6 Mayıs 1921

Moskova Elçisi Ali Fuat Paşa, Dışişleri'ne gönderdiği raporda, incelemelerde bulunmak üzere Moskova'ya gelmiş olan Burdur Mebusu İsmail Suphi Bey'in gönderdiği raporun gerçeği tam yansıtamayacağını belirterek, bugünkü Rusya'nın da Çarlık kadar tehlikeli olabileceğini, en büyük tehlikenin ise Avrupalılarla birlik halinde ya da tek başına gelecek komünizm ya da başka ad altında muhalif bir unsur hazırlanarak Türkiye'yi karıştırmak olduğunu yazdı. Ali Fuat Paşa, Rusya'nın karışıklık içinde bulunduğunu belirterek bunun düzelmeyeceğini de ileri sürdü.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Genelkurmay Bakanlığı Vekili Fevzi Paşa, Batı ve Güney Cepheleri komutanlıklarına Yörük Ali'nin işgal bölgesinde harekete geçmeye hazırlandığının haber alındığını bildirerek cephelerden emir almadan düzensiz kuvvetlerin harekete geçmesinin önlenmesini istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngiltere'nin Atina Elçisi Granville, Curzon'a gönderdiği raporda, Yunan Hükümet yanlısı gazetelerin bir Türk-Yunan anlaşmasına kamuoyunu hazırlamak için yayınlar yaptığını, böyle bir anlaşma olursa suçun Venizelos yanlılarıyla İtilaf Devletleri'ne yükleneceğini, şimdiden Fransa aleyhinde sert bir kampanya yürütüldüğünü bildirdi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


lkdam'da Yakup Kadri: Bütün Doğu dünyası için yeni bir devir açılıyor. Asya, yüzyıllar süren bir uykudan sonra, ta göbeğinden sarsılıyor. Bütün mazlum milletler demirden ve çelikten zincirlerini kırıyor. -Arnavutlar düşmanca hareketlerine devam ederlerse, Yunanlılar harp edecekler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yansızlık konusu basında yer almıştı ki, Le Temps’in 6 Mayıs 1921 tarihli başyazısında İngiltere’nin yeni bir girişiminden söz edildiği haberi yayınlandı. Gazete, Atina ve Ankara Hükümetleri arasında bir anlaşmanın sağlanması için İngiltere’nin çaba gösterdiğine değinmişti. Bu anlaşma önerisinde; Yunan ordularının Anadolu’yu boşaltmaları, Trakya’nın Yunanistan’ın elinde kalması ve Türklerin Boğazların anahtarı durumundaki Çanakkale yöresinden vazgeçmeleri söz konusu edilmişti. Böylece, İzmir Yunanlılardan alınmış olacaktı. Fakat, bu çözüm biçimi “Ankara Millet Meclisi’nin gerek arazi gerek hakimiyet hususlarındaki mutalebatından feragati kabul edeceği meşkuk olduğundan” uygulanabilir görülmüyordu.


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / DR. İZZET ÖZTOPRAK / 312


Yunanlılar İkinci İnönü Muharebesinde bir sonuç alamayınca, umumi seferberlik ilan ettiler. Harpten sonra öğrendiğimize göre, General Papulas, İkinci İnönü’de uğradığı mağlubiyetten yılgınlık duymuş, iki İnönü Muharebesi arasında Türk ordusundaki gelişme tehlikelidir, Türk ordusuna daha fazla kuvvetlenmemek için fırsat vermemek gerekir gerekçesi ile hükümete onbeş-yirmi gün sonra tekrar taarruza geçmek teklifinde bulunmuş. Tabi emrindeki kuvvetleri her zaman olduğu gibi az görüyor ve teklif ettiği bu taarruzu yapabilmek için takviye kuvvetleri istiyor.


Papulas’ın teklifi uygun görülmemiş. Esaslı bir hazırlıktan sonra taarruza geçmeye karar verilmiş. Bunun üzerine Yunanlılar umumi seferberlik ilan ettiler. Hem Yunanistan’dan Anadolu’ya yeniden birkaç tümen gönderdiler, hem Anadolu Rumlarından çok sayıda insanı askere aldılar.


Daha evvel de söylediğin gibi. Biz seferberlik ilan edemiyoruz. Bizim umumi seferberlik ilan etmemiz ancak Sakarya Muharebeleri sırasında mümkün olmuştur. Sakarya Muharebelerinden önce, başkumandanlık tesis edilince ilk işimiz umumi seferberlik ilan etmek oldu. Doğu muharebesini kazanmakla, Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri ile, Milli Mücadelede zaferli günler ve ümitler başladığını gösterdiğimiz halde, Yunan ordusu seferberliğini genişletirken, biz umumi seferberlik ilan etmeye cesaret edemiyorduk.


İkinci İnönü Muharebesinde uğradıkları yenilginin çok zayiatlı ve çok ehemmiyetli olduğu Yunan ordusu içinde şayi olmuştu. General Papulas bu havayı silmek ve bize hazırlanmak fırsatı vermek istemiyordu. Fakat biz seferberliği yapamadığımız halde, Yunanlıların yeniden taarruza geçeceklerini biliyor ve imkan ölçüsünde hazırlanıyoruz. Muharebeden hemen sonra Garp cephesi Cenup cephesi şeklindeki cephe teşkilatı ilk iş olarak değiştirildi. Cenup cephesi lağvedildi. Bütün cephe Garp Cephesi Kumandanlığına bağlandı.


İkinci İnönü Muharebesinin sonuna kadar tümenler doğrudan doğruya cephe kumandanlıklarına bağlı idiler. Şimdi, Cenup cephesi lağvedilip bütün cephe bir kumandanlığa bağlanınca, tümenlerin cephe kumandanlığınca sevk ve idaresinde güçlükler çıkacağı düşünülerek yeni bir teşkilata gidildi. Doğu ve merkez ordularından da üç tümeni Garp cephesi emrine vermişlerdi. Bu suretle esasen tümen sayısı bir hayli artmış oluyordu. Bunun üzerine grup teşkilatı yaptık. Evvelce doğrudan doğruya cephe emirleri ile sevk edilen tümenler, grup kumandanlıklarına bağlandı. Böyle bir teşkilat yapılanması hususundaki teklifim uygun görülmüştü. Grup Kumandanlıklarına İzzettin Paşa, Arif Bey, Kemalettin Sami Paşa ve Halit Paşa’yı tayin ettik.


Tümenlerin mevcudunun mümkün mertebe arttırmaya çalıştık. Fazla değil, aşağı yukarı üç bin – üç bin beş yüz kişilik tümenler düşünüyorduk. Düşmanın muhtelif kollardan taarruza geçeceği ihtimaline karşı, her cephede aynı derecede kuvvetli bulunmaya imkan olmadığından, elimizde çok sayıda tümen bulunmasını istiyorduk. Bu bize manevra imkanı sağlayacaktı.


Düşman taarruzuna hazırlanıyoruz. Talim ve terbiye için tümenlerde çalışılıyor. Cephe gerisinde acemi asker yetiştirmek için depo alayları kurduk, burada ikmal efradı yetiştiriyoruz. Yeni bir teşkilatlanmaya giderken nazari kuvvetin mevcudunu ikmal efradı ile arttırmak ve bir seyyar ordu vasfından ziyade daha dolgun mevcutlarla düşmanı kabul edecek bir ordu halinde teşkilatlanıyoruz. Gruplarda düşmanı taciz etmek, hazırlığını aksatmak için akıncı müfrezeleri teşkil ettik.


Orduyu her bakımdan hazırlamaya çalışırken, ilk defa taarruza göre hazırlanma fikrini kumandanlara ve askerlere telkin ediyorum. Bol bol taarruz talimleri yaptırıyorum. Yazdığım cephe emirlerinde Yunan ordusunun Anadolu içinde yenilmesi ve yok edilmesi esas hedefimizdir, bunun için de ordumuzun taarruz kabiliyeti kazanması şarttır fikrini ısrarla belirtiyorum.


(Kaynak: İSMET İNÖNÜ / HATIRALAR / 244-245)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG