5 Kasım 1920

Mehmet Akif, halkı aydınlatmak için izinli olarak gönderildiği Kastamonu'nun Nasrullah Camii kürsüsünde, uzun ve heyecanlı bir konuşma yaptı. İç isyanlar karşısında halkı birliğe ve mücadeleye çağıran Akif Bey, Sevr Anlaşması'nı anlatarak korkmaya gerek olmadığını, çünkü Türkiye'nin İslam dünyası ve Bolşevizm gibi iki büyük dostu ve dayanağı olduğunu söyledi. Mehmet Akif, benzer konuşmalarını Kastamonu ilçelerinde de yapacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Ferda'da Adana Vali Vekili Abdurrahman Bey'in açıklaması: Milli teşkilat adı altında bir takım asiler, vilayetimizi kasıp kavurmaktadırlar. Ayaklanmak için sebep yoktur. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyorlar. Herkes, köyüne ve evine dönmelidir. Çete reisleri dışında herkes için af çıkarılmıştır. Halk çeteleri yakalayıp hükümete teslim etmelidir. Bütün Osmanlı vilayetleri, Kemalist namı altında şakilik yapan Padişah asilerine karşı ayaklanmıştır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


“Ankara’da Mustafa Kemal’in yanında” başlığı ile 1921 de Paris’te bir kitap yayınlandı. Yabancı bir gazeteci tarafından milliyetçi Başkent’te yapılmış olan ilk anketlerden biri olan bu kitap, bugün çok az bilinir. Yazık zira Alaaddin Haydar‘ın röportajını okuyanlar pek çok ilginç şey öğreneceklerdi.. Kemal’in gazeteciden mülakatı Fransızca yapmasını istediğini, Paşa’nın hafif ve Avrupa tarzında yemek yediğini; Kemal’in sevdiği yemeklerin (kuru fasulye, bulgur ve üzüm hoşafı) kesin olarak Anadolu yemekleri olduğunu öğreneceklerdi. Ayrıca her gün sabahın ikisine kadar çalıştığını, “ bir tarafta işgal ordusu, öte tarafta yurtlarını koruyan insanlar” olduğunu ve zafer kazanacağından şüphesi bulunmadığını keza öğreneceklerdi. Ayrıca her gün sabahın ikisine kadar çalıştığını, “ Lloyd George’a ne kadar itaat ederse etsin, Venizelos’un 500.000 kişilik ordusu ile yenileceğini ve kendisine ait olmayan bu topraklarda binlerce ölü bırakarak gideceğini söylediğini de öğreneceklerdi.


Daha sonra Haydar şöyle yazmaktadır; “ Bugün Küçük Asya’da bir başka yeni devlet vardır. Mustafa Kemal tarafından kurulan yeni bir devlet. Evet bir Hükümete ve bir Meclis’e sahip yeni bir devlet, ama aynı zamanda bir basına , milliyetçileri, intikamcı askerler sürüsü olarak niteleyenlere gerçek bir meydan okuma olan bir propaganda ajansına sahip bir devlet: zira milli bağımsızlık sadece , milli dayanışmanın korunması, halkın refahının arttırılması, yolların ve demir yollarının geliştirilmesi. Frengi ve malaryaya karşı mücadele, büyük bir lügat, sözlü milli geleneklerin bir abide kitapta toplanması, Batı’da ve Doğu’da yayınlanmış teknik ve ilmi kitapların Türkçeye çevrilmesi veya hakimlerin durumunun iyileştirilmesi vagonlarından oluşan uzun bir katarın çekici gücüdür.


Eski Osmanlı idarecileri bütün bunları söz ve boş lakırdı olarak düşünmektedir. Nice program, nice yenilik işitmemişler midir? Hiçbir memuru olmayan hatta öyle ki Meclis’in idaresi için Ankara liselilerini işe almak zorunda kalacak derecede hiçbir memuru olmayan bir Hükümetin açıklamalarının ne değeri vardır?


Ama bununla birlikte haftalar, aylar sonra Kemal bir program uygular. Mesela 1920 Kasım’ında Fransız Haber Alma Örgütleri “şose yolların, demir yollarının, dekovil yollarının yapımı ve yenilenmesi hususunda hummalı çalışmasının” altını çizer. Evet Alaaddin Haydar yakın bir farkla haklıdır. Ordusuz bir devlet , devlet değildir: Oysa Küçük Asya’daki Devlet’in henüz ordusu yoktur.


(KEMAL ATATÜRK BATININ YOLU / ALEXANDRE JEVAKHOFF ( Türkçesi Zeki ÇELİKKOL ) / 156)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG