7 Kasım 1921

Hindistan'daki hoşnutsuzluğu yanşurmak için Bombay'a gelen İngiliz Veliahdı, protestolarla karşılandı. Bombay, kanlı bir gün yaşadı. 53 kişi öldü, 400 kişi yaralandı. Hindistan'da, Türkiye ile ilgili politikasından ötürü İngiltere'ye karşı büyük bir hoşnutsuzluk var. Veliahd'ın gezisi çok sönük geçecek. (Sinha: 1 26; HM: 24 " 1 6 ölü")


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Ankara Hükümeti'nin 26 Ekim'de atadığı ilk Paris Temsilcisi Ferit Bey, Ankara'dan görev yerine hareket etti. Yanında başkatip olarak Hüseyin Ragıp Bey var.

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunanistan'ın Londra İşgüderi R. Rangabe; Curzon'a notasında, Tevfik Rüştü Bey'in Moskova'dan 1 milyon alun Ruble borç sağladığını ve bunun savaş malzemesi için kullanılacağını haber verdi (Şimşir iV: 69)

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Kars'ta Rus Sovyet Devrimi'nin yıldönümü, Rus Konsolosluğu'nda verilen bir ziyafetle kutlandı. Karabekir de ziyafette hazır bulundu. (Karabekir 1: 967)

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Harington, İnebolu'da Malta tutuklularıyla değiştirilen Albay Rawlinson'la görüştü (Rawlinson: 360) .

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


L'Humanite'de, Türk-Fransız Anlaşması'ndan sonra Türkiye'ye gelip inceleme yapan muhabirin yazısı: Mustafa Kemal bir Türk vatanperveri ve askeri bir diktatördür. Meclisi ise düpedüz burjuva ve tutucudur.

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Venezelos yanlısı Elefterios Tipos: Türklerle itilaf edebilirsek, Doğu, şimdiye kadar erişemediği bir sulh ve refah devresine girecektir.

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Ankara anlaşmasından bir hafta önce Kars’ta Ankara hükümeti ile Sovyetler ve Kafkas hükümetleri arasında Moskova antlaşması doğrultu­sunda bir antlaşma daha imzalanmıştı (13 Ekim 1921).

Fransız kamuoyu, Ankara’nın Bolşeviklerle bu ilişkilerine rağmen, Fransa ile anlaşmaya varması nedeniyle Türk-Sovyet ilişkilerini de yeniden ve eskiye göre farklı şekilde yorumlamaya girişti: Ankara Bolşeviklerin elinde değildir, Moskova’nın bütün “baskı”lanna dayanabilmektedir. Ka­muoyunu “Bolşevik hayaleti” ile Türkler aleyhine çevirmeye çalışanların oyunları geniş ölçüde suya düşüyordu... Fransız Komünist Partisi organı L’Humanite, yeni durumu incelemek için Türkiye’ye muhabiri Magdeleine Marx’ı göndermişti. “Kemalist hareketin ne ölçüde komünizm davasının işine yarayabileceğini” araştırmak amacıyla Türkiye’ye gelen gazeteci Pa­ris’e döndüğünde şunları yazıyordu: “Sonuç olarak, Mustafa Kemal bir Türk vatanperveri ve asker bir diktatördür; Meclisi ise düpedüz burjuva ve tutucudur.” Yazara göre, Mustafa Kemal, “Sovyetlerden yardım alma- dan dayanamayacağı için onlara el açmıştır. Bunun kanıtı şudur ki, yal­nızca teçhizat, silâh ve cephane istemiş, ordusunda ve halk arasında pro­pagandaya sebep olur korkusuyla kızıl ordunun yardımını sürekli şekilde reddetmiştir.”


Başka bir yazar da, Ankara anlaşması, kardeşçe olduğu söylenen Türk-Bolşevik dostluğunun temelsizliğini göstermiştir” der.

(Kaynak: Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu 1919-1922 / Yahya Akyüz / Syf 216)


Fransızların Kemalistlerle yaptığı anlaşmanın. İngiliz yetkili çev­relerde endişe yarattığı söylendi. Bu şaşırtıcı değil, anlaşmayı müttefik güç­lerden biri yaptı. (...) " diyerek ve bir ihlalin söz konusu olduğunu belirte­rek başlıyor IVestern Daily haberi. 7 Kasım’da Kemal Paşa ile Fransız An­laşması başlığı atan gazete, Kemalistlerin diğer uyuşuk milletlerden ziyade kendine güvenen Türk fırkasını temsil ettiğini ve üzerlerinde baskı kurabi­leceği Hristiyan toplamlarla uğraşırken, Türk'ün bütün eski ahlaksızlıkla­rına sahip olduklarını yazıyor. Kemal Paşa'nın Bolşevizm 'le birlikte sö­mürgeci tut kulan paylaştığını yazan gazete; Bayan Philip Snowden'in Orta Doğu turundan sonra yaptığı geniş çaplı açıklamalarını aktarıyor. Açıklamaları arasında Snowden, "(...) Kemal Paşa ve Bolşevikler arasın­daki ittifakın, müttefiklerin Yakın Doğu plânlarını bozacak ve Ankara, Me­zopotamya ve Hindistan’daki İngiliz ve Fransız çıkarlarım tehdit edecek or­tak bir plândan başka hiçbir bir anlamı olamaz. (...) "ifadelerini kullanıyor. Gazete; yazarın ayrıca Fransa ve İtalya, Türkiye 'deki endüstriyel ve ticari çıkarları gözetmekle meşgulken, İngiltere’nin bunlara ilgisiz kaldığını ve bu durumun Mustafa Kemal Paşa’yı cesaretlendirdiğini söylediğini yazı­yor. Anlaşma, müttefiklerin politikalarını ve Anadolu'daki Hristiyan azın­lıkları koruma prensiplerini hükümsüz kılan bir anlaşma gibi görülürken; bölgedeki İngiliz çıkarlarının bu anlaşmayla tehdit edildiği, tehdidin ne ölçüde olacağı henüz bilinmese de müttefiklerin beraberliği konusunda ciddi Şüpheler uyandırması gerektiği de ifade ediliyor. Franko Kemalist Anlaşması başlığı atan Scotsmen ise, Franklin Bouillon’un Franko-Kemalıst anlaşmadan elde edilen neticelerle ilgili bil­gilendirme yapacağını ve General Gouraud ile Kemal Paşa arasında bir görüşme düzenlemek amacı ile Anadolu’ya gideceğini yazarken; Echo de Paris gazetesinin Ankara hükumeti ve Suriye’deki Fransız yüksek komiserlerin doğuda güvenliği oluşturacaklarının umulduğunu ve böylece birliklerin artık Kilikya’dan çekilmesi sonrası Fransız ekonomisinin yüzlerce milyon franklık tasarruf sağlayacağını yazdığı aktarılıyor.

(Kaynak: İngiliz Basınında Milli Mücadele ve Mustafa Kemal Paşa / Ertürk Özel)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG