5 Temmuz 1919 Cumartesi

Mustafa Kemal, Erzurum’a geldiğinde orduya ait müfettişlik karargahında yaşamaya başladı. Ekibin geri kalanları ise ya birisinin evinde konuktu ya da ayrı ayrı semtlerde ev tutmuşlardı. Hepsinin içinde barınabileceği bir büyük bina arandı bulundu. Erzurum’dan ayrılan Vali Münir’in boşalttığı eski Alman konsoloshanesi olan bina tahsis edildi. Bu kagir bina kentin en güzel yapılarından birisiydi. Bitişiğindeki küçük binada da İbrahim Süreyya ve istifa etmiş küçük rütbeli öteki subaylar kalıyorlardı.


Yoğun çalışıyorlardır ancak eğlenceye de sıkça olmasa bile zaman ayırıyorlardı. İlk katta bir piyano vardı. Arada sırada bu piyanoyu Mazhar Müfit çalar, Cevat Abbas ve Muzaffer Kılıç da şarkı okurlar, bazen de Mustafa Kemal onlara eşlik ederdi.


Mani oluyor halimi takrire hicabım


Üzme yetişir, üzme firakınla harabım


Hemen her seferinde ‘Vardar Ovası’ şarkısını söylemeyi de ihmal etmezdi.


Öğle ve akşam yemekleri eve pek uzak olmayan askeri tabldottan gelirdi. Yemek uzun sürer ve Mustafa Kemal her meseleyi sofrada konuşmaktan büyük zevk alır ve bazen de arkadaşlarını yormamak için neşeli öyküler anlatırdı. Kongre hazırlıkları dışındaki günlük yaşamları böyleydi.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / syf 575)


Nutuk’tan/


3 Temmuz günü Erzurum’a varılmıştı. İstanbul hükumetinin olumsuz genelge yollama ihtimalini önlemek için haberleşme kanalı olan önemli merkezlerde önlemler alınmak üzere, bütün komutanlara 5 Temmuz 1919 tarihinde emir verdim.


İstanbul hükumeti, Vali Münir Bey’i görevden almıştı. Bir yere hareket etmeyerek Erzurum’da kalması hakkındaki gönderdiğim haberden dolayı, henüz Erzurum’da bulunuyordu. Bitlis valiliğinden ayrılıp İstanbul’a gitmek için Erzurum’dan geçen Mazhar Müfit Bey de Erzurum’da beni bekliyordu.


Bu iki vali beyle, Kazım Karabekir Paşa ve Rauf Bey, eski İzmit Mutasarrıfı Süreyya bey ve karargahıma bağlı Kurmay Başkanı Kazım bey ve Kurmay Hüsrev Bey, Doktor Refik Bey arkadaşlarımla ciddi bir görüş alışverişinde bulunmayı uygun gördüm.


Kendilerine genel ve özel durumu açıklayarak izlenmesi zorunlu olan yolu anlattım. Bir de ‘Ulusal amaç için ortaya atılacakların bugün yok edilmesini düşünen, yalnız saray, hükumet ve yabancılardır. Fakat, bütün ülkenin aldatılmasını ve bize karşı çevrilmesini de ihtimal içerisinde görmek gerekir. Ulusa öncü olacakların, her ne olursa olsun amaçtan dönmemeleri, son nefeslerini verinceye kadar bu amaç uğrunda fedakarlığa devam edeceklerine daha işin başında karar vermeleri gerekir.


Bir de söz konusu görev, resmi makam ve üniformaya sığınarak, el altından yürütülebilecek türden değildir. Artık o devir geçmiştir. Açıkça ortaya çıkmak ve ulusun hakları adına yüksek sesle bağırmak ve bütün ulusu bu ses katmak gerekir.


Benim görevden alındığıma ve her türlü sonuçla karşılaşabileceğime kuşku yoktur. Benimle açıkça işbirliği yapmak, aynı sonuçları şimdiden kabul etmek demektir. Bundan başka, söz konusu ettiğimiz durumun gerektirdiği adamın, diğer birçok bakımdan da mutlaka benim şahsım olabileceği gibi bir iddia yoktur. Yalnız herhalde bu ülke çocuklarından birinin ortaya atılması zorunlu olmuştur. Benden başka bir arkadaşı da düşünmek mümkündür. Yeter ki o arkadaş, bugünkü durumun kendisinden istediği şekilde hareket etmeyi kabul etsin!’ dedim.

Bu konuşmadan sonra bir süre düşünmek için görüşmelere son verdiğimi bildirdim.


Tekrar toplandığımızda işin başında, benim devam etmemi ve kendilerinin bana yardımcı ve destek olacaklarını bildirdiler. Bu konu tamamen kabul edilip onaylandıktan sonra toplantıya son verildi.


29 Haziran’da bu göreve gelen yeni Harbiye Bakanı Ali Ferit Paşa, telgraf başında Mustafa Kemal’le konuştu. Dönmesi konusunu Padişah’a ve siyasi temsilcilere karşı üstlendiklerini, tutuklanmayacağı konusunda güvence aldıklarını bildirdi. Mustafa Kemal bu ricayı da reddetti. İstifa edebileceği cevabını verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 363)


İçişleri Bakanlığı, Sivas Valiliği’nden bilgi istedi: Sivas’ta bir milli meclis toplanacağını duyduk. Son Mebuslar Meclisi üyelerine özel davetiyeler gönderilmiş. Acele bilgi verin!


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 363)


Kütahya Mutasarrıflığı İçişleri Bakanlığı’ndan soruyor: 20.Kolordu, milli teşkilat kurulmasını, Bakanlık ise halkın ne ad olursa olsun teşkilatlanmasına meydan verilmemesini emrediyor. Ne yolda hareket edelim?


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 363)


İngilizler Batum’dan Samsun’a 150 kişilik bir Hintli paralı asker birliği çıkardılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 364)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG