7 Eylül 1921

Sakarya Savaşı Türklerin lehine gelişmeye başladı. Türkler, yaptıkları keşif saldırılarında başarılar kazandılar. Ancak, Yunanlıların mevzilerini henüz ellerinde tuttukları anlaşıldı. Bazı Yunan birlikleri Sakarya'nın batısına geçtiler. Türk kumanda heyeti, Yunanlıları yenilgiye götürecek bazı kararlar aldı. Yunan ordusu da bazı savunma tedbirleri aldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Papulas iki gündür Atina'ya telgraf çekiyor. Papulas telgrafında savaşa devam etmenin sakıncalar doğurabileceğini, bunun bir başarısızlığa dönüşebileceğini, düşmanın seferberlik yaparak takviyeler getirdiğini bildirdi. Hükümet cevabının acele bildirilmesini istedi. Papulas, başka bir bülteninde Sakarya Savaşı'na devler savaşı demenin bile az olacağını, Türklerin çok kuvvetli siperler kazdığını, bütün çarpışmalar boyunca kendi mevzilerini kahramanca savunduğunu, sonunda Yunan ordunun zafer kazandığını bildirdi. Savaş Bakanı Teotakis de "Savaşın sürdürülmesi tehlikeli görülmektedir" diyerek en kısa zamanda ateşkes istenmesini Başbakan'a önerdi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold'un raporu: İstanbul'da siyasal bir gelişme yok. Dikkatler Anadolu'ya çevrilmiş bulunuyor. Sakarya Savaşı hala devam ediyor. Yunanlılar, böyle çetin bir direniş beklemiyorlardı. Savaş, iki tarafın da adamakıllı bitkinliği ile sonuçlanabilir, böyle bir durum, yeni gelişmelere elverişli olur. Beyoğlu Caddesi'nde, Yunan askeri misyon binasına Kral'ın büyük boy resimleri yapıştırıldı ve altına "Geliyoruz" yazıldı


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


AP muhabirinin Halide Edip'le mülakatı: İstanbul'dan kaçtığı 16 Mart 1920'den beri hayatını at üstünde geçirdiğini söyledi ve dedi ki: Zaman bizim büyük müttefikimizdir. Sulh istiyoruz ve sulh istihsali için çalışıyoruz. Harp bizim için pahalıdır fakat elimizde kalmış olan yegane vasıtadır. Prensiplerimizi tahakkuka koyduğumuz zaman bizimle istihza ettiler. İki seneden beri terakkilerde bulunduk ve nihayet harbi kazanmanın arifesindeyiz. Yunanlılar dönmeye mecbur olacaklardır. Son erkeğe, son kadına kadar çarpışacağız. İstanbul'u bırakmayız.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Karagöz: Mustafa Kemal, Kral'ın dişini söküyor. -Yunanlar Sakarya köprüsünü çok pahalıya geçtiler. Dönüş ücretini de Mustafa Kemal tespit edecek


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Halide Edip Hanımefendi'nin AP muhabirine demeci: Son erkeğimize ve son kadınımıza kadar... Hür ve müstakil bir millet olmak için muharebe edeceğiz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Türk tümenleri, İsmet Paşa’nın emri gereğince geceyi Yunan mevzilerine baskınlar yapmakla geçirdiler. Amaç karşılarındaki düşman birliklerinin gücünü anlamak, çekilip çekilmediklerini öğrenmek ve tutsak alarak bilgi toplamaktı. Yapılan baskınlardan edinilen bilgiler ilginçti. Ulaşılan sonuç ise yunanlar geri çekilmemişler, mevzilerini berkitmişlerdi. Yapılan baskınları ciddi saldırılar olarak yorumlayan Yunanların, gerilerden yedek kuvvet getirerek cephelerini güçlendirmeye çalıştıkları görülüyordu.


Yedek Asteğmen İhsan (Müderrisoğlu) Alman yapısı zeiss dürbünüyle alacalı tepeleri gözlüyordu. İçi acı bir buruklukla doluydu: Kafasından belki de yüzüncü kez aynı şeyler geçiyordu: ‘Yazık olduk Mevlüt Çavuş’a, yazık oldu çocuklara. Tutsak alalım derken ya tutsak düştüler ya da şehit…’


Asteğmen İhsan tam alay komutanının kamufle edilmiş çadırına yaklaşmıştı ki arkasından içini dolduran sesin olanca canlılığıyla yeniden yankılandığını duydu.

‘Efendi Beyim!’

Asteğmen İhsan dönünce Mevlüt Çavuş’u iki arkadaşıyla karşısında buldu. Şaşırdı bir an. Sonra Çavuş’u ve iki arkadaşını kucaklayıp durdu. Çavuş’un göğsündeki kan lekesini gördü:

‘Yaralanmışsın Mevlüt Çavuş’

‘Yaralı değilim efendi beyim! Yunanı tutsak aldık ama getiremedik. Biz bu işi beceremedik efendi beyim!’

Mevlüt Çavuş titriyordu. Bir solukta içini döktü:

‘Karanlıkta tüy gibi kaydık Yunan içine. Tek biz gözcü bulduk ileride gözümüze kestirdik. Sonra fırlayıp üstüne çullandık. Tüfeğine davrandıysa da nafile. Derken silah sesine beş on gavur üşüştü. Tutsağı sırtladım, arkadaşlar gelenlere el bombaları savurdu. O hengamede kaçmaya koyulduk. Arkamızdan habire ateş ediyorlardı. Dere yatağına kıvrılınca izimizi kaybettiler. Yorulunca arkadaşlara şunu biriniz sırtlayın gari dedim. Gavuru sırtımdan indirince baktık ölü. Garibin kafasında bir delik. Arkadaşlarının kurşunu denk gelmiş. İşte böyle efendi beyim’

Asteğmen İhsan’ın gözleri Mevlüt Çavuş’un göğsündeki kan lekelerine takıldı yeniden. Mevlüt Çavuş duraladı. Bir an bocaladı. Sonra elini koynuna sokarak içinden kanlı bir parça çıkardı.

‘Bundan bulaşmıştır beyim. Gavur ölünce kulağını kestiydim.’

‘Yani bana delil mi getiriyorsun Mevlüt Çavuş. Sözlerin yetmez miydi?’

Çavuş utançla önüne baktı:

‘Efendi beyim. Bana güvenmeseydiniz gavur içine göndermezdiniz. Geçen sabah Nuri Çavuş tutsak almaktan eli boş dönünce ‘Çavuşum’ Yunan içinde gece yan gelip yatmak nasıl oluyor? Bari uykunu alaydın’ diye takıldıydım. Gavurun kulağını Nuri Çavuş’a getirdim.’


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 235)


38.Alay 1.Tabur Makineli Tüfek Bölüğü Komutanlığı görevini genç yedek subay yürütüyordu. Bölük Komutanı Yaralanınca Teğmen Şevki (Yazman) komutanlığı üstlenmek zorunda kalmıştı. Teğmen Şevki çarpışmalar duralayınca geriye ikmal yerine kaydı. Yemek pişmek üzereydi. Yem durumlarını görmek için atların yanına gitti önlerine konuşmuş sararmış otları yiyorlardı. Aralarında iyi yapılı besili iki yabancı at dikkatini çekti. İkmal Çavuş'una sordu.

‘bu hayvanlar nereden geldi?’

‘Efendim bunları birinci bölükten Halil getirdi. Kuru derede başıboş dolaşırken görmüş tutup getirmiş.’

Atların tırnaklarında İngilizce bir yazı ve bazı rakamlar vardı. İngilizlerin Yunanlara armağan ettiği atlardandı. Cılız Anadolu atlarının yanına sokulmuş, birlikte ot yiyorlardı. Anadolu atları ikramda bulunur gibi dikensiz ot kümesini yabancı atlara bırakmışlardı.

Teğmen Şevki atların çabucak kaynaştıklarını görünce söylenmekten kendini alamadı:

‘Şu hayvanlar gibi olamıyoruz. İnsanlar birbirlerini yerken onlar birbirlerine kucak açıyor.’


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 237)


İstanbul’daki Müttefik Orduları Başkomutanı İngiliz Generali Harrington Anadolu’daki gizli İngiliz haber Alma Örgütü ‘Black Jumbo’ nun ulaştırdığı en son haberleri Londra’ya iletti.


‘Bugün aldığım bilgilerden Yunanlardan çekilmekte oldukları ve onları kovalamak için Türklerin hummalı hazırlık yaptıkları kesinlikle görülüyor. Yunan çekilmesinin Sakarya Batısında toparlanıp saldırıyı yenilemek amacıyla yapılıp yapılmadığını söyleyemem. Herhalde şimdiki durumda hedeflerine ulaşmayı başaramamışlardır ve Türkler başarı kazandıklarını ileri sürecekler. Türk başarısı İstanbul’da hemen yankı yaratabileceğinden şimdiden her türlü önlemi alıyorum.’


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 237)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG