5 Ocak 1921

Nutuk’tan/


Efendiler, Ethem kuvvetlerinin peşine düşen birliklerimiz, 5 Ocak 1921 günü Gediz’i işgal ederek, o civarda toplandılar. Ethem ve kardeşleri de kuvvetleri ile birlikte düşman saflarında müstahak oldukları yeri aldılar. Artık Ethem olayı diye bir şey kalmamıştı.


Ordumuzun içinde bulunan düşman kovularak kendi cephesine gönderilmişti. Bundan sonra, karşımızda yalnız bir tek düşman cephesini ve bu cephe ile ilgili olayları göreceğiz. Gerçekten de bir gün sonra. 6 Ocak 1921’de Yunan ordusunun tamamı bütün cephe üzerinde her noktadan taarruza geçti.


Güney Cephesi Komutanı Refet Bey, Ethem üzerine harekatta yarın ne yapacaklarını birliklerine bildirdi. Batı Cephesi birlikleri, Ethem kuvvetlerinin boşalttığı Gediz'e girdi. 1.Kuvayı Seyyare'deki müfreze komutanlarından Kaplan Naci, Batı Cephesi Komutanlığı'na çektiği telgrafta, hükümetine isyanı ve Yunanlılarla birleşmeyi kabul etmediğinden, yüzden fazla atlısı ile Ankara'ya hareket ettiğini bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Yunan tümenleri, yarın girişecekleri hareket için toplanmalarını ve hazırlıklarını tamamladılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Ankara Hükümeti, düşmanlarıyla arasında hiçbir görüşme geçmediği, hiç bir öneri almadığı, Misak-ı Milli'den başkasına razı da olmayacağı halde, bazı şartlarla barışı kabul edeceği yolundaki haberleri yalanladı


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Bugün İngiltere'nin güzellikle kabule yanaşmadığı şeylerin on mislini yakında cebren ve kahren mutlaka kabul ettireceğiz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Ethem’den meydan okuyan bir cevap aldım. Bana diyordu ki: “Büyük mücadelelere girişmiş zevetta hayat korkusu yoksa, Uşak cephesine buyurunuz. Böyle olduğunuzu, bu liyakatte olduğunuzu ispat ediniz. Taarruzunuzu bekliyorum”


Artık taarruza geçmekten başka çare kalmamıştı. Tümenlerime Gediz istikametinde ileri hareket emri verdim. İlk gün, yine hiçbir mukavemetle karşılaşmadık. Ethem muharebeyi kabul etmeden çekiliyor, konakladığımız yerlerde çetelerin gece baskınlarına karşı sıkı emniyet tedbirleri alarak Gediz’e doğru ilerliyoruz. Tahminimizin hilafına Ethem. Gediz’de de muharebeyi kabul etmedi. 61. Tümen Gediz’e silah atmadan girdi. Ethem’in izini kaybettirmek istediği anlaşılıyordu. Çekildiği köylere de birbirini tutmayan yanlış haberler bırakıyordu. Evvela Ethem’in büyük kuvvetleri ile Tavşanlı mıntıkasına geçtiğini söylediler. Fakat sonradan öğrendik ki, Tavşanlı değil, Simav mıntıkasındaymış.


Yaptığımız tahkikat ile Kuvayi Seyyarenin toplu halde bir yerde olmadığını, Ethem’in kuvvetlerinin büyük kısmı ile Simav’a, Doktor Fazıl çetelerinin Emet’e, Recep Bey çetelerinin de Tavşanlı’ya çekildiklerini öğrendik. Aldığımız haberlere bakılırsa, Ethem ve kardeşleri telaş içindeymişler. Çetelerin bir kısmı dağılmış. Fakat biz yine bu haberleri ihtiyatla karşılıyoruz. Kuvayı Seyyare müfrezelerinin tamamen dağıldığından emin olmadıkça Ethem’in peşini bırakmayacağız. Kıtaların istirahatı için harekatı bir iki günlüğüne durdurdum. Bu esnada Bursa cephesinde bulunan 24. Tümen Kumandanından, Yunan kuvvetlerinin 6 Ocak sabahı harekete geçtiğini haber aldım...


İSMET İNÖNÜ HATIRALARI / 229

Büyük Millet Meclisi hükümetine karşı isyan ilan eden Kuvay-ı Seyyarenin yola getirilmesi için Ocak 1921 başlangıcında Kütahya bölgesinde toplanan genç ordumuz, Gediz’de bulunan Kuvay-ı Seyyare liderlerine son bir barış önerisinden sonra Gediz istikametinde ileri harekatına başladı.


Karlı, sisli ve fırtınalı havada yapılan bu yürüyüş, çok zahmetli idi. Baskınlara uğramak tehlikesi pek çok idi. Batı Cephesi Kumandanı Albay İsmet ve Güney Cephesi Kumandanı Albay Refet beyefendiler hareketı yakından izliyor ve yönetiyorlardı.


İş bu harekata Batı cephesinden (11nci – Yarbay Mehmet Arif Bey- ve 61nci – Yarbay İzzettin Bey- piyade tümenleriyle Yarbay Suphi Bey’in süvari Tugayı) ve Güney Cephesinden (Topçu Yarbayı Sabri Bey ‘in emrindeki Müretteb 8nci Piyade Tümeni’yle Yarbay Derviş Bey’in Süvari Tümeni) katılmış idi.


24ncü Tümen Bilecik-Pazarcık cephesinin setriyle görevliydi. 23ncü Tümen Uşak-Afyon istikametinin setr ve temini için merkezi Afyonkarahisar’ında bulunan 12nci Kolordu kumandanı Albay Fahrettin Bey’in emrine bırakılmıştı.


Bir Yunan taarruzu karşısında cepheleri zayıf bırakmamak ve ordunun büyük bir bölümüne böyle ikinci derece bir görev vermek bazı çevrelerce iyi kabul edilmedi. Fakat iş bu kerteye geldikten sonra, verilen kararın doğru olduğunu zannederim. Çünkü, bir Yunan taarruzu sonunda belki daha birkaç köy ve kasabamız kayıp ve harap olurdu. Fakat Kuvay-ı Seyyarenin zorbalık ve egemenliği sonucunda, anarşi koca bir Türk milletinin hayat ve geleceğini perişan etmiş olacaktı.


Kuvay-ı Seyyarenin beş bin atlıya ulaşmış olduğu ve genç ordumuzun bunlarla başa çıkamayacağı ve hatta askerlerimizin bunlara karşı silah kullanamayacaklarını iddia edenler olduğu gibi, bu asilerin iki bini aşmayacağını ve milli bağımsızlık kutsal amacının yaratılmasına karar vermiş ve inanmış olan ordumuzun bu asilerle arslanlar gibi saldıracağını açıkça iddia edenlerde vardı. Özellikle, bu asiler arasında, orduya ve memlekete sadık bir çok arkadaşlarımızın ve kardeşlerimizin de bulunduğundan şüphe edilemezdi. Nitekim. Ordumuz ilerledikçe millet ve memleketini seven ve ancak Yunanlılara karşı silah atmak için Kuvay-ı Seyyareye gönüllü olarak katılmış bulunan bir çok vatansever, atlarıyla ve silahlarıyla tek başlarına veya toplu olarak ve her fırsattan yararlanarak asilerden ayrılarak birliklerimize katılmışlardır.


Kuvay-ı Seyyare, çarpışmayı kabul etmeyerek sürekli olarak geri çekiliyordu. Subay ve erlerimiz pek metin ve kararlı idiler. Özellikle Güney Cephesi’nin süvarileri, piyadelerimizin maneviyatını çok yükseltmiş idi.


Ciddi çarpışma ve savaşmaya cesaret edemeyen Kuvay-ı Seyyare için üç yol olabilirdi:


1 – Silahlarını teslim ederek Millet Meclisi’nden af istemek

2 – Sarp dağlarda saklanarak fırsat beklemek

3 – Bir çok çeteler halinde memleket içine dağılarak her tarafı ihtilal ateşine vermek


Bu sonuncu ihtimal daha kuvvetli idi ve en tehlikeli hareket olurdu. Halbuki bu münafıklar, hatır ve hayale gelmeyen dördüncü bir yol bulmuş ve Yunanlılarla birleşmişlerdi!


Ethem, Tevfik ve Reşit fiilen hıyanet etmişlerdi. Bunu doğrulamak için, Yunan uçaklarıyla Kütahya ve bölgesine attırmış oldukları bildiri aynen derç olunur.


Suret


“Ankara Hükümetine 29 Aralık 1920 tarihli çektiğim, memleketin selameti ile ilgili Telgrafın basında ilan edilmesini isteyiniz.


Ey asker, kötülüğe araç olmayınız. Uhrevi ve dünyevi sorumluluktan korkunuz.


Ey millet, siz de geçmişten ders alarak, her türlü felaketi ve vatanın kurtarılmasını harisane menfaatlerine kurban etmek isteyen rezillere karşı hakkınızı savunmada duraksama göstermeyiniz ki, ilahi yardıma sahip olasınız.


Ben sizi, memleketin savunması için davet ettim ve zorladım, Kötülüğe ve kişisel tutkulara alet olmak için değil!


Ey subay arkadaşlar, emir kulu olmaktan vazgeçiniz. Allah’ın kulu olunuz. Aksi halde geliyorum ha’ son pişmanlık fayda vermez”


Umum Kuvay-ı Milliye Kumandanı

Ethem


MİRALAY MEHMET ARİF BEY ANADOLU İNKILABI / BÜLENT DEMİRBAŞ / 57-58-59

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG