7 Mart 1921

Bekir Sami Bey ile Mustafa Reşit Paşa Londra'da İngiliz yetkililerle tutsak değişimi konusunu görüşüyor. İngilizler, Türklerin elinde bulunan 21 İngiliz'e karşılık Malta'dan aynı sayıda Türk'ü bırakmak istiyor. Türkler ise, bütün Türk tutsakların bırakılmasında direniyor. Bugün bir anlaşma sağlanamadı. Bekir Sami Bey, 11'de bu konuda taviz everecek ve yaptığı anlaşma, diğerleri gibi TBMM'nde reddedilecektir. Türk Kurulu, İtalyanlarla anlaşmayı tartışıyor. Cavit Bey, özellikle Yunus Nadi ve Zekai Beyleri ikna etmeye çalışıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Genelkurmay'dan gelen emir üzerine Karabekir, birliklerine verdiği emirde, Ahıska ve Ahılkelek'in işgal edileceğini bildirdi ancak Rus birlikleriyle bir anlaşmazlık çıkarılmamasını istedi. Gürcistan sınırlan içinde bulunan Ahıska işgal edildi. Ahılkelek de yarın işgal edilecek, ancak her iki kasaba daha sonra terkedilecektir. Karabekir, bir Rus saldırısına ihtimal vermemekle birlikte, Kars kalesinde savunma tedbirleri aldırdı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İstanbul Hükümeti'nin iki bakanı İzzet ve Salih Paşalar, İstanbul'a gider gitmez görevlerinden istifa edeceklerini bir yazı ile taahhüt ettiler. 19'da İstanbul' a varan bakanlar, ertesi gün Hükümet'ten istifa edecekler ancak 12 Haziran'da İzzet Paşa Dışişleri, Salih Paşa yeniden Bahriye Bakanlığı'na getirilecek, 29 Haziran'da Mustafa Kemal onlara sözlerini hatırlatacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Enver Paşa'nın Moskova'dan Berlin'de bulunan eşi Naciye'ye mektubu: Yemeği Ukrayna Cumhurbaşkanı Rokovski ile yedim. Saffet ile görüştüm. Rusların işi uzattıklarını ileri sürdü. Anadolu'nun kendi kaynaklan ile daha bir yıl dayanabileceğini, Ruslarla olmazsa belki İngilizlerle ve Fransızlarla anlaşarak, gerekirse Ruslara karşı yürümenin uygun olacağını söylüyor. Bu yoldaki müracaat şimdilik tehlikelidir. (Aydemir 3, III: 583) * Gökalp'in, kızı Seniha'ya mektubu: Artık bu esaretin nihayet bulacağı zaman yaklaştı. Sulha dair iyi haberler geliyor. Yakında gelmemiz kuvvetle memuldur.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Ankara Hükümeti matbaa makinası arıyor. Dünkü soruya Amasya'dan verilen cevapta Merzifon'da iki matbaanın bulunduğu, sahipleri olan Amerikan Koleji'ndeki kızın harfleri Rumca ve Ermenice olan bu matbaalar için bin lira istediği anlatıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Fransa ile Türk Milliyetçileri arasındaki barış antlaşmasının yarın Paris’te imzalanması beklenmektedir.


Fransa’nın Kilikya’yı boşaltmasına karşılık Türkler, azınlıkların korunması konusunda Londra görüşmelerinde ortaya atılan teklifi kabul etmişlerdir.


AMERİKAN BASININDA TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI / OSMAN ULAGAY /127


Londra’ya giden Ankara Heyeti’nde bulunan Ruşen Eşref Ünaydın’ın ‘Müzakereye Giderken’ isimli yazısından…


Tarihi gün… Bu sabah, 2’yi çeyrek geçe, heyetimiz Saint James Sarayına kabul olunuyor: Türk milletinin mukadderatı bir daha görüşülecek.


Dili ve dilekleri bizlere yabancı gelen muazzam bir başka muhit içinde ne kadar azız. Bununla beraber hissediyorum ki şu mühim dakikalarda her zamankinden ziyade Türk'üz ve sayımız gittikçe çoğalıyor… Vücutlarını gördüğüm şu beş on kişinin etrafında, şimdi vücutları görünmeyen insanların hayalinden kocaman bir kafile daha var: Siperlerde bellerine kadar karlar için ölümle kucak kucağa olan yorgun, fakat hala dinç Türk delikanlıları gözümün önüne geliyor.


İşte otomobiller sisin içinden art arda fışkırdı.


Önce İstanbul heyeti geldi. Müessir İngiliz sessizliğinin içinde yüzleri tevekküllü bir heyecanla uçuklaşmış Türkler inmeğe başladılar. Son otomobilden Tevfik Paşa büyük oğlu İsmail hakkı beyin koluna tutunarak titreye titreye indi. Devletinin son yarım yüzyıllık sergüzeştini adım adım bilen ihtiyar vezir, cismani ıstırabından başka hiçbir telaş izi belirtmeyen yüzünü bir iki iltifat için hafifçe gülümsetti.


İstanbul heyetinden bir iki dakika sonra Ankara heyeti geldi.


Bekir Sami Bey en son otomobilden indi. Zayıf yüzlü, çoğu kısaca boylu, hemen hepsi sıcacık kürklere sarınmış Babıali murahhaslarından sonra Anadolu heyeti iri yapılı levent boyları ile dağlar arasında ve bozkırlar üstünde doğan yeni Türkiye’yi pek iyi belirtiyordu. Bunlar daha cevvaldiler, heyecanlı idiler. Zaten herkesin merakla gözetlediği bunlardı. Zira kaç aydır Avrupa basını, birer efsane kahramanı gibi hep bu ısrarlı insanlardan kah ‘dağlı’ diye, kah ‘gözü kızgın ve beyni çılgın’ diye bahsetmiyor mu? Nice İngiliz bakışları gördüm ki hayret içinde idiler. Zira öteden beri gazetelerde okuduklarına şimdi şu gözlerinin önündekiler uygun düşmüyordu: Birdenbire, yakışıklı, düzgün kıyafetli, meramdan merasimden anlar insanlar görüyorlardı!


Yakınımızda duran Müslüman Hintlilerden birinin, içinden dua eder gibi yavaşçacık: ‘Aleyküm avn Alla’ diyerek mendilinin ucu ile gözlerini, pek belli etmeden sildiğini nasıl unutabilirim!


(Kaynak: Milli Mücadele Cilt 7 / Ruşen Eşref Ünaydın / Syf 67)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG