4 Mart 1920 Perşembe

Temsil Kurulu’nun İstanbul’dan alınan haberlerle ilgili olarak Karabekir’e 6 ayrı şifresi.


Temsil Kurulu adına Mustafa Kemal, ku­mandanlara, idarecilere ve Merkez Kurullarına Hükümet’in istifasını bildire­rek bu konu ile ilgili olarak yapılacak işleri bildirdi. Bir dakika bile geciktiril­meden hemen bu gece Meclis Başkanlığı’na ve basına sert bir dille çekilecek telgraflarda, milletin, millî amaçları hemen tatmin edemeyecek bir başbakana tahammül edemeyeceğinin bildirilmesini istedi. Mustafa Kemal, örgüte yayım­ladığı bir genelgede de basının dikkat etmesi gereken hususları anlattı: İtilaf devletlerindeki milletlere değil Avrupa emperyalizmine, hükümetlere hücum edilmesi, Wilson ilkelerinin savunulması, Turancılık ve İslamcılık yapılmama­sı, Asya’daki hareketlerin bağımsızlık davası olduğunun ilan edilmesi, itilaf Devletleri arasındaki anlaşmazlıkların Avrupa gazetelerinden aktarılarak göste­rilmesi, savunmanın kendi haklarımıza ve fedakarlıklara dayanılarak yapılma­sı...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 407)


Mustafa Kemal, Mebuslar Meclisi Başkanlığı’na ve Padişah’a ayrı ayrı çektiği tellerde, millî istekleri yerine getirecek bir hükümet kurulmasını istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 407)


Erzurum Mebusu Celalettin Arif Bey, hazır bulunan 110 mebustan 8o’inin oyu ile Meclis Başkanlığı’na seçildi. Celalettin Arif Bey, 26 Ocak’ta da geçici başkanlığa seçilmişti. 31 Ocak’ta başkanlığa seçilen İstanbul Mebusu Reşat Hikmet Bey 28 Şubat’ta ölünce, başkanlık için bugün yeni seçimler yapıldı. Meclis dağıtılırsa onu Anadolu’da toplanmaya çağırmak için söz veren Celalet­tin Arif Bey, Felah-ı Vatan Grubu’nun da yöneticilerinden bulunuyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 407)


Ermeni konusu, Türkiye iç ve dış siyasetinde ağırlığını koruyor. Hükümet’in dünkü sorusuna verdikleri cevaplarda Erzurum, Elazığ, Trabzon Valilikleriyle Samsun ve Balıkesir Mutasarrıflıkları, Ermenilere karşı yöneltilmiş bir hareket olmadığını bildirdiler. Diğer illerden de aynı yolda cevaplar gelecek, Hükümet 6’da bir açıklama yaparak Ermenilere kötü davranılmadığını bildirecektir.★ Danıştay Başkanı Abdurahman Şeref Bey, Senato’da Hükümet’in Maraş olayları konusunda bir sorumluluğu olmadığını söyledi. İzzet Paşa, Türkiye’nin belki Van ve Bitlis illerinin bir kısmım Ermenistan’a bırakabileceğini söyledi. ABD Yüksek Komiseri Bristol, Maraş olayları konusunda hükümetine gönderdiği telgrafta “Bütün sorunlar, Fransızların davranışları sonucu ortaya çıkmıştır. Fransızlar, bunun sorumlu­luğunu yüklenmelidir” dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 407)


Haruniye’de kurulan 300 mevcutlu Kuvayı Milliye, Sabin Deresi’nin güney kı­yısında direnmeye başladı. Millî müfrezenin baskınları sonucu Fransızlar, Ha- runiye’nin güneyine çekilmek zorunda kalacaklardır. ★ Urfa’da, şehrin bir kısmına sıkışmış Fransız mevzilerini ele geçirmek için Kuvayı Milliye’nin yaptığı saldırı sonuçsuz kaldı. Kuvayı Milliye’den 70 kişi öldü. Emin Aslan Bey komutasındaki Kuvayı Milliye, Mut’tan Silifke’ye hareket etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 407)


Nutuk’tan/


Başkanlar hey’eti teşekkür edip ayrılmışlar (Belge: 242). Verilmekte olan bilgiler arasında şunlar da vardı: «Milletvekilleri, telâştalar. Fakat istenildiği şekilde bir kabine kurulacağına güveniyorlar.


Yabancıların, Hürriyet ve İtilâfçıların ve Nigehbancılar’ın, düzenledikleri gericilik hareketlerinde başarılı olabilmeleri için, Ferit Paşa’yı veya yakınlarından birini iktidar mevkiine getirmeleri de muhtemeldir. Meclis’i elbette dağıtacaklardır. Padişah katında etkili olacak tedbirlerin, oradan alınması… arz olunur.»


Efendiler, garip değil midir ki, bugün bu maruzatta bulunanlar, daha birkaç hafta önce «Meclis resmen açılmış olduğuna göre, bundan sonraki emirlerinizin bize bildirilmesini ve görüşlerinizin her makamın önünde gerektiği gibi savunulacağına güven buyurulmasını» diyen kimselerdir. Birkaç hafta önce, İstanbul Hükûmeti ile birlik olarak, beni hükûmet işlerine karışmaktan menetmek isteyen kimseler, bu gün, İstanbul’da hiçbir şey yapmaya güçleri yetmediğini itiraf ederek, buradan, Hey’et-i Temsiliye’den etkili tedbirler bekliyorlar.

Biz bu isteği de yerine getireceğiz. Fakat bu kimselerin istekleri olduğu için değil, bunu vatanın çıkarları emrettiği için…


Efendiler, 3 Mart ve 3/4 Mart gecesi, İstanbul’la haberleşme ve oradaki durumu anlamakla geçti. 4 Mart günü, gerek İsmet Paşa’dan ve gerek diğer kimselerden aldığım bilgiler üzerine, durumu bir genelge ile bütün ordulara, teşkilât merkezlerimize ve millete bildirdim. Meclis-i Meb’usan Başkanlığı’na da şunu yazdım:


Ankara, 4.3.1920

Meclis-i Meb’usan Başkan Vekilliği Yüksek Katına


İtilâf Devletleri’nin durmadan işlerimize karışmaları karşısında, Ali Rıza Paşa Kabinesi’nin, nihayet Meclis huzurunda istifasını verdiği üzüntüyle haber alınmıştır. Aydın cephesinde, kutsal vatanı ele geçirmeye çalışan düşmanla Kuva-yı Milliye çarpışmakta ve her karış toprağına, sadık ve fedakâr evlâtlarının şehit olmuş vücutlarını gömmektedir.


Hiçbir güç, hiçbir yetki, milletimizi tarihin emrettiği bu görevden alıkoyamayacaktır. Vatan ve milletimizin istiklâli korumak için her fedakârlığa hazır bulunan milletimizin, kutsal heyecanını ancak milletin tam olarak güvenini kazanmış bir hükûmetin işbaşına getirilmesi yatıştırabilir. Bütün millet, bu tarihî günlerde, millî iradesinin mutlak vekilliğini üzerine almış bulunan milletvekillerinin kararlarını sabırsızlıkla beklemektedir. Vatana ve tarihe karşı, üzerinize aldığınız büyük sorumluluğu ve bütün dünyanın kürsülerinize çevrilmiş olan dikkatli bakışlarını düşünerek, milletin azim ve fedakârlığına yaraşır kararlar alınacağına güvendiğimizi ve vatan uğruna yaptığınız çalışmalarda bütün milletin yanınızda ve yardımınızda olduğunu arz ederiz.


Hey’et-i Temsiliye adına

Mustafa Kemal


Padişah’a da şu telgrafı çektim Efendiler:


Ankara, 4.3.1920


Padişah Hazretleri’nin Yüce Eşiğine


İtilâf Devletleri’nin istiklâl ve haysiyeti ayak altına alıcı saldırılarına ve Ateşkes Anlaşması hükümlerine aykırı müdahale ve hareketlerine daha fazla dayanamayan Kabine’nin istifası ile yeniden yüce devletlerinde bir hükûmet bunalımının ortaya çıkması, kamuoyunda derin bir heyecan yaratmıştır.


Yüce saltanat ve hilâfet makamları etrafında düşünce ve ülkü birliği ederek, yüksek istiklâl ve dokunulmazlığınız ve yüce Osmanlı Devleti’nin ülke bütünlüğü için son fedakârlığı göze almış olan bütün vatandaşlarınız, düşmanlar tarafından idare edilen bazı bozgunculuk ve ihtilâl tertiplerinden dolayı, zaten kederli ve endişeli bir durumda, hükûmet bunalımının bir an önce sona ermesini ve millî emelleri gerektiği gibi gerçekleştirebilecek değerli bir hükûmetin kurulmasını beklemektedir. Meclis-i Millî’nin çoğunluk grubunda yoğunlaşan millî gaye ve eğilimlerin yüce katınızda da destekleneceğine, bütün vatandaşlarınız gibi, Hey’etimiz de emindir.


Ancak, içten ve dıştan gelen bin türlü ihtirasın kaynayıp köpürmesiyle, dirlik ve huzuru tehdit altında bulunan memleketimizin, millî vicdana güven veremeyecek bir kabine başkanına bir dakika bile katlanamayacağını ve Tanrı korusun, böyle bir durum ortaya çıkarsa, Osmanlı Devleti’nin tarihinde benzeri görülmemiş fecî olaylara yol açacağını, Padişah Efendimiz Hazretleri’nin yüce eşiğine arz etmeyi vatan borcu sayarız. Ferman Padişah’ımızındır.


Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i

Hukuk Cemiyeti Heyeti

Temsiliyesi

adına

Mustafa Kemal


Bu telgrafın birer suretini bilgi için Meclis-i Meb’usan Başkanlığı’na ve kolordu komutanlarına vermekle birlikte, bunun bir kopyasını çıkararak, İstanbul gazetelerine ve Basın Cemiyeti’ne vermesini de İstanbul telgrafhanesine emrettik. Bundan başka Efendiler, komutanlara, valilere, mutasarrıflara ve Müdafaa-i Hukuk Merkez Hey’etleri’ne ayrıca şu genelgeyi de gönderdik.


4.3.1920


İtilâf Devletleri’nin katlanılmaz bir duruma gelen müdahale ve baskılarından dolayı kabine 3 Mart günü yani dün istifa etmiştir. Güvenilir kaynaklardan aldığımız bilgilere göre, kabinenin düşürülmesi, Ferit Paşa veya ona benzer birinin iktidar mevkiine getirilmesi ve İstanbul’da yabancıların emellerine hizmet edecek bir Hilâfet Şûrası kurulmasını sağlamak üzere, dış düşmanlar tarafından idare edilen ve muhalif partilerin aracılığı ile meydana gelen bir komitenin çalışmalarının eseridir.


Yani, komitenin çalışmalarına yer verebilmek için İtilâf Devletleri, önce hükûmeti istifaya mecbur edecek baskılar yapmışlardır. Durumun bu ağırlığı karşısında, Meclis-i Meb’usan, elbette gereken etkili tedbirleri almaya devam etmektedir.


Ancak bu teşebbüslerin fiilî olarak desteklenmesi için, hemen, millî gayeyi gerçekleştiremeyecek bir hükûmet başkanına milletin katlanamayacağını çok sert bir dille Saray’a, Meclis-i Meb’usan Başkanlığı’na ve basına bildirmek gerekir.


Bu telgraf alındığında, bir dakika kaybedilmeden bu şekilde telgraflar hazırlanmasını ve bu gece mutlaka çekilmesi çarelerinin bulunmasını, buraya da yarın sabaha kadar bilgi verilmesini önemle rica ederiz.


Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i

Hukuk Cemiyeti Heyet-i

Temsiliyesi adına

Mustafa Kemal

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG