5 Eylül 1920 Pazar

İkinci Yozgat Ayaklanması gece (5/6) başladı. Birinci Yozgat Ayaklanması'ndan sonra bağışlanan isyancılardan kurulmuş 500 kişilik gönüllü alayının cepheye gitmeyip dağılması üzerine, bunlardan Deli Hacı, Hasan ve Küçükağa adındaki elebaşıların topladığı kişiler, Akdağmadeni yöresinde başkaldırdılar. Mayıs ortalarında başlayan Birinci Yozgat isyanı, Haziran sonlarına kadar sürmüştü. İkinci ayaklanmanın bastırılması ekim sonunu bulacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Kastamonu Lisesi'nde, Vali Cemal Bey'in çağrısı üzerine, milli ve genel bir seferberlik için halk toplantısı yapıldı. Toplantıda coşkun konuşmalardan sonra, 15 yaşından 45 yaşına kadar her erkeğin haftada 3 sefer eğitim görmesi kabul edildi. 3 halka olan halk, el ele tutuşarak bu kararı yerine getirmek için elbirliği ile çalışmaya hep bir ağızdan ant içti. Bundan önce eğitim, cuma talimleri adıyla haftada bir gün yapılıyordu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Başbakan Venizelos, İzmir rıhtımında Paraskevopulos ve Steryadis ile görüşmek üzere Atina'dan İzmir'e geldi. Narkissos gemisinde yaptığı görüşmede, kendi emri olmadan Uşak'ı zapt ettikleri için başkomutan ve siyasi temsilciye çıkıştı. Toplantıda Yunan Manisa Tümeni'nin İzmit'e gönderilmesi kararlaştırıldı. Venizelos, görüşmeden sonra yarın Yunanistan'a dönecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


TBMM Genel Kurulu, bir süredir görüşmekte olduğu Meclis'in amacı, toplanma ve görüşme biçimi konularını kapsayan kanunu kabul etti. Buna göre Meclis, yurdun kurtarılışına kadar tatil yapmadan çalışacak. Her mebusa yılda iki ay izin verilecek. Mebuslar memurluk yapamayacak, elçilik, ordu ve kolordu kumandanlığı yapabilecek, yılda 400 lira yolluk verilecek, aylıklar 100'er lira olacak, Görüşmeler için yandan bir fazla üye aranacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yenigün: Yunan ileri harekatı bizleri hayrette bıraktı. Şimdi bütün dünya, Türk milleti ne zaman ayaklanacak diye bekliyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yeni Gün savaş durumunun önemli bir aşamaya girmek üzere olduğunu anlatmayı ve buna karşı alınması gereken önlemleri millete hatırlatmalı, o günün en önemli görevi olduğuna inanmaktaydı. HALİFE Padişah’ı esir ve İslam’ı ellerinde maskara eden İngiliz ve Yunanlılar uçaklarla “beyannameler” atmaktaydı. Anadolu’yu cahil ve gafil olarak düşünen İngiliz ve Yunanlılara karşı hemen direnişe geçilmesi gerekmekteydi. BMM seferberlik ilan edebilirdi ama Yeni Gün istiyordu ki “ Yunan’ın ilerlediği artık yeter olmuştur!” deyip millet, cepheye koşsun hatta meclisini millet zorlasın. “Sıyrıl gafletten at üzerinden şaşkınlıkla karışık durgunluğu ey koca Türk milleti” diye , bu yüzden sesleniyordu.


İngilizlerin Yunanlılar’a yardımlarını ve İstanbul Hükümeti’ni hainlikle ve vatansızlıkla suçladıktan sonra Paraskevopulos’un sözlerini Türk milletine hatırlatmaktadır. Parakepulos şöyle konuşmuştur:


“Zamanıyla Türk ordusunun Teselya’yı işgal ederek Thermopylai Geçitlerine kadar gelmiş olmasını hatırlarında tutan askerlerimiz, büyük bir intikam hissiyle hareket etmektedirler. Şimdiye kadar ciddi bir direnişle karşılaşmayan ordumuz görevini yapacaktır.”


Anlaşılan o ki Yunanlılar, Türk ve Müslümanları kendi memleketlerinde yenmeye ve perişan etmeye gelmişlerdi. Gerçekten bu palikaryaların karşısında Türk milleti, yenilip perişan olup gidecek miydi? Ama Türk milleti her nedense milli ve vatani görevini tam olarak yerine getirememişti. İstanbul Hükümetinin işi siyasal yoldan çözümleyemeyeceğini söylemesi, milleti aldatmıştı. Onun için genel bir direniş olmamıştır. Artık vatanın bütününün tehlikede olduğu görülmeli, zillet ve hakaret karşısında susulmamalı, kutsal bir heyecanla ayaklanılmalı ve palikaryalara hadleri bildirilmeliydi.


Bu çağrılar etkili olmuş olmalıydı ki, Akdağmadeni’nden 350 kişilik bir süvari alayı oluşturulmuş, donatılmış ve Ankara’ya gönderilmiştir. Sivas da bu çağrıya olumlu yanıt vermiş, bütün varlığı ile düşmana karşı savaşacağını TBMM’ne bildirmiştir.


(KURTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLUDA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ / 250 – 251)


Sevr’e göre İstanbul Hükümeti ve Saray’ın durumunu Yeni Gün; “İstanbul’da ruhani bir hükümet, etkisi Saray’ın duvarlarını aşmayacak hale gelmiş bir halife ki, o da Papalığa benzemiş” olarak yorumlamaktadır. İstanbul’daki ruhani hükümet, İngiltere’nin yürütme aracı olacaktı ve öyle de olmuştur. Asırlardan beri yalnız kendi gururunu gören Saraylıların üstünde şimdi İngiliz havası dolaşmaktadır. İstanbul’daki devletin iki vatandaşı vardı, Biri Hıristiyan’lardı ki bir devletin bütün haklarına sahip soyluları gibiydi. Diğeri Türk’lerdi ki onlar da soyluların köleleri durumundaydı. Dünya meşruti yönetimleri bile baskı ve zulüm aracı olarak gördüğü bu dönemde Damat Ferit, Türk milletini el çabukluğu ile esarete sürüklemekteydi.


Yeni Gün bunun sebebini; Doğu hareketlerinin başında Türk’lerin olmasına ve Asya’nın yolunun İstanbul’dan geçtiğine İngiliz’lerin inanmasına bağlamaktadır.


Hazım Bey’i Damat Ferit’in niçin idama mahkum ettiğini şöyle açıklamaktadır, “ Baskı devirleri çoktan geçmiştir. İnsanlık, insanlık kurallarına aykırı hareketlerin karşısında bundan böyle kendisi yer alacaktır. Telaşa gerek yok, Hakk-ın adaletidir ki, insanlığa aykırı kural ve kararlar yaşayamaz. Kuva-yı Milliye’yi dağıtmaya kimsenin gücü yetmez” diyen Hazım Bey, önce idama mahkum edilmiş, sonra halkın tepkisi üzerine cezası ömür boyu küreğe çevrilmiştir.“ Anadolu’daki hareketin aleyhinde bulunan İstanbul gazetesinin sahibi Sait Molla’yı Adliye Müsteşarı tayin eden Damat Ferit’ten her şey beklenebilirdi.


(KURTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLUDA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ / 301)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG