8 Ağustos 1920 Pazar

İkinci Düzce ayaklanması. 300 Abaza, Düzce'yi basarak ateşe verdi. 1 3 Nisan' da başlayan birinci isyan, Bolu, Çerkeş, Safranbolu yörelerine kadar yayılmış ve açıldığı günlerde TBMM'ne zor günler yaşatmış, isyanı Çerkez Ethem'in Seyyar Kuvvetleri bastırabilmişti . Bu ikinci isyan 28'de söndürülebilecek. Geredeli isyancılardan Davudoğlu İbrahim Ağa, Kuvayı Milliye'ye katılmak istediğini bildirdi. İsteğin kabul edilmesiyle İbrahim Ağa, Kuvayı Milliyeci olacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 163)


Kılıç Ali'nin 11 Mayıs'ta ayrılması üzerine, Binbaşı Ali Şefik Bey, Antep'e gelerek Ozdemir takma adıyla Kuvayı Milliye'nin komutasını üzerine aldı. Ali Şefik Bey ateşkesten beri Suriye'de Fransızlara karşı yeraltı çalışması içindeydi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 163)


Fransız işgalini sona erdirmek için Güney Cephesi'nde kısmi seferberlik ilan edildi. Mustafa Kemal, 1 892- 1 899 doğumluların askere alınmasını emretti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 163)


Erzurum'da, Maarif Müdürü Mithat Bey, Öğretmen Okulu Öğretmeni Cevat Bey, Kolordu Kurmay Başkanı Binbaşı Mustafa Bey, Kolordu Komutanı'na giderek şehirde bir halk hükümeti kurulması gerektiğinden söz ettiler. Karabekir, Ankara'dan habersizce yapılan girişimleri ezeceği cevabını verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 163)


İstanbul İngiliz Ordulan Genel Karargahı'ndan İngiliz Savaş Bakanlığı'na: İstanbul Hükümeti, Anadolu'ya karşı kullanacağı, 25 bin kişilik kuvvetin silah, donatım ve yiyeceğini İngiltere'den satın almak istiyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 163)


1.Dünya Savaşı’ndan yengiyle çıkan devletler, 10 Ağustos 1920’de Paris banliyölerinden, porselen fabrikasıyla ünlü Sevres’de bir araya geldiler. Osmanlı Devleti’ne kendi varlığına son veren bir ‘barış’ anlaşması imzatılacak ve stratejik öneme sahip varsıl topraklar paylaşılacaktı. Hindistan ve Çin’e ulaşana ana ulaşım yolu üzerindeki Mezopotamya, Filistin ve Suriye ele geçirilecek, Anadolu parçalanacak ve Boğazlar denetim altına alınacaktı. Türkiye savaşın en değerli ganimetiydi. Stratejik önemi dışında, el değmemiş petrol yataklarına, bakır, gümüş, demir başta olmak üzere bilnen hemen tüm değerli madenlere ve ‘hidroteknik mühendislerinin yardımıyla muazzam ölçüde ürün verebilecek, olağanüstü verimli tarım arazilerine’ sahipti.


İtilaf Devletleri, Osmanlı topraklarını savaştan hemen sonra işgal etmiş, eylemsel olarak aralarında paylaşmışlardı. İstanbul’da askeri bir yönetim kurmuşlar, Meclis’i dağıtmışlar, hükumeti, her söyleneni yerine getiren bir kukla haline getirmişlerdi. Toprak paylaşımının biçim ve miktarı, savaş içindeki gizli-açık birçok anlaşmayla önceden belirlenmişti.


İstanbul mutabakatı (Mart Nisan 1915), Londra Anlaşması (26 Nisan 1915), Hüseyin McMahon Mutabakatı (Temmuz 1915-Mart 1916), Sykes Picot Antlaşması (16 Mayıs 1916), Saint Jean de Maurienne Antlaşması (18 Ağustos 1917), Balfour Deklarasyonu (2 Kasım 1917), Hogarth Mesajı (Ocak 1918), Yediler Deklarasyonu (2 Kasım 1917) ve San Remo Konferansı’yla (26 Nisan 1920) Yemen’den Balkanlar’a, Kafkasya’dan Efe adalarına, büyük bir coğrafyada sınırlar yeniden çizilmişti. Rusya’nın devrim nedeniyle paylaşım dışı kalması üzerine, San Remo’da gözden geçirilen yeni düzenleme, şimdi Sevres’de uluslararası anlaşmaya dönüştürülecek ve uygulanacaktı. 1916’da İngiltere’yle Fransa arasında yapılan Sykes-Picot paylaşım anlaşmasına soyadını veren İngiliz diplomat Sir Mark Sykes’ın (diğeri Fransız Charles François Picot), parlamento üyesi Aubrey Herbert’e yazdığı bir mektup, Sevr anlayışını ve Batı’nın Türkiye için beslediği duyguları açıklayan bir belge gibidir. Sykes mektubunda, Herbert’in Türkiye’ye yönelik düşüncelerinin yanlış olduğunu belirtir ve şunları söyler: ‘Türkiye diye bir şey, artık var olmamalı. İzmir Yunanlılara verilecektir. Antalya İtalyan, Suriye Adana, Güney Toroslar Fransız, Filistin ve Mezopotamya İngiliz, geri kalanlar İstanbul dahil Rus bölgesi olacaktır. Ayasofya’da Te Deum, Ömer Camisi’nde bir Nunc, Dimittis okutacağım. Bunu bütün kahraman küçük uluslar şerefine Galce, Lehçe, Keltçe, Rumca ve Ermenice okutacağız.’


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam / Metin Aydoğan / Syf 316)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG