4 Kasım 1920

Tevfik Paşa Hükümeti, Ankara'ya Sevr Anlaşması'nı kabul ettirebilmek için görüşmeler yapmak üzere bir kurul gönderilmesini kararlaştırdı. Hükümet, bu kurula verilmek üzere bir talimat hazırladı. Talimatta özetle şu hükümlere yer verildi: Hükümet, Sevr Anlaşması'nı uygulamakla yükümlüdür. Ankara, Sevr'i kabul etmelidir. Genel seçimler yapılarak Mebuslar Meclisi toplanacak, tüm yürütme gücü İstanbul Hükümeti'nin elinde olacaktır. Aradaki anlaşmazlıkları gidermek için Merkezi Hükümet'ten ve Kemalistlerden oluşan bir komisyon kurulacaktır. Anadolu hareketine katılanlara şartsız genel af uygulanacaktır. Kemalistlerce imzalanan tüm anlaşmalar ve kabul edilen yasalar gözden geçirilecektir...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Ermenilerin elinde olan Kars-Gümrü arasındaki Şahnalar hattı, Gümrü üzerine yürümekte olan Doğu Cephesi birliklerince işgal edildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Konya isyancılarını kovalayan Demirci Mehmet Efe kuvvetleri, Dinar, Isparta, Şarkikaraağaç, Beyşehir, Akşehir çizgisinde isyancıları ve zararlı unsurları etkisiz hale getirerek Antalya'ya geldi. Mehmet Efe, temizliğe devam etmek üzere 22 Kasım'da Isparta'ya dönecektir. Konya isyanı 2 Ekim'de başlamıştı.


İngiliz Karadeniz Orduları Başkumandanı General Milne, Mareşalliğe yükseltildi. Milne, İstanbul'dan ayrıldı. Yerine atanan Harington, 8'de göreve başlayacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Ziya Gökalp, kızı Hürriyet'e Malta'dan yazdığı mektupta, üzerindeki sıkılganlığı atmasını istedi. "Bu zaman müsavat zamanıdır, bu asır kadın erkeğe, çocuk, büyüğe, amele efendisine müsavilik iddia ettiği bir asırdır. Hakikaten bütün insanlar, bir ana ile bir babanın oğulları değil mi? Niçin birisi kendini ötekilerden aşağı görsün?


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Son zamanlarda Mustafa <Kemal Paşa’nın da sıhhati iyi değildi. Evinde ona bakacak bir kadın olmadığı için Dr. Adnan endişeliydi. Nihayet akrabasından bir kadının gelip ona baktığını memnuniyetle haber aldık. Ben Ankara’nın öbür tarafına nadiren geçtiğim için, nerede oturduğunu bilmiyordum. Artık Karargahta da pek az bulunuyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın iki atlı bir arabası vardı. Fakat buna nadiren binerdi. Bir gün, onu arabasında Fikriye Hanım adındaki yeğeni ile gördüm. Çok güzel yüzlü bir kadındı. Anlaşılan sıhhati de o kadar iyi değildi.


(TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI / HALİDE EDİP ADIVAR / Syf 189)


Nutuk’tan/


Efendiler, her başarısızlığın sonunda birtakım dedikoduların ortaya çıkması beklenmelidir. Gediz Muharebesi’nden sonra da genel durum feci bir görünüş arz edince, her tarafta dedikodular, haklı ve haksız tenkitler başladı.


Bazıları ve hele Kuva-yı Seyyare’ciler, Ethem ve kardeşleri, bütün suçu cephe komutanına ve düzenli ordu tümenlerine atarak, kendilerinin güç durumda bırakılmış oldukları yolunda propaganda yaptırıyorlar ve «ordu komutanı kendi hatâlarını kapatmak için kusuru bize yükletiyor» diyorlardı.


Ordu da Kuva-yı Seyyare’nin hiçbir iş yapmadığını, yapma gücünde olmadığını, savaşta verilen emirlere uymadığını, daima tehlikeden uzak bulunduğunu iddia ve ispat ediyordu.


Efendiler, açıklamalara tekrar bıraktığım noktadan devam etmek üzere, burada küçük bir olayı dile getirmeme müsaadenizi rica edeceğim. Bilindiği üzere, Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu sırasında ortaya konan esaslara göre, «İcra Hey’eti» adı verilen Hükûmet’in üyeleri, doğrudan doğruya ve ayrı ayrı Meclis tarafından seçiliyordu. Bu usul 4 Kasım 1920 tarihine kadar uygulandı.


Bununla ilgili kanun, ancak 4 Kasım 1920’de: «Bakanlar, Büyük Millet Meclisi Başkanı’nın Meclis üyelerinden göstereceği adaylar arasından salt çoğunlukla seçilir» şeklinde değiştirildi.



GUN GUN KUTULUS yazi.JPG