5 Şubat 1921

Meclis'in gizli oturumunda Londra'ya delege gönderilip gönderilmeyeceği tartışıldı. Mustafa Kemal, gidecek kurulun Sevr Anlaşması'nı reddedeceğini, Büyük Millet Meclisi'nin yurdun bir karış toprağı kalsa bile onun üzerinde bağımsızlık davasını devam ettireceğini söyledi. Yapılan oylama sonucunda 26 red, 2 çekimser oya karşı 101 oyla delege gönderilmesi kabul edildi. Mustafa Kemal, Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey'in yetki belgesini imzaladı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey, Ermenistan Dışişleri Bakanı'nın 23 Ocak'ta Doğu Cephesi Karargahı'na ulaşan notasına cevap verdi. Gümrü Anlaşması'nın zorbalık değil adalet örneği olduğunu savundu, bu anlaşma onaylanmazsa Ermenistan'daki Türk askerlerini geri çekmeyeceklerini, esirleri vermeyeceklerini, Ermenilerden istenen silahların emperyalistlere karşı kullanılacağını bildirdi, ordunun katliam ve yağma yaptığı iddialarını reddetti. "Gümrük mallarına el koymaya gelince, bunu komünizmin özel mülkiyete el koyma ilkesine göre yaptık" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Yunanistan'da dün Rallis'in istifasıyla, Nicolas Kalogeropulos Hükümeti kuruldu. Yeni Başbakan'a, Londra Konferansı'nda Yunan delegelerine başkanlık görevi verildi. Yunan Kurulu ı o'da hareket edecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Tevfik Paşa, Mustafa Kemal'e çektiği telgrafta, Yunanlılar tarafından yayılan, Papa'nın bütün dünya parlarmentolanna Türkiye'deki Hristiyanların katledildiği yolundaki başvurusunda yer alan söylentilerin acele yalanlanmasını rica ve tavsiye etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Meclis, frengiyi önleme yasasını kabul etti. Yasaya göre, her frengili istediği bir doktora muayene olacak ve tedavi şekil ve süresi ile ilgili raporu yanında bulunduracak. Meclis'in bugünkü oturumunda Ankara Mebusu Mustafa Efendi, aşar vergisini veremeyen köylülerin hayvanlarının zorla ellerinden alındığını söyleyerek ödemeye gücü yetmeyenlerin borçlarının ertelenmesini istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Maliye eski Bakanı Cavit Bey Roma'da, Ankara'dan gelmiş olan Galip Bahtiyar Bey'i dinliyor. Bahtiyar Bey, Anadolu'da kesilenlerin, asılanların, yapılan talanların haddi hesabı olmadığını üzüntü ile söyledi. Mustafa Kemal'in yüksek kişiliğini övdü. Talat, hatta Enver Paşa'nın Karabekir'le anlaşmak şartıyla Anadolu'ya gitmeleri gerektiğini ileri sürdü. Cavit Bey, Roma'da

bulunan Abdullah Paşa'ya veda ediyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Peyamı Sabah'ta Ali Kemal: Ankara Meclisi, milleti temsil edemez. Londra'ya bir an önce gitmeliyiz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İstanbul basınının Paris kararlarını nasıl değerlendirdiğine son vermeden önce yine Vakit gazetesinin 5 Şubat 1921 tarihli sayısında yayınlanmış olan önemli bir başyazıya değineceğiz. Bu yazıda, Sevres Antlaşması’nın hazırlandığı günlerde İtilaf Devletleri’nin Doğu sorunu karşısında aldıkları durumla bugünkü hareketlerinin birbirinden oldukça değişik olduğu anımsatılarak, San Remo ile Londra Konferansları arasında beş noktada önemli ayrılıklar olduğu anlatılıyordu. Bunlar :


1- Londra Konferansı özellikle Doğu sorununu çözmek için toplanan bir devletler meclisi olacaktır. Oysa San Remo ve buna benzer öteki konferanslarda Türkiye sorunu Alman sorunuyla birlikte tartışılmıştı.


2- San Remo’da Türklerin geleceği belirlenirken sadece Venizelos’un düşünceleri alınmış, Türkiye adına hiçbir kişinin dinlenmesine gerek görülmemişti. Son Paris konferansında ise. Ne Türkle ne de Yunanlılar adına hiçbir temsilci bulunmamıştır. Londra Konferansı’na her iki ülkenin de çağırılmış olması Türkiye lehinde yeni bir gelişmedir.


3- Londra Konferansı’na Türkler adına davet edilmiş olan heyet arasında Ankara Hükümeti’nin temsilcilerinin de bulunması koşulunun yer alması, Ankara’nın “ zımnen” tanınması demekti. Oysa Sevres Antlaşması’nın bildirilmesi ve imzalanması sırasında Ankara’ya çağrıda bulunmaya gerek görülmemişti. Bu açıdan bakıldığında Londra Konferansı öncesindeki bu gelişmeler bir aşama niteliğindeydi ve daha çok Anadolu’nun “ amal ve arzusunun neden ibaret olduğunu tahkik etmeyi” amaçlamıştı.


4- Londra Konferansına Türk ve Yunan temsilcilerinin çağrılmış olmasına karşın Ermenilerin davet edilmemeleri iki nedenden kaynaklanmış olabilir. Bunlar İtilaf Devletleri’nin Sevres Antlaşması’nı sınırlı bir görüş açısından tartışacaklardır, sadece Yunanlılar ile Türkleri ilgilendiren İzmir ve Trakya sorunları söz konusu olacaktır. Bu bakımdan Ermeniler çağrılmamış olabilir. Veyahut Ermenistan Bolşevik yönetimine dönüşmüş olduğundan yeni hükümetin hukuki durumunun saptanması gerekecektir. Bunun yapılması da şimdilik gecikeceği için sonraya bırakılmış olmalıdır.


5- Yunanistan önceki konferanslara bir müttefik sıfatıyla katılmış olmasına karşın, bu kez Türk temsilcilerine karşı savunucu olarak çağrılmıştır. Bunun anlamı, Konstantin yönetiminin onaylanmamasıydı.


6- Konferansın Londra’da İngiliz Dış İşleri Bakanı’nın isteği üzerine toplanması dikkat çekicidir. Bu, İngiltere’nin Doğu sorununa verdiği önemi gösterir. Bütün bu özellikleri dolayısıyla Londra Konferansı, bırakışmadan bu yana devletlerin izledikleri politikalarda yeni gelişmelerin başladığını göstermektedir.


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İZZET ÖZTOPRAK / 272-273


Milli hareket, bir kutlu ışık gibi son günlerde en uzak ve en bedbin gözleri de kamaştırmağa başladı. Anadolu yaylalarından ve dağlarından bir milletin bekası uğruna çıkan ses, içinden pazarlıklı düşmanlarca gayesiz ve şahsi bir isyan gibi görülmekte idi! Fakat eski sözlerin büthan olduğunu bu son davetleri ile yine kendileri ilan ediyorlar.


Lüzumlu sebatının semerelerini görmeye başlayan Büyük Millet Meclisi, uzun sa’y ve galeyanı arasında bir inşirah saati geçirmekte olsa gerekir. Bu inşiharı tevlit eden vaziyet hakkındaki fikirlerini öğrenmek üzere, reisleri Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinden bir mülakat rica ettim.


Paşanın şehir gürültülerinden uzak, büyük ve düz mesafeler ortasında kain ikametgahı, sade sakin … İsmini ve harekatını bütün dünyanın merak, tecessüs, muhabbet, hırs, menfaat, muhalasat gibi mütezadd fakat alakadar hislerle takip ettiği zata yazı odasında mülaki oldum. Basit bir yazı masasının önünde, yaverinin bir mesele hakkındaki izahatını dinliyordu.


Duvarlarda asılı masnu bir Kafkas kılıcı, kitap rafının üstünde duran birkaç kıymetli teşbih ve Kur’an – ki Afrika’dan Arabistan’dan hediye gönderilmiştir- sonra Hint ricalinden bazılarının medihakar ithafiyeli fotoğrafları, İslam diyarında bu zata karşı mevcut muhabbet ve ümidi hulasa ederek her türlü alayişten azade, sıcak, aydınlık odaya derin ve munis bir mana veriyordu.


- Ne öğrenmek arzu ediyorsunuz? Diye sordu.


- Vaz’iyyet-i umumiyemizi nasıl görüyorsunuz efendim? Dedim.


Şöyle cevap verdi:


- Vaziyet dahilliyyemizdeki salah ve salabet sayesinde, cihanın vaz’iyyet-i umumiyesi her gün daha fazla lehimize inkişaf etmektedir. Bu inkişaftan, milletimizin bekasını ve istiklalini temin edecek maddi netaicin istihracı zamanını, pek uzak görmüyorum…


- 21 Şubatta Londra’da in’ikat edeceğini öğrendiğimiz konferans karşısında vaziyetiniz ne olacaktır.?


- Türkiya Büyük Millet Meclisi memleketimizi parçalanmaktan, istiklalimizi ihlal edilmekten tamamen mahfuz ve masun bulundurmak gayesini, mutlaka silahla kan dökerek, istihsal etmeğe heveskar ve hahişkar değildir. Gayr-i kabil-i tebeddül olan milli maksadı temin edecek bir sulhu, kemal-i memnuniyetle karşılar. Buna binaen İtilah devletleri, Türkiye meselesini, mevzubahis olan Londra Konferansında ciddiyetle ve samimiyetle halletmek istedikleri taktirde, karşılarında bütün millet ve memleketi hakiki selahiyetle temsil eden meşru muhataplar bulabilmeleri için Türkiye Büyük Millet Meclisi Londra’ya müteveccihen bir heyeti yola çıkarmak üzeredir.


- Rusya Sovyet Cumhuriyetiyle mevcut münasebetimiz ne haldedir?


- Ruslarla mevcut dostluğumuz daima hüsnühalde devam etmektedir. Moskova’da in’iakat etmek üzere olan konferansta hazır bulunacak heyet-i murahhasamız, tahminime göre Moskova’ya vasıl olmak üzeredir. Bu konferansta bütün Kafkas mesailinin, millet ve memleketimizi menfaiine mutabık bir surette hall-i kat’iye iktiran ettirebileceğimizi ve Rus Sovyet Cumhuriyeti ile Türkiye arasında mevcut muhadeneti maddi esaslarla tarsin edeceğimizi kaviyyen ümit ediyorum.


- Komünizm ile Rus dostluğu arasında bir münasebet var mıdır?


- Komünizm, içtimai bir meseledir. Memleketimizin içtimai şeraiti, dini ve miil an’anelerinin kuvveti, Rusya’daki komünizmin bizce tatbikine müsait olmadığı kanaatini teyit eder bir mahiyettedir. Son zamanlarda memleketimizdeki komünizm esasatı üzerinde teşekkül eden fıkralar de bu hakikatı bittecrübe idrak ederek ta’tıl-i faaliyet lüzumuna kani olmuşlardır. Hatta bizzat Rusların mütefekkirleri dahi bizim için bu hakikatin sübutuna kail bulunuyorlar. Binaenaleyh bizim Ruslarla olan münasebet ve mühadenetimiz ancak iki müstakil devletin ittihat ve ittifak esaslarıyla alakadardır.


- Londra Konferansına iştirakimiz, Moskova Konferansında ne türlü tesir icra edebilir?


- Londra Konferansına iştiraktan maksat, milli gaye ve esaslarımız dairesinde millet ve memleketimizin menfaatini temin ederek sulh ve sükun-ı cihanın iadesine hazmet etmektir. Ve insani maksat ve hareketin, Türkiye’nin Ruslarla mevcut münasebet-i dostanesini ve bu dostluğa müstenit revabıtı ihlal etmesi kat-iyen mevzubahis olamaz. Ve Moskova Konferansında Rus Sovyet Cumhuriyeti ricali bizim samimiyetimizden şüphe etmeyeceklerinden bu hareketimiz oraca da pek tabi telakki edilecektir.


- İstanbul’la cari olan muhaberat ne neticeye iktiran etti?


- Tarafeynin teati ettiği bütün telgrafnameler, Büyük Millet Meclisi huzurunda aynen okundu. Bunların müeddasına göre umumda hasıl olan kanaat şudur: İstanbul, henüz düşman süngülerinin altında hakayık-ı ahvali ihataya ve millet ve memleketin hakiki menfaatini temin edecek musip kararı ittihaza gayrimüsait bir zihniyet-i mefluce halindedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin azim ve imanına istinaden İstanbul’u düşman tehdidinden ve işgalinden tahlis ederek kütle-i asliyye-i vatana ilhak ve makam-ı hilafet ve saltanatın hürriyetini iadeye matuf vazifesini ifa için çalışacaktır.


Kendisine teşekkür ederek huzurundan ayrıldım.



Hakimiyet-i Milliye nr. 101,27 Cemaziyelevvel 1329 – 5 Şubat 1337/1921


İSTİKLAL YOLUNDA / RUŞEN EŞREF ÜNAYDIN ( NECATİ BİRİNCİ- NURİ SAĞLAM) / 240-241-242-243

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG