sindirmek yerine sadece padişahı etkilemek daha kolaydı.)


Padişah Sivas Kongresi’nden sonra Mustafa Kemal’le, buyruklar ve yönergeler yoluyla baş edemeyeceğini anladı. Geri çağırıyor, görevden alıyor, tutuklanmasını istiyor, ancak buyruklarını uygulatamıyordu. İşgalcilerle işbirliği yaptığı için, yıpranmış da olsa tarihten gelen saygınlığını hızla yitiriyordu. İyi düşünülmemiş aceleci bir kararla milli harekete cepheden saldırısını yapmış, Ali Galip’e Sivas Kongresi’ni dağıtmak gibi yerine getiremeyeceği bir görev vererek, zaten tükenmiş gibi görünen otoritesini hemen tümüyle yitirmişti. Mustafa Kemal ise belirlediği yolda kararlılıkla ilerliyor, gücünü ve halk üzerindeki etkisini artırıyordu.

Vahdettin, güçsüzlüğünü örtmek ve ulusal direnişi etkisizleştirmek için, aldatıcı bir tutum değişikliğine karar verdi. Halkı, politikasında yenileşme yaptığına inandırmakla işe başladı. Milletin isteklerine duyarlı olduğunu göstermeli, bunun için, Anadolu hareketiyle iyi ilişkiler kurmaya hazır olduğunu göstermeliydi. Sivas Kongresi’nin görevden uzaklaştırılmasını istediği Damat Ferit’i Sadrazamlık’tan aldı, yapılan yanlışlıkların sorumlusu yalnızca oymuş gibi davrandı. Yeni hükumeti, kimsenin tanımadığı silik bir kişi olan Ali Rıza Paşa’ya kurdurdu ve bu hükumetin Bahriye Nazırı Salih Paşa’yı, görüşmeler yapmak üzere Anadolu’ya gönderdi. Hemen sonra, Sivas Kongresi’nin istediği seçimlerin yapılacağını ve Meclisi Mebusan’ın yeniden açılacağını açıkladı.


Bunları yaparken, millici görüşlerle gerçekten işbirliği yapıldığı sanılmasın diye, İngiltere’ye girişimlerin yalnızca bir aldatmaca olduğunu bildirmek üzere özel temsilciler gönderdi. Savaş Bakanı Winston Churchill fırsatı kaçırmadı ve Londra’ya gelen Padişah temsilcilerine, ‘Türkiye’yi tümüyle İngiliz mandası altına alan ve Sultan’ın etkili olduğu bütün ülkelerde Halife’nin manevi gücünü İngiltere’nin hizmetine sunduğunu açıklayan gizli bir anlaşma imzalattı. Norbert de Bischoff, Vahdettin’in bu dönemde giriştiği kandırma siyaseti için şunları söyler: ‘Planın düşünce ve uygulamasında, Sultan’ın her işinde her zaman kullandığı karmaşık ve sinsi yapısı hemen görülmekteydi. Söz dinlemezliği nedeniyle Mustafa Kemal’i etkisiz kılmanın yollarını araması, belki hukuka uygundu. Ama halkın özlem ve umutlarını, daha iyi ayaklar altına almak için, sanki ödün veriyormuş havasında kendi milletini tatlı yalanlarla aldatmaya hiç hakkı yoktu.’


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam / Metin Aydoğan / Syf 181)


Norbert Von Bischoff ‘1930’larda ANKARA’ kitabının girişinden;


Norbert Von Bischoff; 1930-1932 yılları arasında Türkiye’de Avusturya Büyükelçiliği müsteşarı, 1933 yılında Avusturya Büyükelçisi olarak bulundu. Türkiye’de geçirdiği bu üç yılı hayatının en değerli yılları olarak kabul eden Bischoff, bu üç yıl boyunca Türkiye’deki oluşumu dikkatle izledi. Bischoff’un değerli gözlemlerinden ve dönemi inceleyen diğer kaynaklardan faydalanarak bu kitabı derlemekten mutluluk duymaktayım.


Necip Azakoğlu

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG