4 Haziran 1921

Hükümet, İttihatçılara karşı kesin tedbirler alıyor. Mustafa Kemal, Karabekir'e gönderdiği gizli telgrafta "Enver hakkında açık yayına karar verdik. Enver'in temsil ettiği icraata karşı icabında pek açık icraatta bulunmak kararındayız" dedi. Bolşeviklik aleyhindeki merkezden açık yayında bulunmanın siyasi sakıncalar açabileceğini, bunun için Yusuf Kemal Bey'in dönüşünü beklediklerini bildirdi. Doğu Ordusu Kurmay Başkanı Albay Kazım Bey'in (Orbay) Ankara'ya gönderilmesini de istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Moskova'dan dönmekte olan Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey ile Fransa'nın görüşmeler yapmak üzere Türkiye'ye gönderdiği Franklin Bouillon, Ankara yönünde İnebolu'dan yola çıktılar. Bouillon'un yolda gördükleri üzerine sözleri: "Bu savaşta kesinlikle başarılı olacaksınız. Her ne zaman bir millet, böyle genci ihtiyarı, çoluğu çocuğu ile bir işe sarılsa onu kesinlikle başarır. Geçtiğim yerlerde gördüklerim bunu anlatıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yusuf Kemal Tengirşek ‘Vatan Hizmetinde’ isimli hatıratında anlatıyor:


Haziran’da Franklin Bouyon ve Binbaşı Sarou ile hareket ettik. Yollarda köylüler, erkek, kadın hatta bazısı çocuklarıyla beraber kağnı arabalarıyla cephane taşıyorlardı. Fransız mebus ve zabit arabalarından bunları seyrediyorlardı. Orada bu cephane taşıyanlardan bir kafile geceyi geçirmek için konak yapmışlardır. Bir köylü oturmuş kaval çalıyor, birkaçı yaktıkları ateşin etrafında toplanmışlar bir şey pişiriyorlardı. Bir kadın bir tarafa çekilmiş kendini kimseye göstermemeye çalışarak çocuğunu emziriyordu. Arabalarımızı durdurarak biraz bunları seyrettik. Akşamı Ecevit’te ertesi akşamı Kastamonu’da geçirdik. Üçüncü akşamı Ilgaz öbür eteğinde Koçhisar’da geçirecektir. Kale hanlarını geçtikten sonra Koçhisar’a dönecek yerde bir jandarma zabiti at üzerinde bekliyordu. Benim arabaya gelerek geceyi yakındaki bir köyde geçireceğimizi söyledi. ‘Nasıl olur bu misafirleri köyde yatıracak yer bulabilir miyiz?’ dedim. ‘Bu köydeki ev kadar münasip bir yer Koçhisar’da yoktur.’ Dedi. Neyse köye vardık. İki katlı bir eve girdik. Yukarı katında duvarlara ufak tefek tahta parçalarından yapılmış dolaplı ve muntazam ocaklı her tarafı sedirli bir odaya Franklin Bouyon ile arkadaşını yerleştirdik. Franklin biraz rahatsızdı. Onu ev sahipleri olan üç kardeşten birine teslim ettik. Ben sofada portatif yatakta yattım. Sabaha karşı uyandım. Baktım Franklin Bouyon geziniyor. Zaten elbisemle yatıyordum. Hemen yataktan fırlıyarak ne olduğunu sordum. ‘Ben iyi oldu. Neden belir misiniz? Bana üç malül gazi hizmet ediyor. Yaşları elli üç, elli dört, elli beş. Beni bunlar iyi etti.’ Dedi. Sevinç içinde idi. Üçü de aynı muharebede yaralanmış üç kardeşin hizmetinden fevkalade müteahassis olmuştu. ‘Aferin Koçhisar kaymakamına’ dedim. Franklin Bouyon sabahleyin erkenden bahşiş vermek istemiş kabul etmemişler. Bu güzel tesir altında yola çıktık. Öğleyi konağın yukarısındaki tepede çatlak bir karakol binası olan bir yerde yaptık. Arabalardan indiğimiz zaman Franklin Bouyon bana: ‘Bu gün yemeği bizden yiyeceğiz.’ Dedi. Binbaşı Sarou azık sepetinden konserve yiyecekler çıkardı. Yerken M.Franklin ‘Rica ederim artık havai mevzuları bırakalım, ciddi konuşmayı başlayalım. Evvela size şunu haber vereyim. Siz bu muharebede mutlaka muvaffak olacaksınız.’ Dedi. ‘Neden?’ dedim. ‘Her ne zaman bir millet böyle genci, ihtiyarı, çoluğu çocuğu ile bir işe sarılırsa onu mutlaka başarır. Geçtiğim yerlerde gördüklerim bunu anlatıyor.’ Dedi. Teşekkür ettim. ‘Yalnız büyük bir kabahat işliyorsunuz. Bu asil milletin gelip gittiği yollar pek fena. Niçin askerlerinizden yirmi, otuz bin kişi ayırıp bu yolları yaptırmıyorsunuz? Biz muharebede yol için ordudan üç, dört yüzbin kişi ayırmıştık.’ Dedi. O zaman en iyi şoselerimizden saydığımız İnebolu-Ankara yolu hakkında bu müteaalayı yürüten zata mümkün olduğu zaman ordudan biz de yol yapmak için asker ayırmayı düşünmekte olduğumuzu söyledim.


(Kaynak: Vatan Hizmetinde / Yusuf Kemal Tengirşek / Syf 235)


Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşek, Fransız Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanı Franklin Bouillon’la birlikte İnebolu’dan Ankara’ya gelmektedir (4 Haziran 1921). Tengirşek, bu yolculukla ilgili anılarında şunları yazıyor:


“Yollarda köylüler erkek, kadın hatta bazısı çocuklarıyla beraber kağnı arabalarıyla cephane taşıyorlar. Fransız mebus ve zabit arabalarından bunları seyrediyorlardı. Akşama doğru Küre’den geçiyorduk. Orada da cephane taşıyanlardan bir kafile geceyi geçirmek için konak yapmışlardı. Bir köylü oturmuş kaval çalıyor, birkaçı yaptıkları ateşin etrafına toplanmışlar bir şeyler pişiriyorlardı. Bir kadın bir tarafa çekilmiş kendini kimseye göstermemeye çalışarak çocuğunu emziriyordu. Arabalarımızı durdurarak biraz bunları seyrettik. Akşamı Ecevit’te, ertesi akşamı Kastamonu’da geçirecektik.(…) Arabalardan indiğimiz zaman, azıklarımızı yerken M. Franklin


-Rica ederim, artık havai mevzuları bırakalım, ciddi konuşmaya başlayalım. Evvela size şunu haber vereyim. Siz bu muharebede mutlaka muvaffak olacaksınız. Dedi.

-Neden?....dedim.

-Her ne zaman bir millet böyle genci, ihtiyarı, çoluğu çocuğu ile bir işe sarılırsa onu mutlaka başarır. Geçtiğim yerlerde gördüklerim bunu anlatıyor. Dedi.


KURTULUŞ SAVAŞI KADINLARI / ZEKİ SARIHAN / 197


Tarih : 4 Haziran 1921

Kimden/Kime ; İzmir’den Yarbay Giordano’dan Söke’ye Anadolu Seferi Kuvvetler Komutanlığı’na

Özet : Yunanlıların işgal bölgelerinde Türk köylerini pek çok kere yaktıkları ve katliam yaptıkları. Son günlerde aşağıdeki olayların meydana geldiği.

Tire’den gelen birkaç Yunan askerinin üç Türk köyünü yaktıkları ve pek çok sivili katlettikleri. Başka bir askerin Çifte Karye’yi yaktığı


İTALYAN ARŞİV BELGELERİNDE ANADOLU’DA YUNAN MEZALİMİ / DOÇ. DR. MEVLÜT ÇELEBİ /42


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG