4 Haziran 1920 Cuma

Doğu Cephesi Komutanı Karabekir, Ermenilere karşı harekete geçmek için bir kere daha izin istedi ve Soğanlı Geçiti'nin zaptedilmesini tavsiye etti. Batılıların para darlığı ile Türkiye'yi içeriden çökertirken Doğu'da ördükleri siyasi bir set ile de tecrit etmek istediklerini belirten Karabekir, Ermenilere karşı harekete geçmenin ilkin Sovyetler tarafından önerildiğini ileri sürdü.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 68)


Kazım Karabekir aynı günü anlatıyor:


Bugün hava müsait olduğundan Çocuklar Ordusu’nun Kars Kapısı civarındaki talimhanesinde yoklamasını yaptım. Ve mutad talim ve oyunlarında ve halk oyunlarında bulundum. Kadın, erkek bütün Erzurum halkının enfiteatr halindeki siperler üzerinde çadırlar, allı yeşilli bayraklar, mühim hakiki top ve makinalı tüfekler üzerinde tedris oyunları, tahta bomba ve tüfekle oyunları, kız çocuklarının Hilal-i Ahmer oyunları, yüzlerce şevkat bacısının samimi faaliyetlerii yürek açıyor. Halkın cirit, güreş oyunları da latif birer varlık.


(Kaynak: İstiklal Harbimiz 2/ Kazım Karabekir / Syf 864)


Kazım Karabekir’den ‘Çocuk Davamız’:


‘Cihan Harbi arifesinde yaptığım Avrupa seyahatimde birçok gördüklerim arasında Münih’teki müzeler ve irfan varlıkları ile Van-Sivas arasında son günlerde yaptığım seyahatimdeki boşluklar fikrimde canlandıkça bizim asker olmaklığımıza rağmen milletimizin kalkınmasına dahi mümkün olan fikri ve maddi yardımı yapmayı mukaddes bir borç olarak duyuyordum. Cihan Harbi’nde Rus istilasında kalan ve harbin son yılında da Taşnak Ermeni idaresine düşen Şark vilayetlerimiz yıkılmış ve müthiş katliamlara uğramıştı. Bu hercümerç içinde kurtulabilen çocuklarımız da ana ve babalarını kaybetmiş halde şurada burada perişandı. Yoksul ve bakımsız çocukları devlet himayesine alarak memleketin diğer çocukları gibi muvaffakiyetli hayat mücadelesinde kudretli kılacak maddi ve fikri talim ve terbiye ile teçhiz etmek benim öteden beri güttüğüm bir davadır. Ben buna ‘Çocuk Davamız’ diyorum.


Benim küçük yaşımdan veri mefkürem olan bir çocuklar kasabası kurmak ve burada bakımsız çocuklardan bakımlı bir çocuk ordusu teşkil etmeye ve kendimin de bu arada bir muallim gibi çalışmaya Mütareke’de Erzurum’da muvaffak oldum.’


(Kaynak: Çocuk Davamız / Kazım Karabekir)


Fransız yönetimi Adana'da şekeri karne ile vermeye başladı. Adam başına haftada 50 gram şeker, kilosu 15 kuruştan veriliyor. Ekmek ve et de karne ile satılıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 68)


İngilizlerin Paris Büyükelçiliği'nden Dışişleri Bakanı Curzon'a: Fransız Başbakanı'nın çok gizli tutulması kaydıyla verdiği bilgi: Kilikya'da kuvvetlerimiz çok güç durumda kaldı. Mustafa Kemal'le 20 günlük bir ateşkes için uzlaştık. Başka çıkar yolumuz kalmadı...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 68)


Halil Özcan Pr Gizli Telgraf Merkezi kitabında Büyük Millet Meclisi Telgraf Hizmetleri’ni anlatıyor:


İstanbul Hükumeti ile Ankara arasında her türlü resmi muhaberenin kesilmesi hakkında 6 Mayıs 1920’de ilk kararname çıkarıldı. Buna göre ‘İstanbul Hükumeti’nden gelen matbuat ve evrakı kabul eden veya iade etmeyen memurların Hıyanet-i Vataniye Kanunu’na göre vatan haini sayılacakları kararlaştırıldı. Yalnız posta ve telgraf haberleşmesi, özel ve ticari olanları, belirli merkezlerde sansüre tabi ve Türkçe olmak kaydıyla serbest bırakıldı. Büyük Millet Meclisi milletvekillerinin muhaberatının meclisten seçilecek 3 aza tarafından sansür edilmesi hakkında kanunu da 4 Haziran 1920’de çıkardı. Ancak 16 Ağustos 1920’de posta ve telgraf haberleşmesinde özel ve ticari olanlar için sansür kaldırıldı. 22 Eylül’de telgraf haberleşmesini, sadece memleket asayişi ile ilgili mülki ve askeri memurların kullanacağı kararı alındı. Şüphesiz bu düzenlemeler, çok sınırlı olan telgraf haberleşmesinin öncelikle vatanın kurtarulması için kullanılmasını gerekli kılmak içindi.


(Kaynak: PR Telgraf Merkezi / Halil Özcan / Syf 55)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG