6 Mart 1920 Cumartesi

Rauf Bey, Mustafa Kemal’e gönderdiği yazıda, Hükümet konusunda İstan­bul’daki çalışmaları anlattı. Rauf Bey’in yazdığına göre Padişah, yalnız Tevfik Paşa’yı ve gizli olarak Damat Ferit’i kabul etti. Zaman kazanmak isteyen Padi­şah, İngilizlerin onayını alabilirse, Damat Ferit’i başbakanlığa atayacak. Saray çevresi, durum hakkında Rauf Bey’in düşüncelerini sordu. Rauf Bey, bu işi an­cak Mustafa Kemal’in çözümleyebileceğini, onun İstanbul’a gelmesi mümkün olmadığından İzzet Paşa’mn başbakanlığa getirilmesi gerektiğini söyledi.' İçiş­leri eski Bakanı Reşit Bey de başbakan olmak için Saray ile Fransız ve İngiliz elçilikleri arasında gidip geliyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 413)


Mustafa Kemal’in önceki günkü talimatı üzerine Anadolu, Hükümet konu­sunda harekete geçti. Erzurum’da 10.000 kişinin katıldığı bir miting yapıldı. Dükkânlar kapatıldı. Halk, hükümet konağı ve ordu dairesi önüne giderek ku­rulacak hükümetin millî amaçlara uygun olmasını istedi. Aksi görüşte bir hükümetin emirlerine itaat edilmeyeceği bildirildi. İstanbul’a teller çekildi. Dün ve bugün İstanbul telgraf yağmuruna tutuldu. Bunlardan 212’si, Meclis’in bugünkü oturumunda üyelere duyuruldu. Meclis Başkam Celalettin Arif Bey, Padişah’a sunduğu rapor­da Kuvayı Milliye’yi savundu. Hükümet buhranına bir an önce son verilmesini istedi. Hükümet’in Damat Ferit Paşa tarafından kurulması halinde Anadolu’ya Bolşevikliğin gireceğini, Anadolu’dan Meclis için yeniden seçim yaptırabilece­ğini söyleyerek Hükümet’in Salih Paşa tarafından kurulmasını önerdi. Her ta­raftan yüzlerce telgraf geldiğini belirtti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 413)


Padişah, Anadolu’dan ve Meclis’ten gelen baskılar sonucu Damat Ferit’i Baş­bakanlığa getiremedi. Başbakanlık görevi, Bahriye Bakanı Salih Pâşa’ya verildi. Padişah, hiç bir mebusun Hükümet’e alınmamasını istedi. Derme çatma kabi­nesi yarın açrklanacak olan Salih Paşa Hükümeti zamanında, İtilaf Devletleri İstanbul’u işgal edecekler, bu Hükümet’ten Kuvayı Milliye’nin ve Mustafa Ke­mal Paşa’nın bir bildiriyle reddedilmesini isteyeceklerdir. Yayımlanacak metin konusunda anlaşma sağlanamayınca Hükümet 2 Nisan’da istifa edecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 413)


Üç yüksek komiser, İstanbul’un işgalinin uygun olacağını kararlaştırdılar. Dışişleri Bakanı Curzon’dan Yüksek Komiser Robeck’e: Türkiye ile yapılacak barış anlaşmasında Çatalca’ya kadar Trakya’nın ve İzmir’in Yunanistan’a ve­rilmesini, Boğazların milletlerarası kontrole alınmasını, bağımsız bir Ermenis­tan’ın kurulmasını, belki Kürdistan’ın da tanınmasını isteyeceğiz. Bunları Türklere kuvvet yoluyla kabul ettirebilmek için İstanbul işgal edilecek, Musta­fa Kemal’in azledilmesi istenecektir. İşgal, barış şartlarının uygulanmasına ka­dar sürecektir. Diğer yüksek komiserlerle görüşülerek, Türklere boyun eğdire- bilmek için başka tedbir düşünülüyorsa tez elden bildirilmesi... Curzon, Robeck’in 27 Şubat tarihli yazısına karşılık vererek, Kürdistan’m İngiliz ve Fransız himayelerinde ikiye bölünmesi konusunda Konferans’a bir öneride bulunulmadığını, Kürdistan’ın Türkiye’den koparıl­ması ve bağımsızlığının korunmasının tasarı halinde olduğunu bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 413)


Hassa’da Fransızlarla çarpışmalar. 19 Aralık ıgı8’den beri Fransız işgalinde olan kasaba geri alındı. Hassa, 1 Ocak 1922’de kesin kurtuluşuna kadar Fransızlar tarafından 10 Kasım 1920 ve 9/10 Mart tarihlerinde iki sefer daha işgal edilecektir. Millî kuvvetlerin iki gündür Urfa’da Fransızlara yaptığı saldırılar bir sonuç vermedi. Kuvayı Milliye, Silifke’ye girdi. Hükümet konağı önünde toplanan halk, müfrezeyi sevgi ile karşıladı. Kadı Ha­şan Tahsin Bey, millî davanın esasları hakkında bir konuşma yaptı. Müfreze Komutanı Emin Aslan Bey, çevre ileri gelenlerine ve halkına yayımladığı bir bildiride onları mücadeleye çağırmış, müfrezesi ile önceki gün Mut’tan hareket etmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 413)


Mustafa Kemal, Anzavur’un ihaneti konusunda Kastamonu Valiliği’ne çektiği telgrafta, “milletin evladını birbirine kırdırmak” isteyen “vatansız”ların yaka­lanması için, halk adına belediyelerin ve derneklerin İstanbul “namuslu” bası­nına yazılar göndermesini istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 413)


ABD Yüksek Komiseri Bristol, Türkiye’nin paylaşılmasına karşı çıkıyor. Ami­ral Bristol, hükümetine çektiği telgrafta şöyle dedi: “Asya’da küçük bir bölgede Türk yönetimi kurmak, geçmişte işlenenler gibi bir hata ve cinayet olacaktır. Amerika bu cinayete göz yummamak ve ortak olmamalı. Politikamızı şimdi­den açıklamaktan yanayım.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 413)


Hükümet, valilerden gelen bilgilere dayanarak Anadolu’da Ermenilere kötü davranılmadığmı resmî bir bildiri ile açıkladı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 413)


Nutuk'tan/


Efendiler, verdiğimiz talimat gereğince, memleketin her tarafından, milletin her türlü yönetim kademesinden, 4/5 Mart gecesinden başlayarak telgraf fırtınası ayın beşinci ve altıncı günleri, Padişah sarayında ve Meclis-i Meb’usan üzerinde beklenen etkiyi yaptı.


Nihayet, 6 Mart günü kim ve ne olduğunu anlayamadığımız biri tarafından şu haber verildi:


İstanbul, 6.3.1920

Hey’et-i Temsiliye’ye

Sadrazamlığa, Bahriye Nâzırı Salih Paşa’nın getirildiği arz olunur.

Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Genel Sekreter Vekili

Hâlit


Bu telgrafın arkasından da şu telgraf geldi:


Meclis-i Meb’usan, 6.3.1920

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne

Pek mukaddes Halife Hazretleri, şimdi Meclis-i Meb’usan Başkanı’nı yüksek huzurlarına kabul şerefini bahşederek, sadrazamlığı, Âyân Meclisi’nden eski Bahriye Nâzırı Salih Paşa’ya verdiklerini ferman buyurmuşlardır. Salih Paşa da kabineyi kurma işi ile meşgul bulunmakta olduğundan, bunalımın yarın akşama kadar tamamiyle ortadan kalkacağı bildirilir.

Meclis-i Meb’usan Başkanı

Celâlettin Arif


Efendiler, Rauf Bey’in de aynı günde fakat daha kabine başkanı belli olmadan verdiği bilgiler vardır. Dikkate değer olduğu için bu bilgileri veren telgrafı olduğu gibi bilginize sunuyorum:


Kişiye özel, çok ivedi


Dakika geciktirilemez. Harbiye Nezareti, 6.3.1920

Ankara’da 20’nci Kolordu Komutanlığı’na

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne:


1 — Dün gece İzzet ve Salih Paşa’larla görüştüm. Her ikisine de sadrazamlık teklifi yapılmamıştır. Vekâlet eden, kabinede kimin yer alacağını bilmiyor.


Eski Dahiliye Nâzırı Reşit Bey’in, Saray’la Fransız ve İngiliz elçilikleri arasında mekik dokuduğu inanılır kaynaklardan haber alınmıştır. Bir söylentiye göre, kendisi sadrazamlığa getirilecektir. Önceki gece Padişah, Tevfik Paşa’yı kabul etti. Daha sonra Ferit Paşa’yı kabul ederek saat 17.00’den 22.00’ye kadar görüştü.


Dünkü cuma günü Baltalimanı’nda, Ali Kemal ve eski Dahiliye Nâzırı Mehmet Ali de bulunduğu halde, uzun görüşmeler yapıldı. Daha sonra Rahip Frew’unda katılmasıyla görüşmeler Ali Kemal’in evinde devam etti. Celâlettin Arif Bey, dün 16.00’da huzura kabul edildi. Bugünkü bunalımın devama tahammülü olmadığından, milletin ve milletvekillerinin güvenini kazanabilecek bir kabinenin bir an önce iş başına getirilmesi konusundaki ısrarlı maruzata karşı, Padişah, durumun nezaketini aynı şekilde kavradığını ve Kuva-yı Milliye’nin gereğini belirttikten sonra, içeride ve dışarıda güven uyandırabilecek bir kimsenin atanmasının pek acele yapılamayacağı ve pazara kadar düşünmek gerektiği şeklinde cevap vermişler.


Yukarıda bilginize sunulan hususlardan edindiğim şahsî sezgim, Padişah’ın İngilizler ile konuşmakta ve yazışmakta olduğu ve Londra’dan cevap beklemekte bulunduğu kanaatını vermektedir. Her halde durum pek bunalımlıdır. İngilizlerden ümitli olurlarsa, Ferit Paşa’nın sadrazamlığa getirilmesi de uzak bir ihtimal değildir.


Kısacası, şimdiye kadar Padişah doğrudan doğruya Tevfik ve Ferit Paşa’lardan başka kimseyi kabul etmemiş ve Ferit Paşa ile görüşmesi de gizli olmuştur. Saray’ın adamlarından, güvendiğinizi bildiğim bir zat, Perşembe günü, Padişah’ın pek yakınları adına bendenizi özel olarak gördü ve düşüncemi sordu. Cevap olarak, bugünkü durumu saltanat, devlet ve millet yararına yürütebilecek kimsenin, zâtıdevletleri olabileceğini, fakat şu sırada işgal altındaki İstanbul’a dönmeniz mümkün olamayacağına göre, İzzet Paşa’nın iş başına geçmesi gereğini açık bir dille söyledim.


Salih Paşa, Meclisin kapatılması ihtimalinin bulunduğunu da ima ediyor. Birinci Başkan Vekili Hüseyin Kâzım Bey’in de Saray ve İngilizler ile Meclis adına dolap çevirdiği anlaşılıyor. Bilgilerinize sunulur.


Celâlettin Arif Bey, bugün saraya gidecek. Durumu pek açık bir şekilde Padişah’a anlatacak. Muhalifleri iktidar mevkiine getirirse, Anadolu’daki teşkilâtın sarsılacağını ve böylece, Doğu’daki, sonuç olarak kendileri için zararlı olacak prensiplerin memleketimize gireceğini ve halifeliğin Müslümanların gözünde düşeceği durumu açıklayacak ve Anadolu’dan millî teşkilât merkezlerinden bu konuda gelmiş olan bütün telgrafları gösterecek ve bu konu ile ilgili olarak ayrıca yazılı bir rapor da sunacaktır. Rapor birlikte yazılmıştır. Suretini daha sonra takdim ederiz (Rauf).


2 — Bu telgraf, 6.3.1920 günü öğleden sonra saat 17.15’te Harbiye telgrafhanesine verilmiştir.


Harbiye Nezareti Başyaveri

Salih

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG