7 Aralık 1920

Tokat Mebusu Nazım Bey'in genel sekreterliğini yaptığı Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası, Ankara'da resmen kuruldu. Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası, 29 Eylül'de dağıtılan Yeşilordu'nun bazı üyeleriyle 14 Temmuz'da Ankara'da kurulan gizli Türkiye Komünist Partisi'nin birleşmesinden oluşmuş bulunuyor. Çerkez Ethem üzerine düzenlenen askeri hareket sırasında parti, çalışmalarını durdurduğunu açıklayacak, ancak parti önderleri tutuklanacak, 9 Mayıs 1921 'de çeşitli cezalara çarptırılacaklardır. THİF, çıkarılan af yasasından sonra 29 Mart 1922'de yeniden çalışmaya geçecekse de 12 Ekim 1922'de temelli kapatılacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Bakanlar Kurulu, Ali Fuat Paşa'dan sonra, İktisat Bakanı Yusuf Kemal ve Eğitim Bakanı Rıza Nur Beylerin de Moskova'ya gönderilmesine karar verdi. Kurulun görevi 24 Ağustos'ta parafe edilen anlaşmayı imzalamak. Ali Fuat Paşa 1 Aralık'ta Ankara'dan yola çıkmıştı. Yusuf Kemal ve Rıza Nur Beyler, 14'te hareket edecekler. Rus Komünist Partisi Merkez Komitesi de Çiçerin'in Türkiye ile anlaşma önerisini görüşüyor. Merkez Komite, Dışişleri'ni bir anlaşma taslağı hazırlamakla görevlendirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Urfa Kuvayı Milliye Komutanı Ali Saip Bey, bölgesindeki aşiret başkanlarına bir bildiri göndererek onları bağımsızlık mücadelesine çağırdı. "Dünyada İslamiyet'i koruyan Türkler ve Kürtlerdir. Siz ki Selahattin Eyyubi'nin torunlarısınız" dedi. Yapılacak hazırlıklar hakkında gizli talimat verdi. Ankara'da kurulan Birinci Piyade Tümeni Komutanlığı'na Kemalettin Sami Bey getirildi. Yarbay Kemalettin Sami Bey, Ankara komutanlığı da yapacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Kuvayı Seyyare Komutanı Çerkez Ethem'le görüşmek üzere Kütahya'ya gönderilen Albay Kazım Bey'le Ethem'in Ağabeyi Reşit Bey, Eskişehir'e döndüler. Ethem Bey'in tekliflerini getirdiler. Bunların başında Refet Bey'in Güney Cephesi Komutanlığı'ndan alınması, 12. Kolordu Komutanı Fahrettin Bey'in değiştirilmesi yer alıyor. İsmet Bey, Genelkurmay'a ve Güney Cephesi Komutanlığı'na gönderdiği yazıda, Ethem ve kardeşlerinin Bolşevizm akımına sahip çıkarak, Meclis'i kendilerine çekip kuvvet toplamaya ve bir "inkılap" yapacak hale gelmeye çalıştıklarını ileri sürdü, kendisinin iki tümen ve bir süvari alayıyla harekete hazır olduğunu bildirdi, bu gece Kütahya'ya hareket edip etmemesi gerektiğini sordu. Ethem Bey, Kalecik ilçesine gönderdiği İsmail Ağa'ya bir belge vererek onu yeniden silah ve cephane sağlamakla görevlendirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İngiliz Genelkurmay Başkanlığı, hazırladığı muhtırada, Sevr Anlaşması'nın değiştirilmesini, Ankara ve İstanbul hükümetlerinin birleştirilmesinden meydana gelecek yeni yönetimin başına Mustafa Kemal'in getirilmesini önerdi. Muhtıraya göre anlaşmada önemli değişikler yapılması, Kemalistleri Sovyetler'den koparmaya hizmet edecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Ermenistan meselesine Cemiyet-i Akvam'ın müdahalesi manasız ve fuzulidir. Londra'da yeni bir konferans toplanıyor. Anadolu davasının yeni dostları: İstanbul'dan kaçıp (!) gelen İzzet Paşa kurulu... -Yunanistan parçalanıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Vakit gazetesinde “Konferansın Neticesi” başlıklı başyazı 6 Aralık 1920 ‘de yayınlandı. Konferansın iki sonuç verdiği belirtilen yazıda bunların; Müttefiklerce, Konstantin’in yeniden tahta çıkması hakkındaki tasarımları protesto niteliğinde Yunanistan Hükümetine nota verilmesi ile Anadolu ve Yunanistan işlerinde olayların, bir süre daha gelişmesini beklemek olduğu ileri sürülüyordu. Bu beklenti politikasının iki nedene dayandığı açıklanıyordu. Bunlar; Kralın henüz Atina’ya dönmüş bulunması, İstanbul Ankara arasında bir anlaşma ortamının yaratılması için yapılan girişimin kesin bir sonuca o zamana değin ulaşmamış olmasıydı. Vakit gazetesinin bu görüşüne karşın 7 Aralık tarihli İkdam’da başyazı biçiminde yer alan düşünceler ise şöyleydi: Konferans, Aralık ayı sonlarına değin bekleme dönemi içinde kalmayı yeğ tutmuş, mevcut anlaşmalarda Doğu’da hiçbir biçimde sürekli olarak kurulamamış olan barışın sağlanması için yeni bir takım önlemler alınmasını kabul etmiş, durumun son derece karışık olduğunu da belirtmiştir. Bütün bu kararlardan Doğu’da sürekli bir barış sağlayacak esasların ortaya konulmamış olduğu anlaşılmıştı. İkdam, bütün bu karışık ortamın nedenini Yunanistan’ın Türkiye’deki karışık durumuna bağlayarak, çözümü ulusların haklarının kendilerine verilmesi gerektiği biçiminde belirtiyor ve Yunanistan’daki bunalımın giderilmesinin, Türkiye sorununun çözümünde etkili olamayacağını ileri sürüyordu.


TÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İzzet ÖZTOPRAK / 249


Felah Grubu Fransız Karargahında İngilizlerin, İtalyanlarla politik alanda yaşadıkları gerginliklerin benzeri Fransızlarla da yaşanmaktadır. Fransız karargahına ajan yerleştirme arayışlarında olan Grup, konuya ilişkin Hilal-ı Ahmer başkanı Hamit Bey’in görüşlerine başvurmuştur. Hamit Bey “ çok iyi Fransızca bilen bir subayın Fransız karargahında sözde Osmanlı-Fransız işgal münasebetlerini daha iyi sürdürebilmek için tayin edilmesinde fayda gördüğünü” bildirmiştir. Görevin niteliklerine uygun olduğuna karar verilen, Piyade Yüzbaşısı İbrahim oğlu Kemal Bey’in tayini gerçekleştirilmiştir.


Yüzbaşı Kemal’in göreve başlayışının üçüncü gününde gönderdiği raporda” Fransız karargah kumandanının, Yüzbaşı Kemal Bey’i kendi subaylarına takdim ettiği, şaşırtıcı bir tesadüf olarak Yüzbaşı Kemal Bey ile Fransa’daki Se-Sir askeri okulunda aynı sırada oturduğu arkadaşının şimdi Binbaşı rütbesi ile karargahın istihbarat şubesi müdürü olduğu bildirilmektedir. 1920 yılı sonundan itibaren, Yunan Ordusu hakkında teferruatlı bilgiler ihtiva eden raporlar, Ankara için mükemmel bir kaynak teşkil etmiştir.


Mütareke şartlarının doğal gereği olarak, işgal devletleri karargahlarının her birinde irtibat subayı bulundurulması hususunu iyi değerlendiren Grubun, İtalyanlarda olduğu gibi, Fransızların da İngilizlerle iyi gitmeyen ilişkilerini Milli Mücadele lehine haber akışına çevirmede başarı gösterdiğini söyleyebiliriz.


MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ İSTİHBARAT FAALİYETLERİ / SERDAR YURTSEVER / 141


Venizelos 1920 Kasımında seçimleri kaybetmiş, eski Kral Konstantin Aralıkta dönüp tahtına oturmuştu. Türk-Yunan savaşı ile ilgili bölümde bu olaylar ayrıntılarıyla görülecektir. Fransızlar, Alman İmparatorunun eniştesi olan Konstantin’den tiksiniyorlardı. Bu nedenle Kilikya’da barışın sağlanmasını, Sevres’in değiştirilmesini tekrar ve şiddetli istemeye başladılar.


Journal des Debats dışında bütün Paris ve taşra gazeteleri Yunanistan’a ve Kilikya savaşına karşı artık kesin bir tutum aldılar. Sosyalistler “ burjuvazinin Kilikya ve Suriye olaylarıyla proletaryaya çok güzel bir mücadele alanı verdiğini” düşünerek “ Kilikya için ne bir adam ne bir kuruş! Suriye için ne bir adam ne bir kuruş “ şeklindeki sloganları tekrar dillerine doladılar. Aslında, ideolojisi ne olursa olsun hemen her Fransız aynı kanıda idi.


Basında bu yolda girişilen kampanyadan örnekler verelim.


Lyon’da Le Progres, Fransa’nın hala neden Türklerle savaştığını soruyordu: “ Suriye ve Kilikya bir düşmanın elimizden almaya çalıştığı Fransız bölgesi midir? Dünya Savaşında bir buçuk milyon adam kaybettikten sonra fazladan hala yüz bin adamımız mı var ? Kilikya’da, Suriye’de veya başka yerde bizi tüketen bir fetih savaşı için ne bir adam ne bir kuruş” Toulouse’da çıkan La Depeche, Kilikya savaşını Fransız’ların ayakkabısı içinde “ büyücek bir çakıl taşı” na benzetirken, Bordeaux’da yayınlanan La Petite Gironde “Fransa’nın Yunansever politikası yüzünden bugün ayağımızda kocaman bir diken var” diyordu.


Le Figaro’ya göre “ Sevres antlaşması ne kadar çabuk değiştirilirse, Kilikya'da çarpışan Fransız askerlerinin kanı o kadar çok korunmuş olacaktır. “ Lyon Republicain “ hain bir milletin çıkarına Fransız kanı akmamalıdır” diye yazıyordu. Rennes’de çıkan L’Ouest-Eclair de “ Doğuda artık Fransız kanı akmaması için” Türklerle barış istiyordu.


Marsilya gazetelerinden Le Petit Provençal’ın yazdıkları ise çok sertti: ”Guillaume’un eniştesinin çıkarları için çocuklarımızın kanını feda eden cinai ve aptalca politikadan usandık” Aynı gazetede çıkan başka bir yazı da ilginçtir.


“ Kemal’e faydalı şekilde konuşmak için ne bekliyoruz?


“ Fransız orduları Kilikya’da Konstantin’i ve uluslararası kumarhanelerin Konstantinci’leri onun saygıdeğer (ah ne kadar) meslektaşları, bizim Türklerle gerçek bir barış yaptığımızı görünce biraz keyiflerinden olacaklar.


“ Ne yapalım yani?


“ Türk Konstantin’in yakasına yapışma görevini alabilecek tek jandarmadır.


“ Hem de ne jandarma!


Taşra ve Paris basınının böyle bir kampanyaya girişmesinde Le Temps’in büyük rolü görülür. Şüphesiz gazetelerin Konstantin’e ve onu çağıran Yunanistan’a cephe almaları için Le Temps’in yol göstermesine ihtiyaçları yoktu. Fakat yarı resmi “ ciddi” Le Temps başmakaleleri ile onlara Fransa’nın Doğu politikasındaki çelişmeleri açıkça gösterdi: birçok taşra gazeteleri de onu örnek alarak veya alıntılar yaparak başmakaleler yazdılar.


TÜRK KURTILUŞ SAVAŞI VE FRANSIZ KAMUOYU 1919-1922 / Prof. Dr. Yahya AKYÜZ/192-193

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG