7 Ağustos 1921

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın her emri bir yasa gibi yürürlüğe girecekti. Bir emriyle yeni bir vergi yürürlüğe koyabilir, uygulanan vergilerde gelir artırıcı değişiklikler yapabilir, dış ve iç borçlanma veya emisyon yoluna başvurabilirdi. Fakat bütün bu gelir sağlayıcı önlemlerin kısa sürede uygulanma olanağı yoktu. Yunanların en geç 10 gün içinde büyük saldırıya geçecekleri biliniyordu. Savunma hazırlıklarının eldeki parasal kaynaklarla yürütülemeyeceği, hele uzun sürebilecek bir savaşmanın giderlerinin karşılanamayacağı iyice anlaşılmıştı.


Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın yasal yetkileri sınırsız, parasal gücü sıfıra yakındı. Büyük yetkilere sahip başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın emirle elde edemeyeceği iki şey vardı: Zaman ve Para Mustafa Kemal Paşa’nın maddi kaynak yetersizliğini yenmek için bir düşündüğü vardı. Bugün yasa kuvvetinde 5 Ulusal Yükümlülük Emri yayınladı.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 34)


Türk gizli haber alma örgütü, Yunan Ordusuna Ankara’ya yürümesi için emir verildiğini öğrenmişti. Fakat hangi gün yürüyüşe başlanacağı bilinmiyordu. Zaten verilen emirde de hareket günü belirtilmemişti. Ama ileri yürüyüşe başlamalarının iyice yaklaştığı seziliyordu.


Çeşitli haber alma kaynaklarından Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın karargahına ulaşan bilgiler, Kütahya Eskişehir Savaşmalarında tutsak olan Türk savaşçılarının Yunanistan’a götürüldüğünü gösteriyordu. 2 Ağustos’ta Mudanya’dan hareket eden Plato vapuruyla 17’si subay olmak üzere 1322 Türk tutsağı İzmir’e getirilmiş bir başka vapur da 1300 tutsağı Pire’ye götürmüştü. 22 tutsağın İzmir’de bırakıldığı anlaşılıyordu.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 36)


Tekalif-i milliye (milli yükümlülük) emirleri... Önceki gün 3 ay süreyle Başkomutan seçilen ve Meclis'in yetkilerini kullanması kabul edilen Mustafa Kemal, milletin maddi kaynaklarını savaşın emrine verebilmek için çıkardığı 10 maddelik tekalif-i milliye emirlerinin 6'sını bugün yayımladı. Devletin zor yoluyla borç alması anlamına gelen ilk 6 emre göre: 1) Satın almalar için en büyük mülki amirin başkanlığında her ilçe merkezinde ücretsiz olarak çalışacak komisyonlar kurulacak, komisyonlar, ambarları sayarak rapor tutacak. 2) Her ev, birer takım çamaşır, bir çift çarık ve çorap verecek, çok yoksul olanların bu yükümlülüğünü de zenginler karşılayacak, 3) Asker elbisesi yapmaya yarayan bez ve kumaşların ve ayakkabı malzemesinin ve 4) Yiyecek maddelerinin yüzde 4o'ına el konacak, 5) Ulaştırma araçlarına sahip olanlar her ay askeri araç-gereçleri ıoo km. öteye taşıyacaklar, 6) Terkedilmiş mallara el konacak. Bu emirlere uymayanlar, vatan ihaneti suçuyla İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanacaklar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan ordusu, Türk savunmasının kırılarak Ankara'nın ele geçirilmesi kararını birliklere duyurdu. Bu plan gereğince Sakarya Savaşı 23 Ağustos'ta başlayacak. Kumandan Papulas, tümen ve süvari tugayına yayımladığı emirde, saldırının hedef ve amacını bildirdi: "Düşman, esas direnci kırılana kadar takip edilecek, takip Ankara'ya kadar yapılacak, düşman ordu kuruluşları yok edilecek, tren yolu hasara uğratılacak, düşman gerekli ve kıymetli üsten yoksun kılınacak..."


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye'de Ruşen Eşref: Düşmanı ezmeğe yalnız mecbur değil, hatta mahkumuz ! Millet cephe için çalışır, son kağnısı, son davarı, son meteliği, son damla kanı yalnız cephenindir. Mustafa Kemal milletin, millet de onun hizmetindedir. Mustafa Kemal'den köylü Mehmet'e kadar yalnız buyuz: Azim ve iman...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Azim ve İman


Tarihimizi açın: Caber Kalesinden başlayan sayfalar Çanakkale sonlarına kadar türlü talihli muharebeler anlatır. 300 yıllık kısmı boyuna üstün gelişimizi kaydedip, kalan üç yüzü de ağır ağır yenilişimizi söyleyen bu sayfalarda değişmez bir tek şiar gördüm: Azim ve iman…

Gerilere çekilirken gösterdiğimiz dayanma harikaları, ileriye atılırken gösterdiğimiz saldırış harikalarından hiç aşağı değildir. Yenilmek birçok millet için ar olur. Fakat yalnız bizde şan kaldı. Zira üstümüze saldıranlar bir değil bin idi. Biz de bir iken binmişiz gibi vuruştuk. Maddi hudutlarımız daralıyor, fakat ruhi hudutlarımız Tavuz ve Kanuni ülkesi kadar hala engindir. Bu engin ruh bu tükenmez azim, Türk milletinin varlık sebebidir.


Devlet kuran Osman, ordu kuran kale kıta alan Orhan, mülkler zapt eden Edirne’ye de senin gibi Türk siması çizen Kosova şehidi Hüdavendigar, Yıldırım’ın oğlu ikinci kurucu Çelebi Mehmet sende, Muradiye sende, eşsiz Yeşil Cami sende, Yeşil türbe sende…


Mukaddes mezarı bile başına yıkılan büyük başlangıç, aziz Ertuğrul’un ey talihsiz Söğüt’ü!


Ziyanımız ölçülere sığmayacak kadar büyüktür. Elimizden alınan şeyler bütün varımız bütün varlığımızdır. Elde kalan vatan parçasında tarihin türbelerinden biri yok. Önümüzde dua edecek şefaat bekleyecek yer kalmadı! Öyle ise düşmanı ezmeye yalnız mecbur değil hatta mahkumuz! Vatanın ötesinde duramayız, kalamayız! Bunun için ne azmimiz eksik imanımız!


Biz büyük günlerden büyük harikalardan kalma bir milletiz. Bire kadar soysuz olmadığımızı gösteren, dünden yarına hayat pahasına da olsa gür ve müstakil atılan Türkleriz.

Mustafa Kemal’inkinden köylü Mehmet’ine kadar yalnız buyuz: Azim ve İman


(Kaynak: İstiklal yolunda / Ruşen Eşref / Syf 31)


İstanbul'da kimler para buluyor, kimler aç kalıyor? İstanbul'un namuslu halkı açlıktan ölüyor. İstanbul'u ihtiraslı ağızlar kemiriyor


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Açıksöz'de şiir: Feryat! -İ.Habib: Yakup Kadri Bey'in Kastamonu'dan geçerken, Kastamonu'yu tanımadan yazdıklarına cevap


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG